Demokratik eğitim şarttır

Eğitim; hayatın öğretilerek yaşandığı yeni nesilleri geleceğe hazırlayan bir irfan ocağıdır.

Bir toplumu dinamik hale getiren, sorunlarını çözen ve geleceğe taşıyan değerlerin bütünlüğünü ifade eder. Eğitim demek kültür demek, medeniyet demek, yarın demek, ayakları yere sağlam basacak insanlar demek…

Demokratik bir toplumun yeniden inşasında en büyük misyonu eğitim ve eğitimciler yüklenir. İdeal bir toplumun tasavvurunda millî ve manevî değerlerin yaşama pratiğine dönüşmesinde öncü rol yine eğitime düşer. İnsanı insan eden değerler, eğitim ile gün yüzüne çıkar. Dünün de, bugünün de en önemli meselesi eğitimdir. Dolayısıyla eğitim toplumu manevî değerlerimizi bu kadar etkilerken, keyfi olarak yapılan değişiklikler toplumu da etkiler. Yönetimi dahi etkileyecek olan bu tahribatlar, ancak sistemin rayına girmesiyle iyileşir. Her ilim dalı gibi eğitimde kendi felsefesini bağrında barındırır. Bu felsefenin dayandığı esas öz, geleceğimiz yarınlarımız olan çocuklarımızı istikbale hazırlama amacını güder. Onların psikolojisini etkileyen her bir durum geleceğimizi de etkileyecektir. Bu sebeple her öğrenciye farklı yaklaşmak gerekir. Her çocuk yaratılışta kendisine verilen bir programla özel olarak dünyaya gelmiştir. Farklı hayatlar, farklı kabiliyetler onun fikir ve his dünyasında farklı âlemlere kapılar açacaktır. Fıtratın ona yüklediği değerleri gün yüzüne çıkarmak için eğitimci; bir mühendis gibi hassas, bir doktor gibi duyarlı, bir kimyager gibi dikkatli olmak zorundadır. Fıtrata koyulan istidatları açığa çıkarmak için farkındalıklar oluşturmalıdır. İnsanı insan olarak okumak gerekir. İnsanı, ideolojik kalıplara göre değerlendirirsek; tek tip, kimsenin düşüncesini hazmedemeyen ve yeniliklere açık olmayan şahıslar yetiştirmiş oluruz. Bu da dünyada hiçbir medeni toplumun kabul görmediği bir şeydir.

Ferdi eğitim faaliyetlerinin nesneleri değil özneleri yapmak, başkalarının fikirleri etrafında dönen uşaklar yerine, kendi düşünce semasında özgürlüğe kanat çırparak uçan iyi ve kaliteli bir insan olarak yaşamanın zevkine vardırmaktır.

Demokratik düşünen şahıslar, her düşünceye açık olmalıdır. Yoksa hiçbir ilerleme kaydedemediğimiz gibi, ülkemizi çağlar öncesine götürebiliriz. Dolayısıyla tek düşünce, tek anlayıştan uzak, birlik ve beraberliği sağlayacak barışçıl, demokratik eğitim sistemine ihtiyaç vardır. İdeolojik çerçevede tek bir düşünce sisteminde vicdanlar hür değildir. Hak, hürriyet, adalet zemini üzerine inşa edilecek, eğitimle işlenecek farklı görüşleri hazmedecek bir sisteme ihtiyaç vardır. Bunun için de eğitimin temel taşı olan kitapları ve muhtevasını barındıran müfredat sistemini iyi düzenlemek gerekir. Maalesef ki, şu an bu konuda oldukça yetersiz durumdayız. Dinî ve manevî değerlerimizden uzak kitaplarla, iyi bir nesil yetiştirilemez. Sevgi ve merhameti eğitimin mayası olarak düşünürsek, aklın rehberliğinde, kalbin kılavuzluğunda model oluşturacak şekilde insanî değerlerin kazanılması en birinci gaye olmalıdır. Ve bunun da dayandığı temel öz pedagojik esaslardır. Siyaset kurumları eğitim meselesine siyasî ve ideolojik yaklaşmak yerine, özgürlükçü ve demokratik bir şekilde yaklaşmalıdır. Bilgiyi beceriye dönüştürmek, aklı kalple birleştirmek ve madde, mânâ ahengini oluşturmak esas alınmalıdır. Herkesin, eğitim aynasında toplumu okuması için demokrasiye başvurmak gerekir.

Kübra Örnek

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*