Çirkin iftiralara cevaplar

altİftira ve çamur dolu satırlar

Basında bir refikimiz, ömrü sürgünlerde ve mahkeme salonlarında geçmesine rağmen Anadolu’yu bir an terk etmeyen bu toprakların âlimi Bediüzzaman Said Nursî hakkında zehir zemberek iftiralarla dolu bir yazı döşenmiş. Aslında cevap vermeye değer bulmuyoruz. Fakat kamuoyunun hatırı vardır. Kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına, her zırvasına olmasa da, bazı iftiralarına kısaca cevap vermeye çalışacağız:

Yazının başlığı: “Nursî Müslümanlığı değil ajanlığı öğretti.” Yazı baştan sona iftira, karalama, kuyruklu yalanlar ve ithamlardan ibaret! Dil bozuk, dil sokak ağzı!

Yazar Said Nursî’ye iftira atmaktan aldığı zevkten olacak, bütün manevî değerlerini çiğnemiş.

SAİD NURSÎ MÜSBET HAREKETÇİYDİ

Yazar, 15 Temmuz menhus darbe ihanetinin baş suçlusu olarak Said Nursî’yi göstermiş. El-insaf dedik. Yüz bin defa el-insaf!

Nursî’nin 6000 sayfayı aşkın eserlerinin bütünü yayında. Marifetli yazar Nursî’nin devlete isyanı emreden, asayişi ihlâli tavsiye eden, menfi hareketi teşvik eden, şiddeti sevdiren, kaosu kışkırtan, devletin idare işine karışmayı salık veren tek bir cümlesini yazsaydı ya yiğit idiyse…

Yazamaz! Çünkü bulamaz! Çünkü yoktur. Said Nursî’ye bakmaya zahmet etseydi, onda ancak müsbet hareket bulurdu! İşte binlerce örnekten bir örnek: “Risale-i Nur şakirtlerinin, mümkün olduğu kadar siyasete ve idare işine ve hükümetin icraatına karışmamak bir düstur-u esasîleridir. Çünkü hâlisâne hizmet-i Kur’âniye, onlara her şeye bedel, kâfi geliyor.”1

Ve bilâkis asayişi muhafaza ve müsbet hareket etmek Said Nursî’nin hep en temel prensibi olmuştur.

Afyon Savcısı’na aynen demiştir ki: “Ey müdde-i umumî! Eğer bin müdde-i umumî, bin emniyet müdürü kadar âsâyişin teminine Risale-i Nur hizmet etmemişse, Allah beni kahretsin. Siz de bana ne ceza verirseniz verin!”2

BUNUN HESABI KOLAY ÖDENMEZ

Tek tek saymayacağız. İftiraları reddediyoruz. Said Nursî papaya mektup yazmadı. Sadece Zülfikâr adlı bir kitabını gönderdi ve İslâm’ı tebliğ etti. O ABD dindarlığa hizmet ediyor demedi. Papayı ve Papazı sevdirmedi. Hıristiyanlara ‘ehl-i iman’ demedi. Bunlar yazıda geçen kupkuru iftiralar! Daha birçok yalanlar, zırvalar, saçmalamalar! Bu kuyruklu yalanları nereden çıkarmış, bilinmez! Hiçbir belge kaydı yok!

Yazar, Üstad’dan aldığı sözün önünü, arkasını kesip iftirasına malzeme yapmış. Siyak-sibak diye bir şey vardır.

Üstad Hazretleri’nin: “Amerika’nın esbak Reis-i cumhuru Wilson ve İngilizin esbak Reis-i Vükelâsı Lloyd George gibi çoklar var ki, mutaassıp birer papaz hükmünde dindar oldular”3 cümlesini almış; ardından iftira çamurlarını hunharca sallamış!

Sayın yazar! Buradaki dindarlık elbette Müslüman dindarlık değildir. Aldığınız cümleyi paragrafı ile birlikte bir defa okuma zahmetine katlansaydınız bunu siz de görürdünüz.

Said Nursî orada Hıristiyan dininin velediyet akidesi dolayısıyla vasıtalara tesir verdiğini, Hıristiyan havaslarını Hazret-i İsa’nın (as) bir mukaddes vekili sayarak enaniyetlerini kırmadığını, bilâkis kalınlaştırdığını (ruhbanlık gibi.), bu sebeple dünyaca en büyük makama gelen Hıristiyan büyüklerinin kendi itikatlarına göre tam dindar olabildiklerini ifade ediyor.

Said Nursî aynı yerde, Tevhid dini olan İslâmiyet’te ise bunun tam tersi olduğunu, makamlar yükseldikçe İslâmiyet’in gururu ve enaniyeti kırdığını; bu sebeple Müslümanlarda böyle yüksek makamlara gelenlerin nadiren tam dindar ve takva-yı hakikide kalabildiklerini beyan ediyor. İslâmiyet’in havastan ziyade avamın ve akıl ehlinin sığındığı bir din olduğunu, binaenaleyh hiç kimsenin İslâmiyet’ten şikâyete hakkı olmadığını ispat babında bunları söylüyor.

Bu kadar doğru söz, bu derece çarpıtılırsa… Bundan sadece Allah’a sığınılır. Hazret-i Yakub’un (as) sözüyle: “Şu söylediklerinize karşı ancak, Allah’ın yardımı beklenir.”4 deriz.

Ne diyelim, dostum; tövbe kapısı açıktır. Bu iftira ve çamurları karnınıza doldurmayın. Bunun hesabı kolay ödenmez.

Dipnotlar:
1- Şuâlar, s. 316.
2- Emirdağ Lâhikası, s. 449.
3- Said Nursî, Mektubat, 29. Mektup, 7. Kısım .
4- Yusuf Sûresi: 18.

YAZDIR
Süleyman Kösmene

1963 Mersin Gülnar doğumlu olan Süleyman Kösmene, ilköğrenimini doğduğu köy olan Yarmasu köyünde yaptı. 1981 Mersin İmam-Hatip Lisesi; 1986 Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. Milli Eğitimin çeşitli kademelerinde öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Yeni Asya Gazetesi Fıkıh Günlüğü köşesinde günlük yazılar yazmakta olan yazarımız, İstanbul’da yayın yapan Bizim Radyo’da ve EuroNur.tv’de programlar yapmaktadır. Evli ve üç çocuk babasıdır.

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*