Sanal alemin gerçekleri

HABBE & KUBBE

Son yıllarda üzerinde en çok tartışılan münazara konusu, “Çocuğun gelişiminde aile mi önemli, çevre mi?” olduğunu bilirsiniz. Kazanan taraf, savunmayı iyi beceren taraf olur ya, münazaralarda. Yine de genellikle “aile” tarafının üstün geldiğine çoğu zaman şahit olmuşuzdur. Oysa artık bu ikileme, bir üçüncüsü eklenmeli değil mi: “Çocuğun gelişiminde “sanal âlemin” fonksiyonu nedir?

Düşmanları hackerler olan, bir günahın bir anda milyonlara katlandığı yayılanlıkta, içinde  ‘gerçek’lerden ince kıvrımları barındırsa da, ‘yalan’ın yüksek çekim kuvvetinde olan, aileyi de, çevreyi de mağlup eden bir çocuk gelişim aracıdır, sanal âlem…

İmtihan mecrası olan dünya, ikinci yaradılışa şimşek süratinde yol alırken, hesabın şiddetlendiğini, kabir kuyusunun genişlediğini çoğu zaman unutuyoruz. Bundan seksen sene önce günde otuz bin cenazeyi mevcine katan dünya, bugün her beş saniyede, on insanın ölümüne, yani günde ortalama yüz yetmişikibin sekizyüz (172 800)insanın vefatına şahitlik ediyor. Göz açıp kapayıncaya kadar olacak olan şey sadece kıyamet değil, onun alametleri de aynı hızla, ihmal ettiğimiz boşlukları dolduruveriyor, biz henüz geçmişin klişe modellerini konuşurken. TV veya kirli magazin tehlikesini bile henüz teslim etmemişken, bir “sanal âlem” faciasıyla dört tarafı kuşatılmış çocukları gören “tecrübeli” eğitimciler elleri bellerinde bakışıp duruyorlar, şaşkınlıkla etrafa. İşte “inne’l insane lefi husr” ayet-i celilesi daha canlı bir nida ile sesleniyor bu zaman insanına…

Eskiye nazaran daha acımasız bir kulvarda yarışıyoruz. Eskiden de ahir zamandı ama görünenlerle mücadele içindeydik. Şimdi ise, radyasyon gibi, virüs sinsiliğinde, hayalet sessizliğindeki zararlılar etrafımızda kol geziyor. Ailenin eğitimdeki rolü öylesine azalmış ki; insi şeytanlarla manipüle edilen çocuk, manyetizmalı odakların kontrolüne geçmiş. Çevreye ise zaten aldırdığı yok, çünkü arkadaşı yok! Tek umursadığı iki yaşında tanıştığı entrikacı dostu: SANAL ÂLEM.

Aile ve çevre düzenlemesinden başkaca istinat noktaları aramaya başlayan eğitim camiası için, bu ve gelecek asrın devalarını içeren formüller hayati önem taşıyor. Şakası yoktu, artık hiç şakası yok. Maneviyatsız, tatminsiz, sosyal medya buhranını ailenin tam da içinde yaşayıp kurtulamayan yeni nesiller evlerimizde patlayacak birer düdüklü tencere misali bekliyorlar. Akıl sahibi her anne baba, kollarını sıvamak zorunda…

Bir ehl-i keşfin kırk vefiyattan iki veya üç tanesinin kurtulduğunu keşfetmesi, ahiret endişesi açısından gece uykularımızı kaçırmıyorsa, şaşmak lazım! Dünyanın sınav ve makamlarında en önde olmalarını istediğimiz evlatlarımız, Büyük Finalde ebediyen kaybedeceklerse, buradaki mamur hanelerimizin, dolgun gelirlerimizin bize faydadan çok zarar getirdiğini akıl gözümüzle görmeli ve hakikatlere tam manasıyla yönelmeliyiz.

Asrın Kur’an Müfessiri Bediüzzaman’dan, ikinci çarpıcı misal ise, bin ve on çekirdeği olan bir bahçedir. Ahir zaman bahçesidir orası… Çekirdeklerin bini bozulacak, on tanesi meyve verecektir. Yüzde 1,01 bir kurtuluş ihtimalidir bu. Ya çürüyeceksin veya neşv-ü nema bulacaksın. Üç çocuğunuz varsa üçünün de meyveye duranlardan olma ihtimalinin zayıflığı, acı gerçeği yüzümüze vurmalı değil midir? Zayıf çekirdeklerin yarışını” bitiş” çizgine ulaştırması düşünülemez. Hayal kurmayalım. Yumuşak dokunuşlu, medeni kapılardan giren ‘tuş’ ve ‘cep’ kadar yakın, görünmeyen düşmanlar,  zaaflarımızdan yakalamak için sıra bekliyorlar.

Bize kendisi çürümemiş bir çekirdek olup, habbeciklerini de çürütmeyecek hamiyete sahip bahçıvanlar lazım. Çalışıp araştıran, okuyup dinleyen, acil durum sinyali alıp koşuşturan duyarlı ebeveynler lazım. Ahir zaman güneşi o bahtiyar anne-babaların habbelerine feyiz veriyor yalnız. Titreyen dünyanın suları, doğru kaynağı şuurluca bulmuş eğitimcilerin işaret ettiği toprakları suluyor. Cemreler nura düşüyor artık, her köşeye değil. Kim talep ediyorsa ona yöneliyor hayırlar. “Men talebe vecedde vecede”düsturunca işinizi tesadüfe bırakmayın, derim.

YAZDIR

Eğitimci / Araştırmacı Yazar

BENZER KONUDA MAKALELER:

1 Comment

  1. Zaman ilerledikçe imtihanımız ağırlaşıyor mu… Yani bu mücadeleyi kazanmamız için daha çok okumalı,hassasiyet göstermeli ve ehl-i nur ile dayanışma içine girmeliyiz… Çok ince, çok garip ve çok zor imtihanlardan geçiyoruz… Başarabilirsek mükafatı da o denli güzel olacak inşaallah… Tebrikler…

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*