“Hiç bir asır böyle bir tarzı göstermemiş”

Bediüzzaman Hazretlerinin (r.a) Sikke-i Tasdik-i Gaybi eserinin 29. Ayetinin sehvine dair Tafsilat’ta dehşetli hakikatler var.

Bir bakalım:

Bu ayet şöyledir:

‘’Onlar dünya hayatını seve seve ahirete tercih ederler. Halkı Allah yolundan alıkoyarlar ve doğru yolu eğri göstermeye çalışırlar. Öyleleri, haktan pek uzak bir sapıklık içerisindedirler.’’ (İbrahim Suresi).

Bediüzzaman; bu ayetin aynı zamanda Risale-i Nur’un mesleğine baktığını söylüyor.

Risale-i Nurlar Kur’ân-ı Kerim’in hakikatli bir tefsiridir. Kıyamet asrında Üstad Bediüzzaman tarafından te’lif edilmiştir. Bediüzzaman bu ayetin aynı zamanda mülhidlerin de mesleğine baktığını beyan ediyor.

Şimdi, bu asır ahirzamandaki dehşetli şahısların asrı mı?

-Evet.

Hz. Mehdi’nin gelmesi gerektiği gibi; dehşetli şahıslarında gelmesi gerekmez mi?

-Evet, gerekir.

Bunların her ikisinin de tabileri olacak mıdır?

-Evet.

Bu ayet birinci cümlesiyle diyor ki; neydi o birinci cümlesi? “Dünya hayatını seve seve ahirete tercih ederler.” Kimler? Onlar. Onlar kim? Süfyan’ın safında olanlar.

Üstad Bediüzzaman ne diyor bakın o birinci cümledekilere; “bedbaht onlar.” Niye? Çünkü bazı ehl-i imanın, imanları beraber olduğu halde…

Bazı ehl-i ilim, ahireti tam bildikleri halde…

‘Onlara iltihak etmeleriyle…’ Allahuekber. Rabbim muhafaza buyursun. Titremek lazım. Korkmak lazım. Asır çok dehşetli. Zaman acaip.

‘Bilerek ve severek…’ Kelimelere dikkat buyurun. Bile bile, severek, isteyerek tabi oluyor, iltihak ediyor. Korkunç bir durum. Dünya hayatını, dinine, ahiretine tercih ediyor insan.

Sadece bu kadar mı?

Daha da korkunç olanı:

Sefih hayatı, ahlaksız hayatı (riyayı, yalanı dolanı, kumarı, lehviyatı) bâtılı tasvire gerek yok; her türlü melaneti; dinî hissiyata tercih diyor. Üstelik muannidane, inatçasına ve inatla.

Eyvah eyvah bakın etrafınıza, bakalım etrafımıza, bakın iş yerinize, bakın sokağınıza, caddenize, çarşınıza. Bunlardan bu tarife uyanlardan tonlarca, yığınlarca göreceksiniz. Rabbim nefsimizi ve neslimizi muhafaza etsin.

Sadece tercih etmekle de kalmıyor. İnatla bu işe devam ediyor. İnatla savunuyor, bırakmıyor. Ve ne yapıyor?

Dinsizliğiyle iftihar ediyor. Acaba nasıl dinsiz oldu? Bunun sonucu dinsizliğe mi çıkıyor?

Adam ballandıra ballandıra anlatıyor. Küfrünü, günahını, lehviyatını anlata anlata bitiremiyor. Adeta küfrüyle övünüyor. Laf atıyor. Hatırladınız mı böylelerini.

Zaten onun safında dinsizler var. Dinsizlikleriyle övünenler var o safta. Ayrıca o safta ahireti bilen, dini bilenlerde yer alıyorlar.

Bundan sonraki gelen cümlelerde Üstad Hazretlerinin kimlerden bahsettiği çok net ve açıktır:

Bunlar bu halleriyle durmazlar, kalmazlar. Ne yaparlar? Yayılırlar, tecavüz ederler, atalarının dinine set çekmek isterler. Nedir atalarının dini?

-İslam.

Evet, kafamızda çok şey netleşti. Dine düşman oluyorlar, dine düşmanlık ediyorlar. Dinin esaslarını bozmak istiyorlar.

Ve Bediüzzaman Hazretleri noktayı koyuyor:

‘’Hiçbir asır böyle bir tarzı göstermemiş.’’

Atilla Yılmaz

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*