Mevlid Kandili

Dünyanın en önemli hadiselerinden birisi, Peygamber Efendimizin (asm) dünyaya teşrif etmesidir. O, kâinat ağacının en mükemmel meyvesidir. Peygamberlik zincirinin son halkasıdır.

Allah’ın sevgilisi, insanlığın baş tâcı, en mükemmel rehberi, hayat yolculuğunda şaşmaz ve şaşırmaz rehberi, bedevî bir toplumdan çok kısa sürede medenîlere üstat olacak bir toplum çıkaran, insanların dem ve damarlarına varıncaya kadar köklü etkiler yapan, tesir ve izler bırakan, birbirini yiyen insanlardan karıncayı ezmeyecek merhamet ve şefkate insanları ulaştıran, dağın taşın, kurdun kuşun, insanların ve cinlerin tanıyıp hürmet ve itaat ettiği Allah’ın en sevgili kulu ve resûlü, binler salât ve selâm senin üzerine olsun. Kararan dünyamıza ışık verdin, hayatın anlamını bize öğrettin. Çözümsüz gibi görünen sorunlarımıza sade ve kolay çözümler ürettin. İnsanlığı vahşetten ve vahşîlikten kurtarıp sevgiyi öğrettin. Sevmenin ne demek olduğunu insanlık senden öğrendi. Sen Habibullahsın (asm). Âlemin çekim gücü olan sevgiyi insanlık senin sayende öğrendi. Bu noktadan sana ne kadar minnet duysak yeridir ve azdır.

Maddî ve mânevî dertlerimizin ilâcı sendedir.

Mübarek elin, kâinatın en muhteşem iksiridir. Onun temas ettiği her dert ve dertli şifa bulmuştur. Devası yok denilen dertler, şifayı o elden görmüştür. Kolu kopanlar, bir temasınla kollarına geri sahip olmuşlardır. Kolu kanadı ve gönlü kırık olanlar bir kelâmınla dünya ve ahiret mutluluğuna ermişlerdir. Kızlarını diri diri toprağa gömmekten çekinmeyen bir cehaletten ve vahşetten, karıncayı ezmekten çekinen bir toplum çıkarmaya muvaffak olmuş, bedevî bir toplumdan o günün medenî kabul edilen milletlerine üstat olacak örnek insanlar meydana getirmiştir.

Çağırdığın her varlık “Emret Ya Rasûlallah, emrine âmâdeyim” diyerek davetine icabet ettiler. Eline aldığın taşlar, orayı bir zikirhane kabul edip senin risâletini ilân ettiler. Önünden geçtiğin taş ve ağaç sana selâm verdi ve itaatini ilân etti. Üstünde durduğun dağ sallanınca, “Ey dağ! Üstünde bir nebî, bir sıddık, iki de şehit var” deyince, dağ seni dinledi ve titremekten vazgeçti. Kâinattaki her varlık senin doğruluğuna ve hak peygamber olduğuna şahitlik etti. Nübüvvet iksirinle yetişen Sahabilerin, “Anamız babamız, canımız sana feda olsun” diyerek dünyadaki en kıymetli şeylerini senin yolunda ve uğrunda feda ettiler. “Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine uysanız doğru yolu bulursunuz” müjdesine mazhar oldular. İtaatin en üstün örneklerini gösterdiler. Tarih, gönülleri bu kadar etkileyen kaç insana şahit olmuştur?

O mübarek el maddi dertlere ilaç, mübarek kelâmı da gönüllerin ilacıdır.

İnsanlık, onun (asm) getirdiği reçetelere muhtaç, sevgiye muhtaç, “Kişi kendisi için istediğini başkası için de istemedikçe kâmil mü’min olmaz” diye özetlediği sevgi toplumu ve sosyal barışa muhtaçtır. Bugün dünya haritasına dikkatle bakıldığında barut kokusu, kan ve gözyaşı gelmeyen kaç tane toprak parçası vardır? İnsanlığın büyük çoğunluğu ağlıyor. Onların gözyaşını dindirecek, gözleri ve gönülleri rahatlatacak, onun (asm) getirdiği ölçülerden başka bir ölçü de görünmüyor. İnsanlığın gecesi fazlaca karardı. Kararan gecelerin sabahı yakın olurmuş. Ümit ve duâ ediyoruz ki öyle olsun. Yaşlı dünyanın şu son deminde insanlık huzur ve saadet bulsun, gözyaşları dinsin.

Allah’ım! Sevdir bize sevdiklerini, yerdir bize yerdiklerini. Habibin (asm) bizim de gönüllerimizin sultanıdır. Onu gönülden sevmeyi, son nefesimize kadar ona itaat etmeyi bizlere nasip eyle. Kıyamet gününde, herkesin kendi derdine düştüğü o günde sancağı etrafında toplanmayı bizlere nasip eyle. Himmetini ve şefaatini üstümüzden eksik eyleme. “Bu da benim ümmetim” dediklerinin arasına bizleri de dahil eyle. Âmin!

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*