Neoconlar Rusya’dan intikam alıyor…

Bediüzzaman Hazretlerinin “ahirzaman atlasını” nazardan kaçıranlar, hadiseleri doğru okumakta fevkalâde zorlanırlar. Bir de neocon-neoliberal ittifakının finanse ettiği medyayı takip ediyorlarsa, içinden çıkılmaz labirentlere mahkûm olurlar.

Said Nursî Hazretleri henüz 20. yüzyılın başında; devletler ve milletler savaşının “tabakat-ı beşer” yani sınıflar savaşına yerini terk ettiğini haber veriyor. Bundan böyle bir Amerika-Rusya, Almanya-Fransa veya Avrupa-Asya savaşı bekleyenler yanlış yerlere bakıyorlar. Düne kadar Rusya ile müttefik olan Ukrayna’yı -Gürcistan’da olduğu gibi- Rusya ile karşı karşıya getirenlerin neocon ve neoliberaller olduklarını anlayamayanlar, bir AB-Rusya çatışmasını daha çook bekleyecekler. Fakat çatışmayı organize eden ve gizlice destekleyen Merkel ekibi, Rasmussen ve kısmen İngiltere’yi arkada göremeyenler, Vladimir Putin’in neden Kiev’e saldırmadığına hayret ediyorlar. Daha doğrusu, durup dururken Kiev sokaklarındaki serserilerin çıkardığı isyanların mahiyetini de bilemiyorlar. Halkın önemli desteğine sahip Janukoviç’in Rusya’ya kaçmasını organize eden hadiselerin kimler tarafından finanse edildiğini bilmeden Ukrayna’daki meselenin mahiyeti elbette anlaşılmaz. Kiev’de oturanların buradaki hadiselere yabancı kaldıklarını; Tahrir, Halep, Musul ve Bingazi’de olduğu gibi olayların ithal ajan ve teröristlerle planlandığını hep sonradan öğreniyoruz.

SURİYE İNTİKAMI

Neoconlar “Arap Baharı” senaryosuyla BOP coğrafyasındaki değişimin tamamlanacağına o kadar angaje olmuşlardı ki… Pentagon merkezli devrimlerin durdurulabileceğine önce inanamadılar, fakat yaşadıkları süreç onların karizmalarını hem Washington’da ve hem de Brüksel’de yerle bir etti.

Yahudi asıllı medya ile iş adamlarının girişimleri, Putin aleyhindeki küresel propagandalar, neoliberallerin “Femenleri”, meydanları dolduran toplama ajanlar, neoconların devrimlerini tamamlayamadılar. Ve bunun faturasını Rusya’ya ödetmek üzere Rasmussen ve Merkel kanalıyla Ukrayna’yı karıştırdılar.

Ukrayna hadisesinde hem ABD ve hem de AB’de iplerin tamamen birinci Avrupa’nın elinde olmadığını gördük. Obama’ya rağmen John Kerry’nin Kiev’de meydan konuşması, Rasmussen’in ısırıcı ve saldırgan üslûbuyla ortalığı velveleye vermesi ve Merkel’in koalisyon ortaklığına rağmen buradaki ateşe benzin taşıması neocon ve neoliberal ittifakının Batı merkezlerindeki tesirini az çok gösteriyor.

Neoconlar AB’yi Ukrayna’da meşgul etmeseydiler global serserilerini IŞİD ile Irak’ta organize edemezlerdi. Yani AB öyle veya böyle müdahale ederdi. Dünyayı Kiev ile meşgul ederken hem IŞİD operasyonları başladı, hem de neocon tetikçisi Netanyahu mazlûmlara alçakça saldırma fırsatı buldu. Bir taraftan AB’yi fonksiyonsuz bıraktılar, diğer taraftan Rusya’yı bölgeden uzak tutmaya çalıştılar.

ABD ve AB’de geniş çalışma alanı bulan neoconların Rusya karşısındaki başarısızlığını yorumlayan bazı Batılı yazarlar, neoliberallerin (George Soros gibi) Putin’e karşı başlattıkları saldırıyı “ekonomik atak” gibi gösterseler de bizce kaderin Rusya’ya yüklediği yeni misyona dikkat etmek burada daha önemlidir. Arap Baharı’nın başında inisiyatif kullanmadığına hayıflanan Rusya, geçici olarak AB’nin de vazifesini görüyor diyebiliriz. Zira barış, saldırganları dizginleme ve dengeyi koruma vazifesi AB’nindi…

Neoconları ABD’li, neoliberalleri de AB’li olarak tanımlamanın yanlışlığını önümüzdeki zamanlarda daha iyi göreceğiz. Bu iki dinsiz, saldırgan ve barış karşıtı cereyanın daha çok global çalıştığını, devletler ve milletlerden ziyade sınıfları, menfaat gruplarını veya küresel yandaşlarını tahrik ettiklerini hem Ukrayna’da ve hem de Suriye’de gördük. Amerika’dan Suriye’ye gelip, terör örgütünde Ebu Burayra El Emeriki ünvanını alan Batılılardan, yine neoconların Kiev’de teşkilâtlandırıp devrim yaptırdıkları Neonazilere kadar… Kullandıkları insanlara, finans ve silâhlara baktığımızda da, neocon ve neoliberallerin ne kadar global çalıştıklarını açıkça görebiliyoruz. Bu hususu dikkate alan Rusya, neoconların ihtilâl ortamı oluşturmak üzere patlattıkları sis bombalarının yol açtığı kargaşanın bitmesini bekliyor ve manzaranın tekrar şeffaflaşmasına adeta yardım ediyor. Biliyor ki, hadiselerin mahiyetinden haberdar olacak olan ABD ve AB’deki hakperestler de bu tür politikalara itiraz edeceklerdir.

ROBERT PARRY DİYOR Kİ…

Dijital medyanın binlerce günahına karşın elbette iyilikleri de olacaktır. Havuz medyası Seymour Hersch’i gizleyememişti. Hersch’i tasdik eden ve daha geniş belge ve bilgilerle neoconların mahiyetini anlatan Robert Parry’yi de artık medyamız sansürleyemeyecek. Demokratlara rağmen Pentagon ve Beyaz Saray’da tesirli biçimde çatışma ve kaos politikaları üreten neoconların Ortadoğu, İran, Türkiye ve Ukrayna’daki faaliyet haritasını Parry güzelce çiziyor. Neoconların Arap dünyasında “Selefi” ve Avrupa’da “Neonazi” maskeleriyle terör devşirme döneminin inşaallah sonuna yaklaştığımızı düşünüyoruz. İnsanın imtihanıyla paralelce yürüyecek bu global zındıka komitelerinin tamamen bitmesini elbette bekleyemeyiz. Fakat kimin nerede hangi fitne ateşini yaktığını bilmeden de yangını söndüremeyiz.

NOT: Robert Parry’nin yazıları için: http://www.consortiumnews.com

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*