Kıymetli bir böcek: Karınca

“Evet, vakta ki Kur’an-ı Azimüşşan sinekten, ankebuttan misal getirdi, karınca ile bal arısından bahsetti. Müşrikler, münafıklar, Yahudiler itiraz için fırsat bularak ahmakane dediler ki: ‘Allah, azametiyle beraber, böyle hasis, hakir şeylerden bahsetmeye tenezzül eder mi? Halbuki ashab-ı kemal, bu gibi kıymetsiz şeylerden bahsetmeye tenezzül etmezler, haya ederler.’ Kur’an-ı Kerim, bu ayetle ağızlarına vurarak kapattı.” (İşârâtü’l-İ’caz, s.242)

Zahire bakarak değerlendirme yapmak çoğumuzu aldatır. Bu nazar Rabbimizin de aynı şekilde baktığı vehmine sebep oluyor. Mezkûr pasajdaki itiraz da buna işaret ediyor. Karınca, arı gibi hayvanların küçük boyutları nedeni ile kıymetsiz olduğu düşünülüyor. Kur’an ve ilmi gelişmeler ise bu fikrin doğru olmadığını gösteriyor.

Çöldeki karıncaları düşünelim. Yuvalarından bazı durumlarda 200 metre kadar dolambaçlı, zikzaklı bir yolla uzaklaşır. Yiyeceğini bulduğunda ise yuvasına düz bir çizgi şeklinde geri döner. Karıncanın bu yolculuğu, boyu ile kıyaslandığında, bir insanın bir çölde 35-40 km. dolaştıktan sonra, pusula, navigasyon vs. kullanmadan başladığı noktaya doğrudan dönmesine denk bir yolculuktur. Karıncanın pusulası ya da haritası olmadığına göre yuvasına nasıl geri döner?

Karıncanın gözleri insanların aksine ışığı polarize edebilir. Bizim göremediğimiz bazı ışınları görür ve bunları kullanarak çevresine baktığı her an kuzey-güney şeklinde kesin bir yön tayini yapabilir. Böylece yuvasının hangi tarafta olduğunu bilir ve geri dönerken hiçbir zorluk çekmez. Rabbimizin karıncanın gözlerine yerleştirdiği yön tayin sistemi insanların navigasyon sistemlerinden, pusulasından daha üstündür.

Büyük Sahra gümüş karıncası, dünyanın en hızlı karıncaları olarak bilinir. Saniyede 50 uzun adım atabildiği ve saatte yaklaşık 580 kilometreye eşdeğer hızda koştuğu keşfedilmiştir. Ayrıca bu karıncaların 60 dereceyi bulan sıcaklıkta bile diğer hayvanların leşlerini taşıdığı müşahede edilmiştir.

Dünyanın en hızlı koşan insanının saatte 37.5 km hıza ulaştığı düşünüldüğünde aradaki farkın 15 kattan fazla olduğu görülür. En hızlı koşan insanın bile karıncayla mukayese edildiğinde yavaşlığı üzerinde tefekkür etmek gerekmez mi?

Karıncalar, şeker hastalığının teşhisinde de eskiden beri kullanılır. Roma generali ve bilgin Plinius, Doğa Tarihi adlı ansiklopedisinde, karıncaların, insanlardaki şeker hastalığını teşhis ettiğini şu şekilde ifade ediyor: “İnsanlar, idrarlarını, karınca yuvasına bırakıyorlar ve karıncaların, idrarı, yuvalarına taşıyıp taşımadıklarını gözlüyorlar. Eğer karıncalar, idrarı yuvalarına taşıyorlarsa, kandaki şeker seviyesinin yüksek olduğu anlaşılıyor.” Bugün bile Güney Amerika yağmur ormanlarında yaşayan ilkel kabilelerin, şeker hastalığını, hala karıncalarla test ettiklerini de not edelim.

Küçük görülen karıncanın şeker testi konusunda eski çağlardan beri insanlara yardım ettiği görülüyor. Boyutları küçük, yaptığı işler büyük olan karıncanın kıymetini anlamak için çok sayıda hususiyetinin olduğu aşikârdır. Gözünün ışığı polarize etmesi, çok hızlı koşması ya da şeker testi yapabilmesi “düşünen insanlar!” için ibrettir vesselâm…

Benzer konuda makaleler:

1 Comment

  1. Allah razı olsun Cenk Ağabeyim. Karınca üzerine kaleme almış olduğunuz tefekkür dolu yazınızdan istifade ettik. Karınca boyut olarak çok çok küçük ama maharetleri çok çok büyük. Tebrik ediyor kaleminize kuvvet diliyorum.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*