Ufuk çizgisi

Gıybet gribi girdiği yeri İspanyol hastalığından beter ediyor. Bulaştığı zihinleri, uzandığı dimağları, örttüğü akılları, kapattığı kalpleri, hapsettiği hisleri görünce manevî bünyeyi kalbura çevirdiği anlaşılıyor.

Hikmet gelmiyor, ilham uğramıyor, sezgi gizleniyor, düşünce uyuşuyor; varsa da yoksa da hoyratlık, aykırılık, ayrışma, kalkışma; neye, kime, neden?

Ölü eti yemek nasıl bir zevk-i habistir? Kardeşini dişlemek nasıl bir cinnet halidir? Sevap defterini yakıp küllerini sonsuzluğa savurmak nasıl bir kazançtır; düşünen, akleden, fehmeden, idrak eden var mı? Grip girmeyiversin; kalbi karartıyor, aklı uçuruyor, zihni deliyor; nefsi şahlandırıyor, şeytani hisleri ayyuka çıkartıyor. Haramiler etini yediriyor da yediriyor.

Zakkum zıkkımı uzaklarda değil; dilin ucunda, kalbin kelimelerinde, zanla beslenen şuur altının hemen üstünde. Görünmez virüs, güzellikler defterini, hayır yazılarını, salih amelleri; gizliden göstere göstere yiyiyor, enaniyeti şişiriyor, benliği büyütüyor… Hormonal kof büyüme erken teşhisle müdahale edilmezse koca vücud hanesini boşluk, boşvermişlik, miskinlik yatağında yatırıyor, hayır işleyemez, hayır söyleyemez, hayır hal aldırmaz hale düşürüyor.

Virüslü hal girdiği yeri bulaştırıyor, virüslü bölgeye giren de o hale bürünüyor. Zakkum ormanında hangi ağaca çıksan aynı zıkkımlık, aynı çürümüşlük, aynı alçaklık… Eller paralanıyor, yürekler yaralanıyor, kardeşlik kaçıyor, muhabbet uçuyor, feyz terk ediyor; sahtelik yol alıyor, çok yüzlülük yürüyor…

Yılandan, akrepten, aslandan kaçmak nasıl bir korku yoğunluğudur, nasıl bir can havlidir, nasıl bir can açlığıdır; gıybet gribi aynı korku yoğunluğuna, aynı can havline değmez mi? Hele ebed açlığını taşıyanlar, o açlığı ve aşkı bir türlü dolduramayanlar için…

Birkaç kelime kumarına satılmak, birkaç kem lezzet uğruna ateşe atılmak, birkaç ölü söz yemek; hangi şerri def etmiş, hangi hayrı getirmiş, hangi altını celp etmiş, hangi hikmete ram etmiş, hangi sevaba eriştirmiş, hangi güzelliği göstermiş; gören, duyan, işiten, hisseden, akleden var mı?  

Grip ortamından; muhabbet iklimine, uhuvvet şehrine, hikmet diyarına, himmet ülkesine hicret etmek; hem çok kolay, hem de bir o kadar zor. Zorluk ve kolaylık çöllerinde toza çamura bulanmış yol alıyoruz; nefis bırakmıyor, şeytan terk etmiyor. Umut şafağı her zaman berrak, kolaylık pınarı akmam demiyor, rahmet denizi daima temevvüçte… Berrak pınarda yıkanıp denizde dalgalanmaya devam; ufuk çizgisi belirmeye başladı ve bekleyenler var; “Kardeşim” diyenlerin elleri yüreklerimize dokunmak üzere…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*