Besmele’nin sırları

14. Lem’anın 2. makamında Bismillahirrahmanirrahim’in binler esrarından altı sırrı zikredilir.

Ve bilirsiniz ki Sözler Risalesi’nin ilk bölümünde yer alan Birinci Söz Bismillah’ın tefsiridir. Burada bu mübarek kelimenin İslâm nişanı olması ciheti yanında ne kadar büyük tükenmeyen bir kuvvet ve bitmeyen bir bereket olduğu hakikati beyan edilirken her bir mahlûkun hal lisanıyla dilinden düşmeyen virdi olan Bismillah’ın büyük bir define olduğuna tam itminan edilir.

Risale-i Nur Kur’ân’ın manevî mu’cizesi olması yönüyle öyle bir hakikatşinastır ki, hariçteki ekserî kesim Bismillah’la başlarken, Birinci Söz’de Bismillah’a başlanır. Ve belki de Nur’un belâgatteki azameti ve orijinal bir uslûba sahip olmasındaki hasiyettendir ki Besmelenin esrarlarının anlatıldığı kısımlarda müdakkik okuyuculara bir ihtar verilir.

Bu ihtarda yer alan ibareleri analiz eden kaynaklara başvurduğumuzda şu bir kaç mülâhaza üzerinde durabiliriz:

14. Lema’nın 2. Makamının ihtarındanki hakikatlere Nur Külliyatından atıflar:

1. “Bismillahirrahmanirrahim’in binler esrar, sır vardır.” Çünkü Lâfza-i Celâl vardır.” Bütün esma-i hüsnanın ifade ettiği manalar ile bütün sıfât-ı kemaliyeye Lâfza-i Celâl olan “Allah” bil’iltizam delâlet eder.” (Mesnevî-i Nuriye)

2. İhtar’da yer alan “Besmelenin rahmet noktasında parlak bir nuru, sönük aklıma uzaktan göründü” cümlesinde yer alan sönük akıl ifadesini anlamak için ise gecedeki zulûmatın (karanlık-nisbetinde) nurun tezahürüne vabeste olması yönünü düşündüğümüzde sönük akıl aletine inen Besmele’nin de o parlak nurunun o nisbette çok zuhuru görünebilir diye anlayabiliriz. (kısaca: “Gece de zulûmat, nasıl nuru gösterir.” İnsanın sönük aklında da Besmelenin o parlak nuru onda o kadar nurlu gözükür.)

*’Sönük akıl’ a bir diğer nokta-i nazar olarak bir başka iktibas: “O çare ise şudur ki: O cüz’-i ihtiyarîden dahi vazgeçip, irade-i İlâhiyeye işini bırakıp, kendi havl ü kuvvetinden teberri edip, Cenâb-ı Hakk’ın havl ü kuvvetine iltica ederek hakikat-ı tevekküle yapışmaktır. Ya Rab! Madem çare-i necat budur. ‘Senin yolunda o cüz’-i ihtiyarîden vazgeçiyorum’ ve enaniyetimden teberri ediyorum. Tâ senin inayetin, acz u za’fıma merhameten elimi tutsun. Hem tâ senin rahmetin, fakr u ihtiyacıma şefkat edip bana istinadgâh olabilsin, kendi kapısını bana açsın. Evet, ‘herkim ki rahmetin nihayetsiz denizini bulsa, elbette bir katre serab hükmünde olan cüz’-i ihtiyarına itimad etmez’; rahmeti bırakıp ona müracaat etmez…” (Sözler, 17. Söz) Yani “Rahmetin nihayetsiz denizini bulmanın; cüz’-i ihtiyariden vazgeçmek olduğunu düşündüğümüzde; o cüz’-i ihtiyardan vazgeçmenin Sünnet-i Seniyyenin, İrade-i İlâhiyenin dışında tercihini kullanmamak ve “hakikati tevekküle yapışmak” olduğunu anlıyoruz.

3. Ve yine bu makamda yer alan “ey insan” hitaplarını göz önüne alarak Külliyata baktığımızda İşarat’ül-İcaz’da beyan edilen ‘Ya’ edatına olan şu nokta-i nazara tevafuk edilir. (Yani neden bu makamda 9 yerde “ey insan” hitabının yer aldığını izah eden bir nokta-i nazar olabilir bu kısım):

(ey) ‘ya’ edatının kullanılması birkaç nükteye işarettir:

1- Teklif edilen emanet ve ibadetin pek büyük bir yük olduğuna,

2- Derece-i ubudiyetin, mertebe-i uluhiyetten pek uzak olduğuna,

3- Mükelleflerin, zaman ve mekânca hitabın vakit ve mahallinden ırak bulunduğuna,

4- İnsanların derece-i gafletlerine işarettir.”

4. Ve yine ihtarda ifade edilen “ruhen benimle münasebetdar” ibaresine atıf olarak Emirdağ Lâhikası’nda zikredilen şu kısımlar iktibas edilebilir:

“Risale-i Nur’un tezahürü, yalnız tercümanının fikriyle veyahut onun ihtiyac-ı manevî lisanıyla Kur’ân’dan gelmiş, yalnız o tercümanın istidadına bakan feyizler değil; belki o ‘tercümanın muhatabları ve ders-i Kur’ân’da arkadaşları olan hâlis ve metin ve sadık zâtların o feyizleri ruhen istemeleri ve kabul ve tasdik ve tatbik etmeleri’ gibi çok cihetlerle o tercümanın istidadından çok ziyade o Nurların zuhuruna medar oldukları gibi, Risale-i Nur’un ve şakirdlerinin şahs-ı manevîsinin hakikatını onlar teşkil ediyorlar. Tercümanının da içinde bir hissesi var. Eğer ihlâssızlıkla bozmazsa, bir tekaddüm şerefi bulunabilir.” (Emirdağ Lâhikası-1)

5. ”müdakkik kardeşlerimin tasviplerine havale ediyorum” diye beyan edilen ihtardaki bu cümlede ise esasen dikkatin bir lâtife olduğuna nazarlar celb edilmektedir. Zira lâfızdan manayı ancak dikkatle alabiliriz. Dikkat ise iki şeyle zuhur eder: Terkleri, tecerrüdleri yapmak (yani haram, günah ve menhiyatı terk etmek) ve de Risale-i Nur’u çok okumak, meşgul olmak ve mütalâa etmek.

6. Bu ihtarda dikkatimizi celbeden hususlardan birisi de “akıldan ziyade kalbe bakar” ifadesidir.

Bu yerin neden kalbe hitap ettiğini anlamak için Şuâlar’a başvuruyoruz: “İnsanın nefsi, rahmaniyetin cilveleriyle, kalbi de rahîmiyetin tecelliyatıyla nimetlendikleri gibi; insanın aklı da hakîmiyetin letaifiyle zevk alır, telezzüz eder.” Bu hakikate göre ihtarda ifade edildiği üzere 14. Lem’anın 2. Makamında yer alan bu kısmın rahimiyetin tecelliyatıyla ilgili bir bahis olması itibariyle akıldan ziyade kalbe bakar denilmiştir.

Bu ihtarı daha büyük bir dikkatle okudukça Besmelenin sırlarına dair manaların kalbimize doğması elbette mümkündür inşallah.

Öyleyse bu ihtarı da göz önünde bulundurarak bu makamda beyan edilen 6 sırra bakalım: Hülâsaten Bismillahirrahmanirrahim’in

1. sırrı: İnsan olmanın sırrının Besmele’de olduğuna (Besmeleyi kalben, aklen, şuuren (ilmelyakin, aynelyakin, hakkalyakin) söyleyebilmekte) afakî ve enfüsî terakkiyat sırlarının – insan olmanın en kısa yolunun- Bismillahirrahmanirrahim’in manasında saklı olduğuna dair…

2. sır: Marifet sırrı

3. sır: Rahmet -şuunat sırrı

4. sır: Muhatabiyet sırrı (Allah’a küllî olarak muhatap olmanın en kolay sırrı)

5. sır: ”İnsan’da Rahman sureti var” hadisinin sırrı anlatılmış- Bu hadisteki mananın Besmele’de var olduğuna dair

6. sır: Salâvat’ın ifade ettiği mananın Besmele’deki varlığına dair esrar zikredilmiştir.

Şimdi bir de bu nokta-i nazarla okuyalım mı bu makamı…

*Kaynak: nurdersi.com

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*