Şahısların vazifesi bitmiştir

Nurculukta herhangi biri ortaya çıkıp kendi bildiğini okuyamaz ve yapamaz.

Risale-i Nur’un dışına çıkıp malûmatfuruşluk da yapamaz. Üstadımız bize lâzım olan her şeyi Risale-i Nur’a derç etmiştir. Bunun dışında birileri öteden beriden nakillerle bizi oyalamasın. Çünkü Risale-i Nur Kur’ân ve hadisin bu asra bakan yüzünü bize aktarmıştır. Öyle ise hoca görünümlü ağzı kalabalık kimselere itibar etmeyelim.

Bazen bakıyoruz birileri “âyet böyle diyor, hadîsi şerifte şöyle geçiyor” diye devreye giriyor. Zannedersin ki bir şey biliyor. Aksine çok kere kafa karıştırıyor. Sen kimsin? Hangi sıfatla meydana çıkıyorsun? Zamanın imamı mısın? Ben de varım mı demek istiyorsun? Zaman ahir zaman ve fitne de çok dehşetli olduğuna göre çok, ama çok dikkatli olmamız gerekiyor. Fikir birliğini sağlayamayanlar bölünüp parçalanmaktan, dağılmak ve sağa sola savrulmaktan kurtulamıyorlar.

Fikir birliği şahıslarla değil, şahs-ı manevî ile sağlanır. Şahs-ı maneviyi temsil edenlerde seçimle belirlenir. Seçimde kıstas ehliyettir ve Risale-i Nur düsturlarına göre hareket etmektir. Bazen uyumlu heyet seçmek gibi arızalar ortaya çıkıyor. Ne demek uyumlu heyet ve neden ihtiyaç duyuluyor? Kendi aralarında uyumlu çalışmak gibi bahaneler geçersizdir. Hizmet-i imaniye hiç kimsenin şahsî malı değildir. Herkes Risale-i Nur’a göre tavır alacağına ve Risale-i Nur da ortada durduğuna göre uyumsuzluk ne demek? O yüzden şahs-ı maneviyi temsil edecekleri seçerken çok dikkatli olmamız gerekiyor. İşgüzarları değil, sabırlı aklıselim ve kalbi metin olanlara temsil yetkisi vermek lâzım.

Bizim bütün kardeşlerimiz, Nur’a gönül verenler mutlaka çok kıymettardırlar. Fakat herkesin istidat ve kabiliyetleri farklı olduğundan, herkesten her şey istenilmez ve istenilmemeli. Kaşın üstüne göz yapmayalım. Nasıl vücutta her aza münasip yerde ise biz de her kardeşimizi kabiliyetine göre istihdam etmeliyiz. “Ben varım” diyenlerden ziyade, istidatlı olduğu halde öne çıkmayanları teşvik edelim. Hizmette istikrarlı ve fevri davranışlardan uzak, mülayim kardeşlerimizi kucaklayalım. Çünkü ittihada şiddetle ihtiyacımız var.

Üstadımız Şuâlarda: “… ve bu cebbar kumandanların âdeta Eski Said’den korkmalarının Risale-i Nur’un ilerideki kahraman şakirdlerinin şahs-ı manevîsinin harika bir kuvveti ve Risale-i Nur’un parlak bir kerameti olduğu yazılıyor” şeklinde ifade ettiği meseleye dikkat etmeliyiz.

Kastamonu Lâhikasında: “Tesanüdünüzden hâsıl olan bir şahs-ı manevînin fevkalâde ehemmiyet ve kıymeti ve üstadlığı ve irşadı bize kâfidir” deniliyor. O zaman o kıymete haiz olan şahs-ı manevîyi ne kadar sağlıklı oluşturursak, emanete o kadar sahip çıkmış oluruz.

Sabahattin Boyacı

 

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*