Neden Anadolu yollarındaydık?

1- “Omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş” olan bu kudsî hizmetin hadimleriyle hasret gidermek için yollardaydık!

2- “Şahs-ı manevî” denen o değerli manevî şirketin eski hadimleriyle hasret gidermek yeni, dinamik değerleriyle tanışıp hem hal olmak için yollardaydık!

3- Kudsî dâvânın hazinesinde olan, o sırlı ve manevî kazanç, tecrübe, hatıra ve projeleri birlikte tezekkür edip paylaşmak için yollardaydık!

4- Korona musîbetinin sebeb olduğu dünyevî engellerden hasıl olan hasreti gidermek için yollardaydık!

5- Ümitsizliğe karşı ümidi yeşertmek ve “müfritane irtibat!” teşhisine mâsadak olmak için yollardaydık!

Buna benzer birçok arzu ve duygularla Anadolu yollarındaydık. Trakya ve Ege Bölgesi’nden sonra İç Anadolu, GAP ve Akdeniz Bölgelerini içine alan hizmet seyahat planımızın ana hatları yukarıda zikrettiğimiz hedeflerdi.

Bu hizmetin özünde, kaderin bir remzi olarak “seyahatler” önemli bir yer tutuyor diye düşünüyorum. Bunun en canlı örneği de Üstad Bediüzzaman Hazretleri’dir. Said, dokuz yaşında başladığı ilim aramak, ilmi yaymak aşk ve heyecanı onu Doğu Anadolu’nun aşiretleriyle hem hal etti. Bu arayış ve ideal, medreselerden geçip ilmin zirve mekânlarından, Şam-ı Şerif’le buluşturdu. O seyahatte feryadını “Hutbe-i Şamiye” ile dile getirdi.

Bebekleri ihtiyarlatan Birinci Cihan Harbi’nden, altmış milyondan fazla insanı telef eden İkinci Cihan Harbi’ni de içine alan bir coğrafyada çileli bir ömür ve seyahat! O “İşaratü’l İ’caz’ı” yazdı. Biz ev ve dershanelerimizde müzakereler ile o eseri okumak için yollardayız.

Kafkasya’da Allah’ın inayeti, imanının azametiyle idamın eşiğinden kurtulup, Kosturma’dan hazin ve garip çileli bir seyahat. Bir inayet-i İlâhiye ile Rusya’dan, Polonya, Almanya, Bulgaristan üzerinden İstanbul’da son bulan uzun ve çileli bir yolculuk. Beden kadar, ruhu, duyguları yıpratan, yoran, zor ıztırap ve garip seyahatti o!

Kâh çoban, kâh şah ve padişahlarla buluşuyor; ilim! ilim! ilim! diye haykırıyordu. Münâzarât böyle yazılmıştı. Şimdi siyaset dehalarını âciz bırakan o eser gündemdeki yerini koruyor. Bunu anlatıp muhataplarına iletmek için yollardayız.

Medresetüzzehra hayaliyle Sultan Reşat’la Balkanlar’a bunun için gitmişti. 1922 Kasımında bunun için Ankara’ya ilk meclise dâveti vesile edip girmişti. Hâlâ maddî şekli oluşmamış o ulvî hayalin “Manevî Medresettüzzehra’nın” vefadar talebeleriyle buluşup muhabbet etmek için yollardayız.

Düşünüyor, planlıyor, konuşuyor ve fikirlerini muhataplarına ulaştırıyordu. Bu çizgiyi o muazzam programın gereğini birlikte yapmak için yollardayız!

Zalimlerin, baskıcıların, imandan nasipsiz olanların bu zulmetinden bıktığı zaman bir avuç fedaiyi cihanşümul bir idealle yetiştirmek idealini tatbik etmek için çekildiği Erek Dağı çilehanesinde karar kılmak istemişti. O bir avuçluk ideali devam ettirmek için yollardayız!

Bu defa kader bu yalnızlığa fetva vermedi! Suçsuzluğuna rağmen, zorla, haksız yere uzun ve çileli bir yolculuktan sonra Barla’ya sürgün edilmişti. Barla, dünyadaki ilk Medrese-i Nuriye oldu. Binlerce Risale-i Nur sahifeleri orada ilhamla geldi.

Barla, Isparta, Eskişehir, Kastamonu, Ankara, Denizli, Emirdağ, Afyon güzergâh ve zindanlarını, Medrese-i Yusufiyeye çeviren asilzade ruha vehbi ilim olarak ilham olan, muhteşem, Mu’cizevî Kur’ân tefsirinin parçaları olan; Âyetü’l Kübra, Meyve Risalesi, Hüve Nüktesi, El Hüccetüzzehra, “Lâhika” ve nice eser ve bahisler, bu mekânları ilim yuvası haline döndüren “SAHİBÜZZAMAN’ın bu manevî cihadından kopmamak ve bağları sıklaştırmak için yollardayız!

Ülkeye, millete, İslâm Coğrafyasına ve insanlık ailesine, Kur’ânın mesajı olan müsbet hareketin tatbikatını yapan Üstad Bediüzzaman’ın dâvâsının takipçisi olabilmek için yollardayız!

Kadere teslim ve tevekkülle süslenen muazzam imanıyla, kendisini idam etmek isteyenlerin de imanlarını kurtarmak için, bütün dünya zevklerinden mahrumiyeti ve Cehennemde yanmaya razı muazzez ruhunu şad etmek için yollardayız!

Bütün insanlığa Allah elçisinin getirdiği İslâmın, rahmet, inayet, ihlâs, samimiyet, istikamet ve hidayet mirasını bırakarak sevgilisine kavuşan Cennet mekân müceddid ve müçtehidîn vasiyetini paylaşmak ve yaşatmak için yollardayız!

Bu kudsî dâvâda, irtibat ve halleşmek için “seyahat ve gezilerin” çok faydalı olan tarafları vardır. Çünki: Bediüzzaman’ın çocuk yaşında, medrese tahsili amacıyla başlayan seyyahlığı, bunun neticesinde, dünyanın önemli coğrafyalarını dolaştıran kaderî sevkiyatını dikkati nazara almak lâzım. Bu tarz onun için çok çileliydi. İlmi ve iradesi, sabır ve metanetiyle hep müsbet ve makul neticeler verdi. Bu güzel faaliyeti devam ettirmek için yollardayız!

Yeni mekânların farklı atmosferlerinin ruha hayat veren katkıları, taze yüzlerin, kalp ve his dünyalarımıza verdiği ulvî lezzet, uhuvvet nurundan yansıyan sinerjiler hayata, vücuda çok değerler katıyor. Bunu yaşıyoruz. Duâ ve devamını ehli himmetten bekliyoruz.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*