Tahavvülat-ı zerrattaki ihtizaz frekans olabilir mi?

“İhtizaz”, Arapça “hezz” kökünden türetilmiş; titreşim, şevk ile hareket, deprenme, ferahlama anlamlarına gelen bir kelimedir.

Frekans ise belirli bir zaman dilimi içindeki titreşim sayısıdır. Bir olayın birim zaman içinde hangi sıklıkta, kaç defa tekrarlandığının ölçümüdür. “Frekans” kelimesi bir fizik kavramıdır ama bizim tahminlerimizin ötesinde onun çok daha büyük anlamları vardır. Kâinatta her şey lisan-ı mahsusla zikir ve tesbih halindedir. İşte bu zikir ve tesbih karşımıza ihtizaz, titreşim olarak çıkmaktadır. Tüm bunları bilim dili ile ifade edecek olursak her şeyde bir frekans vardır.

Nitekim “Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ı tesbih eder. O mutlak galip, hüküm ve hikmet sahibidir.”1 ayeti de bu gerçeğe işaret etmektedir. Buradaki tesbihin ve zikrin dili ihtizaz yani frekanslardır.

Kuantum fiziği ile öğrendiğimiz bozon, lapton, kuark gibi atom altı parçacıklardan; gezegenlere, yıldızlara, galaksilere kadar tüm varlıkların fiziksel özellikleri, sesleri, hareketleri, ışıkları, hızları frekanslarla, yani yaydıkları dalgaların titreşimleri ile bilinir. Frekansları; günlük hayatta hastanelerin yoğun bakım servislerindeki yaşam destek cihazlarının dijital göstergelerinde, bir arada görürüz. Hastanın tansiyon, nabız, oksijen seviyesi, kalp EKG’si ve beyin fonksiyonları gibi hayatî bilgiler frekans dalgaları halinde cihazdan akar, dalganın yatay bir çizgiye dönüşmesi ise çoğu zaman her şeyin bu dünya için bittiğini gösterir.

Vücudumuzun orkestra şefi olan beyin de dalgalar neşrederek çalışır. Delta, teta, alfa ve beta dalgaları küçükten büyüğe doğru beynin şuur düzeyini belirler.

Çelik; indüksiyon akımları vasıtası ile, içindeki elektronların hareketleri hızlandırılıp yavaşlatılarak ısıtılabilir ya da 1600 santigrat dereceye getirilerek eritilebilir. Hz. Davud’un (as) ilk zırhı yaparken; bir mucize eseri olarak demiri hamur gibi yumuşatıp şekil vermesi sırasında, belki de bu ilmi Allah (cc) ona talim etmiştir.

Işınların özel bir düzenek vasıtasıyla yoğunlukları artırılıp çok yüksek frekanslara getirilmesi ile elde edilen lazer, hassas göz ameliyatlarında kullanılabildiği gibi savunma sanayiinde yüksek tahrip gücüne sahip lazer toplarında da kullanılabilmektedir.

Depremler de dalgalar halinde gerçekleşir. P, S ve yüzey dalgaları şeklinde, farklı frekans ve etkilerde meydana gelerek yerin ya da suyun deprenmesi şeklinde İlâhî bir tasarruf olarak ortaya çıkar. Ayrıca şifahanelerde su sesi ile, klasik musikînin makamları vasıtası ile ve sanatsal faaliyetlerle yapılan tedavilerde hastaların hastalıklarına uygun frekanslarla hem bedensel hem de ruhsal iyileşmelerin sağlanması da “frekans” kavramının adı konulmasa da öneminin asırlardır bilinmekte olduğunu ispat eder.

Frekans değiştiriciler üzerinden frekanslar değiştirilebildiği gibi, insanlar da frekanslarını değiştirerek ya da frekanslarını muhataplarına uyumlu hale getirerek farklı iletişim boyutlarına geçebilir. Hz. Süleyman (as) gibi kuşlarla, Hz. Davud (as) gibi dağlarla konuşabilir. Hz. Peygamber (asm) gibi tüm varlıklarla iletişim kurabilir.

Bu misaller aynı zamanda vahidiyet tecellîsi olarak “Kanun bir silsiledir, ef’âl [filler] onunla bağlıdır.” hakikatinin tereşşuhatıdır. Frekans bir kanundur. Bu kanuna, hayatın her safhasındaki benzer fiiller bağlıdır. Bunlar da bir Mukannin’in [kanun koyucu] varlığını ispat eder.

Tüm bu gerçekler Bediüzzaman tarafından; zerrelerin hareketi başta olmak üzere, kâinattaki tasarrufat-ı İlâhiye’nin; Levh-i Mahv ve İspat’ta, kudret kelimelerinin yazılması için harekât ve manidar ihtizazat [titreşim, frekans] olarak yorumlanır. Bu yorum içinde gaybî âlemlerden görünen âlemlere varlıkların çıkması da “ihtizaz” yani “frekans” olarak ifade edilir.

“Evet, tahavvülât-ı zerrat [zerrelerin dönüşümü] âlem-i gaybdan [görünmeyen âlem] olan her şeyin geçmiş aslında ve gelecek neslindeki intizamata medar ve ilim ve emr-i İlâhî’nin bir ünvanı olan İmam-ı Mübin’in düsturları ve imlası tahtında ve zaman-ı hâzır ve âlem-i şehadetten teşkil ve icad-ı eşyada tasarrufa medar ve kudret ve irade-i İlâhiye’nin bir ünvanı olan Kitab-ı Mübin’den istinsah [çoğaltma] ile ve seyyal zamanın hakikati ve sahife-i misaliyesi olan Levh-i Mahv-İsbat’ta [yaratma ve yok etme için misalî levha] kelimat-ı kudreti [kudret kelimeleri] yazmak ve çizmekten gelen harekâttır ve manidar ihtizazattır.”2

“Halbuki işin doğrusunu Allah bilir.”3

Dipnotlar:

1- Hadid Suresi, 1. Ayet meali
2- Sözler, 30. Söz
3- Âl-i İmran Suresi, 66. Ayet meali

Mehmet PEKEL

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*