Dindar nesil ve orduya imanlı subay yetiştirmek üzerine…

Başbakanın, “Dindar nesil yetiştireceğiz” sözünü duyunca “eyvah!” dedim ve irkildim. Yıllar önce Erdoğan’ın hocası Erbakan’ın, buna benzer sözleri aklıma geldi.

70’li yılların ortasında kurulan MC hükümeti zamanında meydana gelen meşhur bir hadiseydi bu. O zaman ve sonrasında da, çok yazıldı ve söylendi. Hatta Nazlı Ilıcak’ın bir kitabında da işlendi bu konu. Genç nesillerin maziye ait mühim şeyleri bilmesi açısından, biraz uzun da olsa, bunu nakletmenin iyi olacağını zannediyorum. Tabiî, bizim yaptığımız objektif olarak bir hadisenin nakledilmesidir. Hadise şöyleydi: “MC hükümetinde Başbakan yardımcısı olan Necmettin Erbakan, bir gün o zamanın Millî Savunma Bakanı, Güven Partili Ferit Melen’i ziyarete gelir. Her halde Melen de, bu ziyaretten sevinmiş olacak ki, (Başbakan yardımcısının bir bakan olarak kendisini ziyarete gelmesinden dolayı) ona bir gizli sır ifşa eder ve der ki; “Hoca sana bir şey söyleyeceğim, ama bunu duyduğun anda unutacaksın. Kimseye söylemek, hatta kendi kendine yüksek sesle dahi tekrarlamak yok. Tamam mı?”

Erbakan ‘Tamam’ der, söz verir ve Ferit Melen anlatır: “Harp Okulları imtihan yönetmeliği”nde bir değişiklik yaptık. Artık İmam Hatip Okulu mezunları da Harp Okulu’na girebilecek!’ Erbakan sevinçle hoplar: “Allah razı olsun! Bu muhteşem bir hizmet!” Ferit Melen tekrar uyarır: “Bunu işittin, bitti, şimdi unut! Allah aşkına kimseye söyleme!”

Erbakan sözünü pekiştirir ve gider. 10–15 gün sonra Harp Okulları imtihan yönetmeliği yayınlanır. Gerçekten de yönetmelikte bir değişiklik yapılmış ve istisnasız bütün meslek okulu mezunlarının Harp Okullarına alınabileceği kaydı yönetmeliğe konulmuştur.

Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan, Millî Savunma Bakanı Ferit Melen’e teşekkür ziyareti için gelir. Peşinde de gazeteciler vardır. Ferit Melen paniğe kapılır: “Aman Hoca ne yapıyorsun? Ben sana, söylediğimi unut demedim mi? Sen de söz vermedin mi? Nedir bu ziyaret, her şeyi berbat edeceksin!” Erbakan “Sınav Yönetmeliği yayınlandı ama…” diye itiraz edecek olur. Ancak Melen, sırrın saklanması konusunda ısrarcıdır. “Yayınlansa da unut Hoca! Bir bahane bul gazetecileri atlat ve Allah aşkına bu meseleyi kimseye söyleme!”

Erbakan gider, bir saat sonra Ferit Melen’in yaveri içeri girer: “Sayın Bakan mahvolduk!” “Hayırdır, niye?” “Anadolu Ajansı’nın haberini gördünüz mü?” Melen haberi görmemiştir. Gördüğünde ise nutku tutulur: Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan, gazetecilere bir beyanat vermiş ve bu beyanat, Anadolu Ajansı vasıtasıyla radyolarda yayınlanmıştır. Erbakan, Millî Savunma Bakanını ziyaretinden sonra gazetecilere şu açıklamayı yapmıştır: “Hükümetimiz, İmam Hatip Okulu mezunlarının Harp Okulları’na alınmalarını sağlamıştır. Bundan böyle bu okullar şanlı ordumuza imanlı subaylar yetiştirecektir!”

Ferit Melen makam koltuğuna adeta yığılırken telefon çalar. Genelkurmay Başkanı Semih Sancar aramaktadır. “Bir hususu atlamışız Sayın Bakan” der Sancar. “İmam Hatip Okulları da Harp Okulları’na girebilecekmiş. İlk şûrâ toplantısında bu konuyu ele alalım ve bu ihmali düzeltelim.” (Buraya dikkat! Bakana bağlı olması lâzım gelen bir memur, bakanı idare ediyor. O. Z)

Gerçekten de Erbakan’ın hatırlattığı ‘ihmal’ düzeltilir ve Harp Okulları’nın kapısı İmam Hatiplilere kapatılır. Gazeteci Avni Özgürel’in söylediğine göre Ferit Melen bu hadiseyi kendisine anlattıktan sonra şöyle demiş: “Erbakan’ın yaptığı şeyin tek adı vardır: Bu ihbardır!”

Avni Özgürel’den dinlediğim bu hadiseyi Ferit Melen’in oğlu Prof. Dr. Mithat Melen’e sordum. O da doğruladı. Gazeteci Özgürel, Refah–Yol hükümetinin düşmesinden 15 gün önce Başbakanlıkta verilen bir yemek sırasında, Refah Partisi Grup Başkanvekilleri Temel Karamollaoğlu ve Fehim Adak’ın yanında, bu hadiseyi Necmettin Erbakan’a hatırlatmış. Ferit Melen’in anlattıklarını olduğu gibi aktarmış ve sormuş: “Melen’in ısrarına rağmen niçin böyle bir açıklama yapma ihtiyacı hissettiniz Hocam?”

Cevabı merak ediyorsunuz değil mi? Ben de merak ettim: “Hoca ne dedi?” “Hiçbir şey!” dedi Avni Özgürel. “Kıpkırmızı oldu ve hiçbir şey demedi.”
Hiçbir yorum yapmadan aktardığım hadiseyi gördünüz değil mi? İşte Başbakan Erdoğan’ın da buna benzer sözler sarf etmesi bizi düşündürdü. Hâlbuki siyaset ne dine, ne de dinsizliğe âlet edilmez. Siyaset ancak dine hizmet eder. O da, böyle ulu orta konuşarak değil, sessizce icraat yaparak gösterilir.

Sonra da, Başbakan bunu tevil ederek, ”Hem çağdaş, hem dindar olunamıyor mu?” demiş. Bu ne demekse tabiî anlayamadık. Her halde, en çok bu dönemde görülen dindar yozlaşmasını ve erozyonunu mu kasteddi acaba?

İlk mektep sıralarına kadar inen ve milletin yüzünün kızardığı pespaye hallerin zuhur ettiği, sokaklardaki rezilliklerin izahı yapılamazken, polise şikâyet edildiğinde,  “Zinanın dahi suç olmaktan çıkarıldığı bir yerde buna ne yapabiliriz ki?” dendiği bir yerde nasıl dindar nesil yetiştireceksiniz bilmeyiz?

Hem, bu gibi mevzular siyasetin işi değildir. Siz, milleti ve memleketi mamur hale getirmeye çalışın. Milletin önündeki, kanun kisvesi altında, kanunsuzca yapılan, saçma sapan tatbikatları kaldırın. (Başörtüsünün okul ve devlet dairelerinde yasaklanması gibi.) Gerisine karışmayın. Dine hizmeti de, dindar nesil yetiştirmeyi de, dinî cemaatler gayet iyi yapmaktadır ve yapar.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*