Eğitimi kaybeden neyi kazanır?

Eğitimcileri dahi bezdirecek nispette eğitim, okul, kitap, okuma, kütüphane gibi konularını gündeme taşımakla ne kadar haklı olduğumuz bir defa daha ortaya çıktı.
Kimileri görmek istemese de Türkiye’nin en önemli meselesi eğitimdir, kültürdür. Hatta bir eğitimci arkadaşımız, Risale-i Nur’da yer alan bir veciz sözden yola çıkarak ısrarla “Türkiye’nin bahtının miftahı (Türkiye’nin geleceğinin/ ‘kader’inin anahtarı) eğitimdir” der durur.

Eğitim bu kadar önemli olduğu halde hak ettiği kıymeti veriyor muyuz? Maddi ve manevi imkânlarımızı eğitimin, öğrencilerin ayakları altına serebiliyor muyuz? Belki sözle bunları yapıyoruz, ama icraatlarla desteklendiğini söyleyemeyiz. Nitekim geçen günlerde yayınlanan PISA araştırmasının sonuçları bunu gösterdi. Türkiye OECD ülkeleri arasında sonlarda yer alıyor. (Türkiye 72 ülke arasında 50. sırada yer alırken, önceki testlere göre de performansı geriledi. www.bbc.com erişim: 29 Aralık 2016)

Öyle garip bir tablo ile karşı karşıyayız ki, eğitimdeki problemler gündeme taşındığında ‘kraldan fazla kralcı’ olanlar hemen itiraz ediyor. Okul binalarının yenilendiğinden ve eğitime daha fazla pay/para aktarıldığından bahisle eğitimdeki sıkıntılar görülmek ve duyulmak istenmiyor. Oysa eğitimdeki aksaklıklar hepimiz için bir dert. Hepimiz bu okullarda okuduk ve çocuklarımız da bu okullarda okuyor. Daha insani eğitim almalarını istemek ve beklemek hepimizin, herkesin hakkı değil mi?

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan da eğitimdeki sıkıntıyı ifade ve itiraf etmiş. Bazı kraldan çok kralcıların bu tesbitlerden memnun olmayacağın tahmin ediyoruz. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni”ndeki konuşmasının ilgili bölümü şöyle: “Sadece iki alanda arzu ettiğimiz seviyeye ulaşamamış olmaktan dolayı fevkalade üzgünüm, bunlardan biri eğitimdir, diğeri kültür sanattır. Önümüzdeki dönem bu iki alanı önceliklerimizin en başına çıkarmak mecburiyetinde olduğumuza inanıyorum. Eğitimle kalıcı hale getirilmemiş, kültür sanatla tahkim edilmemiş bir kalkınmanın bizi götüreceği yer zevksizliktir, sevgisizliktir, karanlıktır. Nitekim bunun sancılarını her alanda yaşıyoruz.” (AA, 28 Aralık 2016)

Şunu ifade etmekte fayda var: Eğitim, başka problemler gibi değildir. Eğitimde arzu edilen seviyede bir çalışma yapılamamışsa, başka konularda velev ki dünya lideri olunsun yine iyi bir netice olarak sayılamaz. Ki, eğitimin iyi olmadığı bir yerde başka konularda dünya liderliği ya da iyi derecelerin olması da eşyanın tabiatına aykırıdır, mümkün değildir.

Kusura bakılmasın ama bu durum, mağlup olan askerin; komutanının “Söyleyin hele, niçin mağlup oldunuz?” sorusu üzerine “Komutanım, barut yoktu” demesine benzer. Çünkü düşmanla karşılaşan bir askerin ‘barut’u yoksa başka eksiklikler, hatalar ve mağlubiyet sebepleri aramaya gerek yoktur. 80 milyonluk genç bir nüfusa salip Türkiye’nin eğitimi halletmeden büyümesi, gelişmesi, hür ve demokrat bir ülke olması kolay değildir.

İlave etmekte fayda var ki, “Önümüzdeki dönem bu iki alanı önceliklerimizin en başına çıkarmak mecburiyetinde olduğumuza inanıyorum” tesbiti de çok geç kalmış bir tesbittir. Keşke bu tesbit, iktidarın ilk gününde yapılmış olsaydı. Bu yapılabilmiş olsaydı neticede milletimiz kazançlı çıkmış olurdu. Eğitim harap olduktan sonra…

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*