Sabahattin Bey; bizden de Üstad’a selâm söyle!

Bu gün (yazının yazıldığı gün) Salı Mart’ın dokuzu fahr-ı âlem Hazreti Muhammed’in (asm) Rabbine bedenen yükseldiği mübarek Mi’rac Gecesi’nin arefesi, Risale-i Nur’un sadık talebelerinden Sabahattin Boyacı’nın da ruhunun Rahman’a yükseldiği gün.

Bir gün önce muhabere ettiğimiz dâvâ kardeşimiz, ağabeyimiz Sabahaddin Boyacı’nın vefatı bütün camiayı sarstığı gibi beni de ciddî manada etkiledi ve ağlattırdı. ”İnna Lillâhî Ve inna ileyhi Raciun.“ Biz Allah’tan geldik ve yine Allah’a döneceğiz, demekten başka ne çare?

Vücudumuz kabir tarafına bir inişten koşar gibi gidiyor. Ömür binasından her gün bir taş düşüyor. Dünyayla bizi bağlayan ümitler, temeller birer birer kopuyor. Dünyadaki dost ve ahbaplardan ayrılmak zamanı gün geçtikçe yaklaşıyor. Her gün minare hoparlöründen, televizyon ve telefonlarla yakınlarımızın ölüm haberini duyuyoruz.

Aslında bize ölümü hatırlatan çok vasıtalar vardır. Ölümün keşif kolları olan ihtiyarlık, saçımızın ağarması, hastalıklar, trafik kazaları, zelzele ve savaş gibi ihtar ve ikazlarla ölüm yolculuğumuz devam ediyor.

Başkasının ölüm haberleriyle meşgul iken, ölüm yolculuğumuzu uzak görüyoruz. “Küllü âtin karîb” Her gelecek yakındır. İşte, ölüm!

Sabahattin ağabey de kim bilir arzu ettiği hizmet-i Kur’âniyye için daha çok hayalleri varken o hayallerini geride bırakıp, Üstadına, berzah âleminde anlatmaya ve paylaşmaya gitti. Sabahattin Bey; bizden de Üstada selâm söyle!

Sabahattin Beyin bir anekdotunu sizlerle paylaşmak istiyorum: Siirt’in Pervari kazasında karakol komutanı (asteğmen) olarak vatanî görevini yapmış, doğu insanları ile iç içe yaşamış, bölge insanlarının fakru halini kısa bir zamanda anlamış.

Sabahattin komutan, çevre halkıyla yakınlık kurmak, onlarla samimî olmak için Kürtçeyi öğrenmeliydi. Kısa bir zamanda önem arz eden birkaç kelime Kürtçe öğrenir. Görev icabı kendisine bağlı köylere gittiğinde köy halkı ile selâmlaşır, muhabbette vesile olan “Nasılsınız, Allah razı olsun, Allah’a ısmarladık gibi…” Kürtçe sözcükleri kullanır, halk ile samimî diyaloğu kurar. Halkı eğitime dâvet eder, kavga ve intikam alma zamanını geride bırakarak bölgenin sevilen bir komutanı olur.

Sabahattin Bey ile zaman zaman görüştüğümüzde, “hemşerim” diye ona hitap ederdim. O da “Memnuniyetle kabul ediyorum. Şark insanı mert ve cömert insanlardır. Ben orada askerlik yaptığım için bilirim” derdi.

Sabahattin Bey; sosyal bir yapıya sahip, kardeşler arasında ittihadı sağlamak onun öncelikli işiydi. Bazen evinden erkenden çıkar sabah namazını gazetede kıldığı olurdu. Bütün gayesi güzeli daha daha güzele götürmekti. O tavizsiz bir dâvâ adamıydı.

Hz. Ammar (ra) ölüme karşı olan arzusunu Sıffin Muharebesinde şöyle ifade eder: “Yarın dostlara, Hazreti Muhammed’e (asm) ve ashabına kavuşacağım!”

Her halde bu ifade ölümün arka ciheti itibariyle yeterli olsa gerek.

“Her nefis ölümü tadacaktır.” , Sabahattin Ağabey de bir nefisti o da ölümün arka cihetindeki güzelliğe kavuşmak üzere aramızdan ayrıldı. Allah rahmet etsin, mekânı Cennet olsun. Camiânın ve ailesinin başı sağ olsun.

 

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*