Akılların muallimi Peygamber Efendimiz (asm)

Peygamberimiz (asm) bir çok vasfının yanında “muallim” vasfının altı çizilmelidir.

Zira Yüce Kur’ân’ın “Kitabı ve hikmeti öğreten bir elçi”1 diye tanıttığı Resul-ü Ekrem’in (asm), farklı zaman ve mekânlarda “Allah beni zorlaştırıcı, sıkıntı verici, yanıltıcı ve şaşırtıcı olarak göndermedi. Lâkin beni muallim (öğretici, eğitici) ve kolaylaştırıcı olarak gönderdi”2 buyurduğu bilinir. Hz. Peygamber (asm) “Ben ancak bir muallim olarak gönderildim.” diyerek kendisini bir muallim, bir mürebbî ve bir terbiyeci olarak tanıtmaktadır. Bu hadis bize peygamberlik müessesesi gibi, beşer tarihinde birinci derecede rol oynayan bir müessesenin esas vazifesinin ne olduğunu göstermekle kalmaz, terbiyenin ehemmiyetine de dikkat çeker. Peygamberliğin en mühim gayesi terbiye olunca, yeni yetişen neslin sorumlularının da en mühim vazifesi terbiye olmalıdır. Davranış ve uygulamalarıyla gelmiş geçmiş en büyük eğitimci hiç şüphesiz Hz. Muhammed’dir (asm). Bu sayede cahil bir toplumu, bütün âleme üstad ve muallim eyledi.

Bediüzzaman’ın ifadesiyle:

“İşte, bak: Şu cezire-i vâsiada vahşî ve âdetlerine mutaassıp ve inatçı muhtelif akvâmı, ne çabuk âdât ve ahlâk-ı seyyie-i vahşiyânelerini def’aten kal’ ve ref’ ederek, bütün ahlâk-ı hasene ile teçhiz edip bütün âleme muallim ve medenî ümeme üstad eyledi. Bak, değil zahirî bir tasallut, belki akılları, ruhları, kalbleri, nefisleri fetih ve teshir ediyor. Mahbub-u kulûb, muallim-i ukul, mürebbi-i nüfus, sultan-ı ervah oldu.”3

Onun için kâinat okulunda en büyük eğitimci, âlem mektebinin en yüce muallimi Efendimiz’dir (asm). İnsanı tanımlayan, ona şahsiyet, kimlik kazandıran cehalet asrını karanlıklardan kurtardı. Sosyal hayatı belirsizlikten, güç ve kuvvet odaklarından doğma ve putperestlik zulmetlerinden temizleyen Resulullah’tır (asm). Yeni bir insan ve tasavvurunu öngören İslâmın hayat felsefesi insanlık için büyük aydınlanma sürecidir. Bu süreci iyi analiz ettiğimiz zaman ortaya büyük bir hakikat olarak arz-ı endam edecektir. İnsanlığın kat ettiği mesafe ona kadar % kaçsa o mesafeyi yüzde yüze tamamlamak gerekir. Ahlâk alanında, sosyal seviyede, yönetimde, siyasette pek büyük bir fütuhat yapmıştır. Özellikle merhameti eşsiz, emsalsizdir. Kuşatıcı bir şefkat sahibi olarak sınıflar arasında uçurumu ortadan kaldırarak, İslâm kardeşliğinin temelini atmıştır. Önce kalpleri fethetmiştir. Bu sayede insanlığı kazanmıştır. İnsanî alandaki gelişmeler, insanî yüce değerlerle, büyük bir ahenk oluşturarak ırkçılığa dayanan yapıları ortadan kaldırmıştır. İslâm medeniyeti insanî esaslar, imanî kriterlerde İslâmın merhamet şemsiyesi altında toplanmıştır. İslâm ferdi cemiyet içinde eriterek ona şahsiyet kazandırır.

“O’nun ahlâkı Kur’ân’dır” ifadeleri Kur’ân’ın hayatımıza yön veren yegâne değer olduğunu ifade ediyor. İnsanın fıtratına dercedilen kabiliyetlerin gelişmesi, ilâhî emirler mecmuası, huzur ve saadet reçetesi ve medeniyet projesinin mimarı Efendimize (asm) uymakla mümkündür. O’nun (asm) projesi Kur’ân’dır. Onun için Kur’ân İslâm dini temeli, özü, esası, reçetesidir. Bize imam olarak hayatımızı tanzim ve tertip etmede pek önemli temel fonksiyonu ifade eder. Kur’ân’ı öğreten yorumlayan, anlatan ders veren başöğretmen ise, Hz. Muhammed’dir (asm). Kur’ân’ın her asra bakan vechesi var. Her asırda bir müceddidi de göndereceğini Efendimiz (asm) beyan ediyor. Asrın imamı, büyük müceddid olan Bediüzzaman Said Nursî ise onun çağdaş versiyonu. Bediüzzaman Said Nursî bu yüce amaca hizmet ederek büyük bir misyon yüklemiştir. Neşrettiği Risale-i Nurlar doğrudan doğruya Kur’ân’ın tefsiri olarak büyük hizmetler deruhte etmiştir. Kur’ân’ın evrensel mesajı ve sünnetin cihanşümul değerleri asrın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak sunulmuş büyük bir teveccühe mazhar olmuştur. Gerek Türkiye’de, gerek âlem-i İslâm ve insaniyette fevkalâde büyük fütuhatlara imza atmıştır. Yüzlerce dile çevrilerek, ilim adamları tarafından paneller, sempozyumlar, konferanslar, seminerler ve ilmî toplantılara dayelik yapmıştır. Merhamet eğitimine de ayrıca önem veren Risale-i Nur, bu asrı gelecek asra taşıyacak vizyona sahip olduğu için esas alınmalıdır.

Hanefi Örnek

Dipnotlar:
1. Bakara, 2/129.
2. Müslim, Talâk 29.
3. Sözler, Yedinci Reşha, s. 322.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*