Alman milletinin başı neden dumanlı?

Habbe & Kubbe

Asırlık çınarların kadim bereketli topraklara tutunarak, semayla avuç avuca verdiği ve zümrüt çimenlerle giyinen buğulu şehir parklarında, koşu yapanlar, oynayan çocuklardan daha mı fazla diye düşünürken, akşamın tatlı melteminde, yürüyüşüm esnasında fark ettim gerçeğin soğuk kokusunu… ”İçenler hepsinden daha çok“ dedim seslice. Hatta yeşil alanların çocuklara ayrılmış korunaklı bölümlerinde, pedagojik tasarımlarla oturtulmuş eğitici oyun mekaniklerinin hemen yanında, anneler için konmuş banklara oturup, dertlice –aleni- içen efkarlı kadınları, miniklere yakın bir halde görünce, bende de bir efkardır başladı… ”Ne oluyoruz?” diye titreyerek, çocuklarla bankların arasına perde öresim geldi. Evet, neler oluyordu bu Alman Milletine… Anane, babaanne, amca, dayı olacakları yerde “Batsın bu dünya“ serzenişinin fiili durum halleri sergilemek de neyin nesiydi böyle… En çok rağbet gören mesleğin ‘Sosyal Pedagoji’ olduğu bir ülkede, bu manzaralarla karşılaşmak insanı cidden şaşırtıyor değil mi?

* * *

Türkiye’de gece saat 22.00’den sonra içki satışının yasaklanması dinsiz Alman basınında yasakçılık ve kısıtlayıcılıkla yorumlanadursun; Almanya’da içki, en önemli bağımlılık problemi olarak güncelliğini koruyor. Oysa üreticilerle adeta ağız birliği etmiş tüketiciler, asıl tehlikenin eroin ve kokain olduğunu söylese de bu bilgi kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Çünkü Almanya, uyuşturucu ile mücadelede dünya ülkelerinin hayli ilerisinde.

Almanya’da Sokak ve caddelerde ellerinde bira şişeleri ile gezen gençleri görmek öylesine kanıksanmış ki, adeta araba gazlarının kokuları kadar, meretin kokusu da genzinize sıkça çarpıyor. İstatistiklere göre her beş kişiden biri mutlaka alkol sorunu yaşıyor. Hastane acillerine yansıyan rakamlar ise sorunun her geçen yıl daha da arttığını ve kullanım yaşının gittikçe düştüğünü gösteriyor. 12-15 yaş arası gençler ¼ oranında alkol alıyor ve genç beyinler ciddi anlamda sarsılıyor, zayıflıyor. Çünkü alkol, beynin yeniden kalıba döküldüğü dönem olan ergenlikte beynin hipokampüs, yani hafıza ile ilgili tüm birimlerini küçültüyor. Bu bölgenin küçük kalması ileride telafisi imkânsız problemlere sebep oluyor. Sosyal ilişkileri, öğrenmeyi, değerlendirmeyi ve yorum kabiliyetini yitiren genç adeta yürüyen nebati bir canlıdan farksız hale geliyor. Alman Bağımlılık Sorunları Merkezi (DHS) sadece hafta sonları maruz kalınan sarhoş olma halinin bile bu zararı vermeye yeteceğini açıklıyor.

Avrupa’nın geçici sefahat göç merkezi tek şehirlik ülke, Lüksenburg’u saymazsak Almanya ve Avusturya dünyada en çok alkol tüketilen ülkelerin 3.’sü maalesef. Uzmanlar sigara tüketimindeki azalmaya ait başarılarında, devlet ve özel sektör tarafından gösterilen gayretin rolünü önemli bulurken, aynı gayretin alkolde gösterilmediğinden şikâyetçiler. Nitekim reklam panolarında ve sosyal ağlarda “Rauchen kann tödlich sein” (Sigara ölümcül olabilir) gibi sloganlar resim ve videolu uyarıcılara sıkça rastlandığı halde, aynı panoların alkol tüketimini adeta teşvik eder mahiyette kullanılması düşünenler için elbette ibretlik…

* * *

Dünyaya çalışmak, Allah’ın isimlerini fen ve teknolojiyi tekâmül ettirerek sergilemek üzere gelmiş bir millet kimdir, deseniz hiç şüphesiz “Almanlar” diye cevap verecekler o kadar çoktur ki… Oysa içki müptelalıkları ciddi anlamda iş gücü kaybına sebep olduğu için artık onları o tahtlarından indireceğe benziyor. Çünkü her 4 alkolikten biri işinden atılıyor ve bakımı devlete yük haline geliyor. Bağımlıların aldıklar sağlık raporları ile çalışamama durumları ise ciddi aksamalara ve ekonomik kayıplara neden oluyor. (yılda 2 milyar aiçkivro). Zaten nesil zafiyeti ve aile kurma zorluğu çeken Almanya’da içkiye bağlı ölümler hiç azımsanacak gibi değil. Her sene 14 bin kişi buna bağlı sebeplerle hayatını yitirtiyor, Almanya’da. Verileri arttırmak mümkün… Fakat asıl mesele bir insanlık katili olan bu zehrin bilinçli olarak neden servis edildiği.

* * *

Ziya Paşa’nın, “Mey neşveye de zevke de mahsus değil, belki erbab-ı gamı tez öldürmek içindir” demesi gibi, küresel insaniyet ve ahlak düşmanları, her yolu kendi planlarını uygulamak için mübah sayıyorlar. Zamanın işgalci ve sömürgeci İngiltere’si, Avustralya’yı işgal ettiği vakit yerli halk Aborjinlerin kendilerinden ciddi talepleri ol(a)maması için onları bir şekilde içkiye alıştırırlar. Adetlerine o denli düşkün prensipli bu kabileyi bile zamanla pejmürde bir hale sokup, ölümün yavaş çekim halini yaşatan alkol, belkide aborjinleri vuran ilk darbedir, değil mi?

Şairlerin ve düşünürlerin ülkesi Almanya…

Düşüncenin, hikmetin Hak Dinin filizlenebileceği bu ülkeyi, içirerek, hile ile uyuşturmak isteyenler olabilir mi sizce?

Çeşitli sıkıntılarla geleceğini göremez hale getirip, içki ile bunları düşünmesini engellemeyi hedefleyen küresel dinsizlik ve sefahat hareketi bütün mukaddes ve nezih kaleleri tarumar etmek için sürekli, enstitüler düzeyinde çalışıyor. Bediüzzaman Hazretleri’nin, ‘ikinci Avrupa’ diye isimlendirdiği bu cereyan, Avrupa’nın bir doğusunda bir de batısında, biri gizli biri aşikâr, ortaya çıkacak İslam’a musahhar devletlerin geleceğini karartmak için hayli zamandır mesai yapıyor. Avrupa ve özelikle Almanya’da Kuran’ın zamanımızdaki tefsirini yaşamaya ve yaymaya çalışanların çabalarını boşa çıkarma neticesini veren bütün menfi çalışmaların farkına varıp, Hz. İsa’nın cemaatine maddi- manevi destek olmak, mesleğimizin gereğidir kanaatindeyim. Bir sonraki yazımızla bu farkındalığa birkaç husus daha ilave edeceğiz.

image_pdfimage_print
Nuray Bulut

Eğitimci / Araştırmacı Yazar

BENZER KONUDA MAKALELER:

4 Yorum

  1. Almanya hakkında pek çok kimsenin görmediği veyahut görmezden geldiği bu dehşetli problem hakkında bilincimizi uyardınız, Allah razı olsun. İnșaallah insaniyet namına, kötülüklerin anası olan içkiyle savaşmak üzere oradaki İseviler ve Müslüman cemaatleri arasında bir koalisyon olur en yakın zamanda.

  2. Fevkalade açıklayıcı ve bilgilendirici olduğu kadar, tehlikenin dehşetini ruhlara yansıtıcı bir yazı olmuş. Allah ders almayı nasip etsin ve üstadımızın bahtiyar milletten dediği Almanları bu illetten kurtarsın. Amin.

  3. Ufuk açıcı, kucaklayıcı ve bilgilendirici yazılarınızın sıklıkla devamını diliyoruz.

  4. Aydınlatmalarınız için teşekkür ederiz.
    Tahrifatın bu boyutlara gelmesi endişe verici.
    35-40 sene evvel orada yaşayan biri olarak çok üzüldüm.
    Deccalizim dünyanın her tarafını sefih medeniyetiyle tarumar ediyor malesef.
    Mehdinin talebelerine çok vazife düşüyor.

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*