Mahlukat âlemi zuhura çıkmaktır

Bütün varlıklar, harici vücut giymeden evvel ilm-i İlahide var idiler. Bütün mahiyetleri ile, kabiliyetleri ile ilm-i İlahide mevcut idiler. Her varlık, âlem-i zuhura gelirken o ilm-i İlahideki kaderî kalıplara uygun şekilde haricî vücut dokunmakta, kudret tarafından onlara vücut giydirilmektedir. Kudret bunu, kader programlarında takdir edilen ölçülere göre yapmaktadır. Bu durumu bir misal ile zihne yaklaştırmak gerekirse mesela, zihindeki manaların kelimelere dökülmesi, aynadaki resmin kâğıda çıkarılması veya görünmeyen bir yazıya gösterici sırın sürülüp görünmesi gibi düşünmek mümkündür.

Kâinattaki bütün varlıklar, doğrudan veya dolaylı olarak birbiri ile bağlantılı ve alakalıdır. Her zerre bütün kâinatla entegre olarak çalışmaktadır. Bir zerreyi bir noktaya yerleştirmek, onun bütün kâinatla olan bu alakasını gözetmek demektir. Bütün kâinatı bilmeyen, bu planlamayı yapamayan, o zerreyi oraya yerleştiremez. Yani bir sineğin gözünü sineğin başına yerleştiren kim ise, güneşi kâinat içindeki yerine yerleştiren de odur. Onların mesafesini ve ışığın miktarını da ayarlayan odur. Çünkü göz ile güneş arasında bir münasebet vardır. Bu denge sağlanmazsa, bu mesafe ayarlanmazsa, ışık ve ısının miktarı ayarlanmazsa göz zarar görür. Göze bir hücreyi yerleştirecek olan bu alakaları gözetmek durumundadır.

Bir sineğin vücudu, bütün kâinattan süzülerek çıkartılmaktadır. Gayet hassas bir mizanla toplanmakta, yeryüzünün bütün unsurlarından elenerek, o mahsus vücudun zerreleri ayrıştırılmakta, o maddi kalıba sanatlı bir şekilde yerleştirilmektedir. Her bir azasına ayrı bir kalıp kullanılmaktadır. Ruhu ve duyguları ise daha ince ölçülerle manevi âlemlerden getirilmek sureti ile o vücut teşkil edilmektedir. Bütün bunları Allah’tan başka yapabilecek bir varlık yoktur. Mülk onun, varlık onun, kudret onun, her şeyin sahibi de odur. (Lem’alar, s. 583)

Kur’an-ı Kerim de, yüzlerce ayetinde Allah’ın yaratıcılığından, onun yüceliğinden, hikmetle yaratmasından bahsetmektedir. Derli toplu ve çok veciz bir şekilde İhlas suresinde bunlar anlatılmaktadır. Mesela:

“O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu suretle çoğalmanızı sağlamıştır. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir.” (Şûrâ, 42/11)

“İşte Rabbiniz Allah O’dur. O’ndan başka ilah yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin, O her şeye vekildir (güvenilip dayanılacak tek varlık O’dur). (En’am, 6/102)

“Siz cansız iken size can veren Allah’ı nasıl inkâr edersiniz? Sonra sizi öldürecek, tekrar sizi diriltecek ve sonunda O’na döndürüleceksiniz.” (Bakara, 2/28)

“O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi gök olarak yaratıp düzenledi (tanzim etti). O, her şeyi hakkıyla bilendir.” (Bakara, 2/29)

“Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz. Umulur ki, böylece korunmuş (Allah’ın azabından kendinizi kurtarmış) olursunuz.” (Bakara, 2/21)

Bir tarlanın sahibi kim ise, o tarlanın içindeki bütün bitkilerin ve ağaçların… sahibi de odur. Öyleyse insanı yaratan kim ise onun bütün hücrelerini de o yaratmıştır. Onun bütün hissiyatını ve manevi duygularını da o yaratmaktadır. Çünkü mülkün sahibi mülkünde ortaklığı kabul etmez. Bunu bir insanda böyle olduğunu düşündüğümüz gibi bütün kainat için de aynı şekilde düşünmek gerekmektedir.  Bundan dolayı kainatta şirke yer yoktur. Allah mülkünde ortaklığı kabul etmez ve bunu en büyük bir zulüm olarak kabul eder. “İşte bunlar Allah’ın yarattıklarıdır. Şimdi (ey kâfirler!) O’ndan başkasının ne yarattığını bana gösterin! Hayır (gösteremezler)! Zalimler açık bir sapıklık içindedirler.” (Lokman, 31/11)

Yaratıcının sadece Allah olduğu, onun dışında başka bir yaratıcının bulunmadığı, yaratma konusunda tek ve yekta olduğu yüzlerce ayette ifade edilmektedir. Her şeyin dizgini onun elinde, her şeyin anahtarı onun yanındadır. Kulluğa layık olan da sadece odur. Ondan başkasına kulluk yasaktır. Kâinat kitabının ayetleri de bunu doğrulayıp tasdik etmektedir. Çünkü bütün kainat birbiri ile bağlantılı ve alakalıdır. Bir zerreyi yerine yerleştiren bütün kainatın yaratıcısıdır, başkası olamaz.

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

Adana’nın Saimbeyli İlçesi Çeralan Köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokul ve Liseyi Konya İHL de okudu. 1976 da İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünden mezun oldu. Milli Eğitimin çeşitli okullarında öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Osmaniye’de yaşamaktadır. Osmaniye’de yerel bir gazetede haftalık yazılar yazmaktadır.

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*