Unsur için bize İslâmiyet kâfidir

Biz ki ekseriz, muvahhidiz; tevhidle mükellef olduğumuz gibi, ittihadı tesis edecek muhabbet-i milliye ile muvazzafız. Eğer unsur lâzım ise, unsur için bize İslâmiyet kâfidir.

Prens Sabahaddin Beyin Sû-i Telâkki Olunan Güzel Fikrine Cevap

Hayat ittihattadır. Benim gibi bir bedevînin fikri fıtrat-ı asliyeye daha yakın olduğu için muhakemesi de tabiî olduğundan, sun’îden daha mükemmel olacaktır. Şöyle ki:

Efrat mabeyninde muhabbet-i millî, zerrât mabeynindeki câzibe-i cüz’iyeleri gibi, bir muhassal teşkili ile cihetü’l-vahdetimiz olan usûl-i merkeziyeyi intaç edeceğinden, ittihat ve muhabbet-i millî revâbıtını tahkim eylemekle zülâl-i medeniyet o mecarîde seyelân ederek şu anasır-ı muhtelifeyi bir seviyeye getirdiğinden, aheng-i terakki hoş bir nağme ile ecnebilerin sımah-ı hâssesinde taninendaz edecektir.

Hem de, her kavmin mâbihi’l-bekası olan âdât-ı milliye ve lisan-ı kavmiyeye ve istidad-ı efkâra muvafık, hükûmet teşebbüsata başlamalı. Tâ ki makine-i terakkiyat-ı medeniyetin buharı hükmünde olan müsabakayı intaç edecek bir hiss-i rekabet peyda olabilsin. Yoksa bu revabıt ve mecarîyi fekkedecek adem-i merkeziyet fikri veyahut onun ammizadesi unsura mahsus siyasî kulüpler–zaten merkezden nefret var–istibdat cihetiyle ve şiddet-i ihtilâf-ı unsur ve mezhep sebebiyle birden bire kuvve-i anilmerkeziyeye inkılâp edeceğinden, tevsî-i mezuniyet kabına vahşetin galeyanıyla sığmayacağından, Osmanlılık ve meşrûtiyet perdesini birden feveran ile yırtacak bir muhtariyete ve sonra istiklâliyete ve sonra tavaif-i mülûk sûretini giydiğinden hiss-i rekabet dâiyesiyle vahşetin ve adem-i müsâvâtın mahsulü olan fikr-i istilâ yardımıyla bir mücadele-i keşmekeş intaç edeceğinden, öyle bir zenb-i azîm olur ki, hürriyetteki hasene-i uzmaya menafi-i umumî mizanıyla tartılsa muvazi, belki ağır gelecektir.

Seviye-i irfanı bir mütemeddin devletin–Alman gibi–libas-ı siyaseti, kamet-i istidadımıza ya kısa veya uzun olacaktır. Zira seviyemiz bir değildir. Tıbbın eski bir düsturudur ki, her illet zıdd-ı tabiatıyla tedavi olunur. Binaenaleyh, mizac-ı ittihad-ı millete arız semum-i istibdat ile, istidat ve meyl-i iftirak marazını izale veya tevkif lâzımken, adem-i merkeziyet fikriyle veyahut onun kardeşioğlu gayr-i mahlût siyasî kulüpler sirayetine yardım ve önüne menfezler, kapılar açmak muhalif-i kaide-i hikmet ve tıp olduğundan, bir deha-i mücessemin, ki fatiha-i zaferi istihsal, hasene-i uzma-i hürriyet ve ittihad-ı milleti iken, böyle bir iftirak zenb-i azîmiyle hatime çekmek, on üç asır evvel ölmüş asabiyet-i cahiliyeyi ihya ile fitneyi ikaz etmek ve Asya’nın mahall-i saadetimiz olan sema-i istikbeldeki cinanı cehenneme döndürmek, hamiyet ve ulüvvücenaplarına yakıştıramıyorum.

Onun tevili güzel; fikren taakkul edebiliriz, amma istidadımızla amelen tatbik edemeyiz. Tatbikine çok zaman lâzım. Biz ki ekseriz, muvahhidiz; tevhidle mükellef olduğumuz gibi, ittihadı tesis edecek muhabbet-i milliye ile muvazzafız. Eğer unsur lâzım ise, unsur için bize İslâmiyet kâfidir.
Eski Said Dönemi Eserleri, s. 183

LÛ­GAT­ÇE:
mabeyn: Ara.
muhabbet-i millî: Kendi milletine duyulan sevgi.
muhassal: Toplam, hülâsa.
usûl-i merkeziye: Merkezi esaslar, ölçüler.
revâbıt: Rabıtalar, bağlar.
zülâl-i medeniyet: Medeniyetin tatlı suyu.
mecarî: Bir işin gidiş, oluş yolları.
sımah-ı hâsse: Duyarlı, hassas kulaklar.
mâbihi’l-beka: Devamlılık sebebi olan beka.
fekketmek: Feshetmek, kesmek, bozulmak.
adem-i merkeziyet: Bir idareye bağlı olan bölümlerin, kendi kendilerini idare etme sistemi, yerinden yönetim.
kuvve-i anilmerkeziye: Merkez-kaç kuvveti.
tevsî-i mezuniyet: Yetkinin arttırılması.
muhtariyet: Özerklik.
gayr-i mahlût: Karışık olmayan.
asabiyet-i cahiliye: Cahillikten ortaya çıkan ırkçılık.
unsur: Etnik köken, ırk, milliyet.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*