İnsanlığı bu perişanlıktan ne kurtarır?

Günümüz insanlığı duygu sapmaları yaşıyor.

Bu, öncelikle fertlerin iç âleminde duygusal çatışmalar şek- linde aileye, topluma ve insanlığa sirayet ediyor. Birleşik nefis-i emmare orduları, enaniyetler birliği muharripleri şiddetli mevzii muharebeleri veriyor.

İnsan hak ve hürriyetleri hoyratça ve vahşice ayaklar altında çiğneniyor. Fert, aile ve toplumlar “cehalet devrine” benzer kötü alışkanlıklar bağımlılığı anaforunda debeleniyor.

İnsanlık istibdat, vahşet ve zulmün sınırsız azgınlığın pençesinde kıvranırken, çocuklar topluca ve diri diri “teknoloji, maddeperestlik ve kötü alışkanlıklar bağımlılığı kuyusuna” gömülüyor!

Müslümanlar ayrıca, “cehalet, fakr u zaruret ve ihtilâf” gibi dehşetli düşmanlarla boğuşuyor!

Mü’min, kârını insanlığın zararında ve mahvında gören “ifsat, ahlâksızlık, zındıka ve dinsizlik komitelerinin” kontrolündeki silâh üreticilerine, “Bismillahi Allahuekber!” deyip milyarlarca lira, dolar ödüyor; uçak, tank, top, tüfek, mermi, bomba satın alıyor ve “Bismillahi Allahuekber!” diyerek din kardeşlerinin başına yağdırıyor!

Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın yüzü (100’ü) aşkın yerinde şiddet, savaş, çatışmayı gelişmiş ülkeler-son zamanlarda buna Türkiye de eklemlendi-körüklüyor.

Dünya çapında bir müfessir, â- lim, mütefekkir ve sosyal kurmay olan Bediüzzaman Said Nursî, adeta her cephede topyekûn 3. Dünya Savaşı yaşanacağını onlarca sene önce tesbit etmişti:

“Devletler milletler muharebesi, tabakat-ı beşer (sınıflar arası) muharebesine terk-i mevki ediyor.” (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1999, s. 650.)

Artık devletler, milletler değil, sınıflar arası çatışmalar, savaşlar yaşanacaktır: İnananlar – inanmayanlar, hürriyetçiler, demokratlar – müstebitler – diktatörler, zenginler – fakirler, jakoben laikler, antilaikler, patronlar -işçiler, dindarlar – dinsizler, milliyetçiler, ırkçılar – ümmetçiler, savaşçılar – barışçılar, yönetenler – yönetilenler, komünistler – antikomünistler, muhafazakârlar – liberaller – radikaller, teröristler, anarşistler – antiteröristler, solcular – sağcılar, etnik kökenciler – ulusalcılar, şovenistler – antişovenistler, âlimler – cahiller, şehirliler – köylüler, siyasal dindarlar – hürriyetçi mütedeyyinler, ilaahir…

Bu vakıa karşısında hepimizin merakına mucib olan sualler şunlardır: “Acaba, hemen her ailede, her mahallede ve dünya çapında yaşanan bu vahşet ve bedeviyet savaşından kurtulmamız mümkün müdür? Kötü alışkanlıklar bağımlısı olan; sapıtmış cereyanların tasallutuna maruz; duygu sapması yaşayan; enaniyet vadilerinde koşan ve egoizmin pençesinde canavarlaşan, gaddar insanlar nasıl düzelecek; nasıl kardeş olacak, nasıl barış sağlanacaktır? Bu savaşı kim durduracaktır?”

İnsanlığı bu perişanlıktan ancak Asr-ı Saadetin iman, eğitim, uhuvvet / kardeşlik ve barış modeli kurtarabilir!

image_pdfimage_print

1 Yorum

  1. Kim kurtaracak..

    Ben kurtaracağım sen kurtaracaksın,
    Biz kurtaracagız..

    Hakikat üzre yaşayıp,
    Islamın yaşayan bir delili hücceti olma yoluna girerek..

    Bulunduğumuz her yerde muhabbeti marifeti Ahlak’ı fazileti ve hürriyeti hakim kılarak..

    Ben başaracağım sen başaracaksın biz başaracagız bîiznillah..

    Bismillah..

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*