Ruhların bayramı: Ramazan

“Ramazan-ı Şerifte mü’minler derecâtına göre ayrı ayrı nurlara, feyizlere, mânevî sürurlara mazhar oluyorlar.” (Ramazan Risalesi – Said Nursî)

Ramazan’ın ortasında ‘mağfiret’ müjdesiyle heyecana gelen bir kalbin sözü bunlar, seherde yazılan. “Bayrama 15 gün var daha demiştim” kendi kendime. Üzerimde ruh rahatlığını, kalp saadetini fark edince dedim: “Ramazan, ruhların bayramı. Ramazan’ın her günü bayram… Nefis dizginlenir, ruh teâlî eder; cesed susar, ruh konuşur; akıl hâkim olur, mide geri planda kalır; madde tüm kofluğuyla yığılır yere, mananın zaferi görünür…”

Ramazan olmasa… Nasıl temizlenirdi kalbimiz? Nasıl haramdan uzak dururdu gözlerimiz? Nasıl susardı hayır konuşmayan dilimiz? Ramazan olmasa bu derece öğrenebilir miydik sabrı? Ramazan olmasaydı, mananın maddeye açıkça galebe ettiğini nasıl görürdük?

Ramazan olmasa… Nasıl yola gelirdi serkeş ve serseri nefislerimiz, susuzluktan kuruyan dudaklar olmasa? Hiçbir kayıt altına girmek istemeyen kör hissiyatımız nasıl uslanırdı, orucun tatlı açlığı olmasa? Nasıl vazgeçerdik benlik dâvâsından, nasıl vazgeçerdik mevhum rububiyet iddiasından?

Ramazan olmasa… Nasıl kıymet kazanırdı, saniye ve günlerimiz? Nasıl vazgeçerdi irademiz kötü alışkanlıkların arkadaşlığından? Nasıl incelik kazanırdı hallerimiz ve latifelerimiz…

Ramazan iklimimize nur getirdin, gönlümüze sürur. Hatırlattın kulluğu, yaşattın mutluluğu. Kalp ve ruhun derece-i hayatını tattırdın manevî hediyelerinle…

Ebedi âlemlerden esintiler getirdin bize. Kulluğu, kardeşliği, acizliği, paylaşmayı, halden anlamayı, merhameti, dertlilerle hemdert olmayı, omuz omuza olmayı, safları sık tutmayı hatırlattın. Sultanlar Sultanı’na sığınmayı, O’nun kapısında kul olmanın, en büyük makamlardan daha büyük ve daha güzel olduğunu öğrettin…

Acziyetimizdeki bitmez kuvveti gösterdin bize. Fakirliğimizde sonu olmayan servetleri önümüze serdin. Rahmetle geldin, sen gelince rahmet de geldi mevsimimize yağmur yağmur… Sıcak mevsimde geldin ama serinlettin. Uzun günlerde geldin ama sabrı öğrettin. Yemekten, içmekten öte vazifeler olduğunu idrak ettirdin… Estin serin serin, günahlarla kavrulan latifelerimize tatlı bir meltem oldun… Âb-ı hayat sundun, ahirzamanın fitnelerinde boğulmak üzere olan ruhlarımıza…

Ömrümüze düştün yağmur yağmur… Getirdin iklimimize kulluğu duâ duâ… Akıttın göz yaşlarımızı damla damla… Buluşturdun dostları, kaynaştırdın insanları iftar iftar… Aydınlattın geceleri, sürura boğdun mahmur gözleri sahur sahur… Çaldırdın davulları mani mani… Söylettin dizeleri şiir şiir…

Ve iftar vakti, bir yudum susuzluk. Sudan daha tatlıdır Sultan’a kulluk.

Ramazan’da mazhar olduğumuz feyizler, sevinçler, manevî yükselişler… Bütün aylarımıza yayılsın inşaallah. Hayat Ramazan tadında, safi olsun. Nurlu olsun, nuranî olsun ve uhrevî neticeler kazandırsın…

Ramazan, ruhun bayramıdır. Artık bayram ne zaman gelecek, demiyorum. Ramazan’ın her günü ruhun bayramı, artık biliyorum…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*