Çekirdeklerdeki mu’cize

Tevhid, nübüvvet, haşir, adalet ve ibadet esasları gibi dört ana maksat için indirilen Kur’ân-ı Kerim’in en çok üzerinde durduğu temel mesele tevhid hakikatidir. Çünkü diğer bütün iman hakikatleri ona bağlıdır. Allah’ın varlık ve birliği olmadan diğer rükünler gerçekleşemez. Onun için, tevhid meselesi Kur’ân’ın bütün sûrelerinde, hatta âyet ve cümlelerinde ya doğrudan veya dolaylı yoldan nazara verilir.

“Neden düşünmüyorsunuz? Neden bakmıyorsunuz? Niçin ibret almıyorsunuz? Niçin aklınızı kullanmıyorsunuz? Düşünen topluluklar için bunlarda nice deliller vardır.” meâlindeki âyetler, etrafımızdaki varlıklara ibretle bakmaya ve aklımızı kullanmaya bizleri dâvet etmektedir. Ancak, insanların çoğu gaflet ve ünsiyetten dolayı etrafındaki varlıklara Yaratıcısı hesabına bakamaz ve bu yüzden ibret alamaz. Bomboş geçen anlamsız ve ibadetsiz bir hayattan sonra göçüp gider. Dünyasını mutsuz ettiği gibi âhiret hayatını dahi berbat eder.
Yaratılmış bütün varlıkların başlangıçları nutfeler, yumurtalar, tohumlar ve çekirdeklerdir. Bunların da temel maddesi hidrojen, oksijen, karbon ve azottur. Bu maddelerin farklı karışım ve düzeninden yüz binlerce bitki ve hayvan türü yaratılır. Sayısız efradı bulunan o türlerin her biri, Yüce Yaratıcıya nihayetsiz dillerle şahitlik ederler. Zira her birisi muhteşem bir san’at eseridir.
Bir elma çekirdeği bir elma ağacına hamile olduğu gibi, o ağaç dahi meyve içindeki çekirdekle hamiledir. O çekirdek içine kader kalemiyle yazılan ve göze görünmeyen mükemmel bir proje, sonra muhteşem bir san’at olan elma ağacı şeklinde göze görünür ve İlâhî Kudrete delil olur. Bediüzzaman Hazretlerinin verdiği misâl bunu ne güzel izah eder: “Nasıl ki, göze görülmeyen eczalı bir mürekkeple yazılan bir kitaba, o yazıyı göstermeye mahsus bir ecza sürülse, o koca kitap birden her bir göze vücudunu gösterip kendini okutturur. Aynen öyle de; o Kadîr-i Ezelî’nin ilm-i muhitinde, her şeyin sûret-i mahsusası, bir miktar-ı muayyen ile taayyün ediyor. O Kadir-i Mutlak, emr-i kün feyekûn ile o hadsiz kudretiyle ve nâfiz iradesiyle, o yazıya sürülen ecza gibi, gayet kolay ve sühûletle, kudretin bir cilvesi olan kuvvetini, o mahiyet-i ilmiyeye sürer, o şeye vücud-u hâricî verir, göze gösterir, nukuş-u hikmetini okutturur.” (Lem’alar, s. 534)
“Her şey kendi kendine oluyor, sebepler yapıyor yahut tabiat kanunları yaratıyor.” iddiasında bulunan tabiatperestlere karşı, eşyanın nasıl yaratıldığını sorduklarında verdiğimiz cevap bu tarzdadır. Yani; Allah (cc) sonsuz ilmiyle, her şeyin başlangıcı olarak yaratmış olduğu yumurta, nutfe, tohum ve çekirdeklere kader kalemiyle, istediği tarzda plân ve projeyi yazar. Sonra sonsuz kudretiyle atomları tahrik ederek “Ol” emriyle plâna göre onları şekillendirir, gözle görülmeyen o plânı muhteşem bir san’at harikası olarak gözler önüne serer ve varlığına onları delil eder. Tabiatçıların ise, bu san’atlı varlıkların icadına hiçbir inandırıcı izahları yoktur ve olamaz. Ancak, kendilerini ve taraftarlarını kandırırlar. Hâlbuki göz yummakla gece olmaz. Gözünü yuman, yalnız kendisine gündüzü gece yapar.
Çekirdeklerin her birisi bir mu’cizedir ve içinde milyonlarca gen barındırır. Bütün dünyanın teknolojisi bir araya gelse bir çekirdek yapıp ondan bir ağaç çıkaramaz. Vaktiyle Japonlar pirinç unundan pirinç tanelerini üretip pilâv da yapmışlar. Lâkin toprağa ektikleri zaman sonuç alamamışlar. Elbette alamazlar. Çünkü o pirinç tanelerine kader kalemiyle plân yazmak, ancak sonsuz kudret sahibi olan Allah’a mahsus bir keyfiyettir.
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri de bunları sürekli nazara verir: “Eğer dense: ‘Neden en çok misâlleri çiçekten ve çekirdekten ve meyveden getiriyorsun?’ Elcevap: Çünkü onlar hem mu’cizât-ı kudretin en antikaları, en hârikaları, en nâzeninleridirler; hem ehl-i tabiat ve ehl-i dalâlet ve ehl-i felsefe onlardaki kalem-i kader ve kudretin yazdığı ince hattı okuyamadıkları için onlarda boğulmuşlar, tabiat bataklığına düşmüşler.” (Sözler, s. 146)
Elma, armut, kayısı, kavun ve karpuz gibi çeşitli meyveler yenirken, onlara bir de bu gözle bakmak gerekmez mi? Bu kudret mu’cizelerine hangi tabiat karışabilir? Hangi tesadüfün eli bulaşabilir? Hangi sebeplerin eli ulaşabilir?

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*