Seyyar süt fabrikaları

Ehlî hayvanlarda da sizin için birer ibret vardır. Onların karınlarında, kan ve fışkı arasından çıkan ve içenlerin boğazından kolayca geçen halis bir sütle sizi besleriz.” (Nahl Sûresi, âyet 66)

Kur’ân-ı Kerîm’in çoğu âyetleriyle bizleri tefekküre ve ibret gözüyle etrafımızı incelemeye dâvet eden Cenâb-ı Hak, ülfet ve ünsiyetten dolayı göremediğimiz hârikulâde varlıklara ve san’atlarına dikkatimizi çekmektedir.

“Niçin bakmıyorsunuz? Neden görmüyorsunuz? Niçin ibret almıyorsunuz? Neden akıl etmiyorsunuz?“ gibi benzeri âyetlerle yapılan sorgulamalar, insanın gafletini dağıtmak ve nazarları Allah’a yöneltmek içindir. Zira insan, nisyandan alındığı için nisyana müptelâ olup Rabbini unutmakta, intizam ve hikmetle yaratılan varlıklardan ziyade, intizamdan çıkan nadir fertler dikkatini çekmektedir. İki başlı, üç ayaklı veya başka arızalarla yaratılanlar, büyük bir velvele ve şaşaa ile lanse edilmektedir. Ters bir mantık işletilmektedir.

Kur’ân-ı Hakim ise, sıradan telâkki edilen mu’cize san’atlar üzerindeki ülfet perdesini yırtıp atarak, âdiyât altındaki hârikulâdelikleri göze gösterir. İşte Nahl Sûresi’nden iktibas ettiğimiz yukarıdaki âyet, hiç düşünmediğimiz veya düşünme ihtiyacı hissetmediğimiz bir konuyu nazara sunmakta ve Allah’ın varlık ve birliğine delil getirmektedir.

Tevhid nazarıyla ve Allah hesabına bakıldığı zaman, İlâhî güzellikler göze görüldüğü halde, O’nun hesabına olmayan bakışlardan o güzellikler gizlenmektedir. İnsanî veya hayvanî bütün validelerin yediklerinden hem et, hem kan ve fışkı, hem de hâlis, bembeyaz, gıdalı bir süt yaratılmaktadır. O sütün yaratılışı başlı başına bir mu’cizedir. İnek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanların vücutlarını seyyar bir süt fabrikası hâline getiren Sonsuz Kudret, yedikleri aynı maddelerden, birbirinden tamamen farklı şeyleri icat etmektedir. İneğin memesini jiletle hafif çizerseniz kan, sağsanız süt fışkırıyor. Kan ve fışkı arasından, bulaşmadan, bulandırmadan, tertemiz ve sâfi sütün akması, onunla hem yavruları, hem de bizleri rızıklandırması, Rezzak-ı Kerim olan Allah’ın sonsuz rahmet ve keremini göstermiyor mu?

Yeryüzündeki bütün süt veren hayvanların sütlerini bir nehre boşaltsanız, akıp giden sütten bir nehre şahit olursunuz. Dünyada zâhirî sebepler perdesi altında iş gören İlâhî Kudret, bütün sebepler perdesinin ortadan kalktığı ve doğrudan doğruya Sonsuz Kudret’in iş gördüğü Cennet âleminde, Kur’ân âyetlerinin diliyle, mü’min kulları için baldan, şerbetten, berrak sulardan ve sütten nehirler hazırladığını haber vermektedir. Dünyadaki örneklerini fiilen gözlere gösteren Allah’ın, sonsuz kudretine, bahsi geçen nehirleri yaratmak zor gelmez. Zaten, o kudret için zorluk-kolaylık söz konusu değildir. Az çok, fert nev’, çiçek bahar, dünya ve ahireti yaratmak, hepsi onun için aynı derecededir. Kudretinde mertebe yoktur. Çünkü, o kudretin zıddı olan acizlik içine giremez. Zıt girmeyince de mertebe olamaz. Mertebe olamayınca da sonsuzdur. Sonsuz olunca da bütün kâinatı yaratmak, bir insanı yaratmak gibi o kudrete kolay gelir.

Bir başka nokta da, seyyar süt fabrikaları olan o varlıklar hamileyken sütleri yoktur. Doğum yapar yapmaz arkadan süt gönderilmektedir. Hem ağız sütü denilen ve bir hafta kadar süren o ilk süt, yeni doğan yavrunun muhtaç olduğu vitamin ve mineralleri içinde bulundurmaktadır. Demek ki, yavruyu Yaratan, onun neye muhtaç olduğunu bilmekte ve en münasip vakitte o lâtif, temiz, berrak ve gıdalı sütü arkasından göndermektedir.

Üniversitelerde süt kürsüleri vardır. Süt hakkında bilgi edinerek profesörlüğe kadar yükselme durumu olmaktadır. Sütü imal etmek, süt hakkında bilgi sahibi olmaktan daha üstündür. O sütün Allah tarafından yaratıldığını kabul etmemek, ineğin profesörden daha üstün olduğunu kabul etmek gibi gülünç bir sonucu doğurur.

Düşünen topluluklar için bu hârika san’atlarda birer ibret vardır. Düşünüp ibret alabilenlere ne mutlu!…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*