Gençlik baharı hakkını ister

Geçtiğimiz Pazar günü yapılan Gençlerin Buluşması programı büyük bir coşkuyla gerçekleşti. Herkesin birbirinden şevk alıp, verdiği bir program oldu.

Öncelikle Yeni Asya’ya gençlere böyle bir zemin sundukları için teşekkür ediyoruz ve gelen bütün kardeşlerimizi fikrî katkılarından dolayı tebrik ediyorum. 48 Yıllık Risale-i Nur’un medyadaki dili olma şerefine nail olmuş bir gazeteyle muhatap olmak, benim gibi gelen bütün kardeşleri de heyecanlandırmıştır eminim. Yeni Asya’nın öncüsü olan İttihad’ın 50. Yılı münasebetiyle düzenlenen İttihad programı’nda gençler eksik kaldı denilerek söz verilmişti. Şimdi o söz tutulmuş oldu. Gazetenin 50 yıllık anıları anlatılan İttihad Programı’nda gençler konuşmadı lâkin, çok istifade ettiler. Biz, o gün orada İttihad’ı, Yeni Asya’yı bugüne taşıyan gençleri gördük. Her ne kadar zaman geçse de, kış çiçekleri olarak tazeliklerini halen koruyorlardı. Onların tecrübeleri, hatıraları bizim için yol gösterici oldu. Her biri ayrı bir şey öğretti. Şimdi ise gençlerin şevkini, enerjisini büyüklerin tecrübeleriyle birleştirme zamanı gelmişti. Gençlik Buluşması, Yeni Asya Vakfı’nda Sabah kahvaltısı ile başladı, çayın verdiği huzur eşliğinde uzaktan gelen kardeşlerimizle hasret giderdik. Sonrasında seminer salonuna geçtik. Yeni Asya’ya yardım konusunda birimler tanıtıldı, herkes kabiliyetine uygun alanlarda fikirlerini söylediler. Çok güzel düşünceler, projeler konuşuldu. İnşallah tez zamanda meşveretten geçer ve hayata geçiririz.

Evet ortada bir dâvâ varsa bunun muvaffakiyet şartlarından en mühimi hiç şüphesiz feragattir. Biz de bir yerlere gelmek istiyorsak, gençlik adına bir şeyler yapmak istiyorsak, evvelâ dâvâmıza sahip çıkmalıyız. En başta gönlümüzü vermeliyiz, severek olursa ihlâslı olur. Aklen, fikren, kalben istemeliyiz. Fikirsiz insan başka fikirlerden etkilenir, zarar verir. Biz olayları tahkik ederek, hizmet adına bakmalıyız. Bilhassa gençler olarak, yüzde yirmilik olan ehl-i tahkik’e girmeliyiz. Zaten Yeni Asya’nın farkı bu. Sadece iman ettim demek yeterli olmuyor.

Yeni Asya iman, adalet, hürriyeti bir tutarak, hak ve hukuku esas alıp insanî ve vicdanî değerleri gözetiyor. Buna bugün cesaret eden kimse yok. Gücünü şahs-ı mânevî ve meşveretten aldığı için istikrarını koruyor. İttihad programında da denildiği gibi bu zorlu, nurlu ve onurlu yola dahil olmak büyük şeref. Ve ben var gücümü, gençliğimi buradaki bütün kardeşlerim gibi bu yola vermek istiyorum. Bunun için birleşmek gerekiyor. İnce ipler birleştiğinde ancak halatları oluşturur. Ehl-i dalâlet haksız dâvâlarında birleşerek güç kazanıyorlar. Bizim bu hakikati daha çok tatbik etmemiz gerekir. Şimdi korkmadan hak için buluştuk. Bu dâvâ haksa, sahibi bizi zaten koruyacak inşaallah.

Bu programda da anladık ki, gençlik önemli bir değerdir. Ömrümüzün baharı, en tatlı en verimli, dinç ve zinde olduğumuz zamanlar. Elmas kıymetindedir. Üniversiteye başladığım sene değer verdiğim bir hocadan güzel bir şey öğrenmiştim. Kendisi bizim için her hafta 6 saatlik yol geliyordu. Bunun farkında olarak öğretmeye gayret ederdi. Bize bir rüyasını anlattı. Rüyasında hazinelerle dolu bir oda görmüş içinde değerli taşlar, kıymetli şeyler varmış. Ve bunu üst üste 3 defa gördüğünü söyledi. Oturmuş düşünmüş farkına varmadığım bu değerli hazine ne olabilir diye? Ve bize dönerek dedi:

“Meğer bu hazine sizlermişsiniz arkadaşlar. Genç, Farsça da hazine demek ve ben bugün bu hazine kıymetindeki sizlerle muhatabım hakkını vermem lâzım.”

Anladık ki, gözün göremediği değerlere sahibiz. Bizim de aynı şekilde bunu fark edip saniyelerin dahi hesabını yapmamız gerekir. İşte gençlik böyle bir hazineymiş, paha biçilemeyen. Herkes pişmanlık yaşayacaksa bu konuda, “Keşke biraz daha gayret etseydim” diye, o zaman bizler farkındaysak şimdi her şeyin, sonuna kadar değerlendirmeliyiz.

Evet Üstad Bediüzzaman seneler öncesinden bizlere müjdeyi veriyor: “Ey yüzden tâ üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş, sâkitâne benim sözümü dinleyen … Size hitap ediyorum. Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim. Sizler cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz. Şimdi ekilen Nur tohumları zemininizde çiçek açacaklar.”

Bizler inşallah hem İslâm’ın baharını yaşıyoruz, hem de gençlik baharını. Bu baharların hakkını veriyor muyuz acaba? Zaman kötü olsa da elimizde Nur hakikatleri var, reçete belli. O zaman bilhassa gençler, bu kıymetli zamanları en güzel şekilde geçirmeliyiz. Bu program, bizim için tefekkür pencereleri açmıştı. Birbirimizin şevkine, yardımına, muhabbetine ihtiyacımız olduğunu hatırlattı. Hizmet bir şekilde gidecek, onu ileriye götürecek olan değerleri gösterdi: Uhuvvet, muhabbet, ittihad, tesanüd.

Elli sene sonrasından bizler sorumluyuz. Bir dâvânın gençliği olmazsa, geleceği de olmaz. Bu bayrağı devralıp geleceğe taşıyacak olan bizleriz. Haydi Bismillah..

Kübra Örnek

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*