Allah kalbe bakar

Image
Sual: “Ölümden bahsedildiğinde ‘Allah korusun, Allah gecinden versin vs.’ gibi sözler kullanılıyor. Bunda bir sakınca var mıdır? Sonuçta ölüm Allah’ın emri… Biz bu sözleri kullanarak ölmek istemediğimizi ve (hâşâ) Allah’a karşı çıktığımızı mı göstermiş oluyoruz?”

Allah bizi yanlış anlamaz!
Bundan hiç endişemiz olmasın!
Biz O’nun kuluyuz!
O bizim Rabbimiz, Hàlıkımız!
Biz O’na vakıf değiliz.
O ise bizim içimize, niyetimize, sırlarımıza, gizli açık her şeyimize, künhümüze vakıftır. Bunu biliyoruz elhamdülillah.
Kur’ân buyuruyor ki: “İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla muhasebe eder de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye yeter.”  1
Sözlerimizde galat, yanlış, hata, dil sürçmesi, kastı aşan ifadeler olabilir.
O bizim niyetimizi, kastımızı, içimizden geçeni bildiği için, niyetimize ve kastımıza göre hükmeder.
Esasen, Peygamber Efendimizin (asm), “Mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır” sözü, kastı aşan böyle durumları açıklıyor.
Ölüm Allah’ın emridir; bu doğrudur!
Ölümden bahsedince “Allah korusun!”, “Allah gecinden versin!” gibi sözler söylemeye gelince…
Bu sözle neyi kastettiğimiz önemlidir?
Musa Aleyhisselâm, ruhunu kabzetmek göreviyle birdenbire yanı başında beliren Azrail Aleyhisselâma tokat vuruyor.2
Bediüzzaman bu tokat için, “bir tahkir değil ve adem-i kabul değil; belki vazife-i risâletin daha devamını ve bekasını arzu ettiği için, kendi eceline dikkat eden ve hizmetine sed çekmek isteyen bir göze şamar vurmuş ve vurur.” 3 diyor.
Ölümden bahsedince “Allah gecinden versin” dediğimizde eğer niyetimiz Allah’ın ölüm emrine karşı bir tahkir ve bir adem-i kabul (kabul etmemek) ise, bunda günah ve vebal vardır. Ama yok, niyetimiz hizmetimizin ve kulluğumuzun daha devam etmesini ifade etmek ise, bunda dinen bir sakınca ve günah yoktur.
Nihayet Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor ki:
“Sizin en hayırlınız, dünyası için ahiretini, ahireti için de dünyasını terk etmeyendir.”  4
Eğer dünya için ahireti terk etmiyor isek, sadece dilimizde kalan kastı aşan sözlerimiz için bir günah yoktur.
***
Mehmet Bey: “Abdest alma fiili bittikten sonra, başımızı da meshettiğimiz halde, son yıkamadan sonra meydana gelen ellerin ıslaklığını tekrar başa ve saçlara sürmek abdestin sıhhatine mani olur mu?”

Abdest temizliktir, abdest nurdur, abdest arınmaktır, feyizlenmektir, billûrlaşmaktır.
Abdest almak için temiz ve kullanılmamış su kullanmalıdır. Abdest azalarımızı yıkayarak bir kapta biriktirdiğimiz suya “kullanılmış su” veya “mâ-i müstâmel” diyoruz.
Artık bu kullanılmış su, abdest almak için ikinci defa kullanılmaz. Kullanılırsa abdest sahih olmaz. Her ne kadar temiz de olsa, abdest ve gusül için “temizleyici” değildir. Çünkü bu su, insan bedeninde “ibâdet” maksadıyla bir defa kullanılmıştır.
Yemek önceleri ve sonraları sünnet olarak ellerimizi yıkadığımız su da “kullanılmış” sudur.
Kullanılmış sular, ne kadar temiz olurlarsa olsunlar, “ibâdet” kastıyla bir defa kullanıldıklarından, artık ibâdet kastıyla kullanılmazlar.
Başka su yoksa, kullanılmış su, elbet; vücuddaki bir pisliği giderebilir, kirli bir bölgeyi temizleyebilir, hâricî bir kirliliği yok edebilir ve temizlik de yapılmış olabilir, fakat ibâdet maksadıyla kullanılmaz. Çünkü ibâdet açısından temizleyici değildir.
Ancak meselâ, su dolu bir kabın içine düşmüş bir tası çıkarmak için başka bir çözüm yolu yoksa temiz olmak şartıyla kollar sıvanıp el içine daldırılabilir.
Bu durumda su–zarûret olduğundan—kullanılmış sayılmaz.
Yine meselâ bir ibrikten veya su maşrapasından dökerek abdest alırken, elimizden veya yüzümüzden ibriğin veya maşrapanın içine, dikkat ettiğimiz halde, abdest suyu sıçramış olsa ibrikteki veya maşrapadaki su kullanılmış sayılmaz.
Ancak elimizin veya yüzümüzün abdest suyu sıçrayarak değil de, seri bir şekilde akarak ibriğin veya maşrapanın içine girmiş olsa, o su kullanılmış sayılır ve kirli su hükmüne girer.
Fakat abdest veya gusül alınınca, son yıkamadan sonra ellerimizde kalan ıslaklığı başa veya saçlara sürmekle abdestimize veya guslümüze hiçbir zarar gelmez.
Bu davranış abdestin veya guslün sıhhatine hiçbir şekilde mâni olmaz.
Çünkü elimizde kalan su bir ıslaklıktan ibarettir ve biz artık abdesti veya guslü temiz su ile almışızdır.

Dipnotlar:

1- Bakara Suresi: 284.
2- Buharî, Cenâiz: 69, Enbiyâ: 31; Müslim, Fedâil: 157, 158; Nesâî, Cenâiz: 121; Müsned, 2:269, 315, 351.
3- Mektubat, s. 337.
4- Camiü’s-Sağir, 3/981.

 

Image  

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*