Yeni Asya çınarından bir yaprak daha düştü

Her ölüm haberini aldığımda içimi tatlı bir hüzün kaplar, ahiret hayatı aklıma gelir. “Ben öldüğümde halim nice olacak?” diye endişe ederim. Sonra Cenâb-ı Hakk’ın rahmetini ve Üstadımızın müjdesini hatırlayarak ümitvâr olurum.

Bilindiği üzere inancımıza göre reca/ ümit ve havf/ korku arasında yaşamak esastır. Cenâb-ı Hakk’ın rahmetini ümit etmek  gerekmektedir.

Üstadımız Bediüzzaman, Risale-i Nur’un, şakirtlerine iki mühim neticeyi kazandırdığını; Biri: Kabre iman ile girmek, diğeri: Haberimiz olmadan Nur dairesinde takarrur eden (yerleşen) şirket-i maneviye-i uhreviye düsturu ile, bütün Nur Talebelerinin manevî kazançlarına ortak olmak olduğunu ifade  eder. (Kastamonu Lâhikası, YAN,2017, s. 273) Bu açıdan bakıldığında Nur Talebelerinin ölümü daha farklı olmaktadır.

Üstad’a ve Risale-i Nur’a sadâkat ve kanaat ile talebe olup, Nurlar yoluyla ihlâs ile iman ve Kur’ân hizmeti yapan Nur şakirtleri, vefat ettiklerinde büyük bir ihtimal ile kabre iman ile girerler, amel defterlerinin sevap bölümü açık kalır.

Onlar, bu dünyadan daha güzel olan Ahiret âleminin tarifsiz saadetine kavuşurlar. Orada başta Peygamberimiz (asm) olmak üzere sahabeler, asfiyalar (muhakkik âlimler), evliyalar, şehitler, salih insanlar ve bilhassa Üstad Bediüzzaman ve vefat eden Nur Talebeleriyle mülâki olurlar.

Son bir yıl içinde Nur dairesinde yaprak dökümünün hızlandığı müşahede edilmektedir. Daire içinde hizmetleriyle temayüz etmiş nice şahsiyet, terhis belgesini alarak ahiret yolculuğuna çıkmıştır.

Son olarak birkaç gün evvel Yeni Asya Medya Grup Yönetim Kurulu üyesi ve sekreteri, ayrıca gazetemizin yazarlarından Sabahattin Boyacı Ağabeyimiz ahiret yolcuları kervanına katıldı. Onun vefat haberini aldığımızda “Bir hizmet erini daha kaybettik” diye içimizi kasvetli bir üzüntü kapladı.

Samimiyetimize binaen merhum ağabey ile hizmete dair şifaî ve telefonla görüşmelerimiz olurdu. Bazen kendisi bizi arayıp “Ümraniye’de hizmetler nasıl gidiyor kardeş?” diye sorar, fikir alış verişinde bulunurduk. “Ben gazetede ara sıra yazıyorum. Sen benim yerime de yazıyorsun” demişti.

Biz Sabahattin Ağabeyi, ihlâslı, gayyur, kimseyi incitmeyen, bütün Nur Talebelerini kucaklayan ehl-i hizmet bir Nur Talebesi olarak biliyoruz. O şahıslara değil, şahs-ı maneviye ve Nur ölçülerine bağlanmayı sık sık vurgulardı. “Risale-i Nur ölçülerine göre hizmet sistemini camia içinde oturtmalıyız. Sistem oturmazsa sağlıklı ve kalıcı hizmet olmaz” derdi.

Evi Burdur’da olmasına rağmen, pandemi öncesinde YK sekreteri olması hasebiyle o, hizmet için zamanın çoğunu İstanbul’da ve gazetede geçirirdi. İşleyişte aksaklık yaşanması durumunda onu gidermek için hemen harekete geçerdi.

Onun takdire şayan diğer bir meziyeti de; camiaya ait malın ve paranın çarçur edilmeyerek doğru bir şekilde hizmete harcanmasında çok hassasiyet göstermesidir. O, Anadolu’da ve İstanbul’da hizmet amaçlı intikallerde cemaat malından harcama yapma hakkı olduğu halde, yol masraflarını kendi cebinden yapardı.

Cenab-ı Hak Merhum Sabahattin Ağabeye ve vefat eden diğer ağabeylere rahmet etsin, aile fertlerine sabr-ı cemil nasip etsin. Âmin.

Yeni Asya camiasının başı sağ olsun.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*