Kuvve-i zaikayı taşıyan lisan

Risale-i Nur Külliyatı’nda dikkat çeken deyimlerden birisi de “Kuvve-i zaikayı taşıyan lisan”dır.

Üstadın, başlıktaki gibi “kılıç kesmez el keser, aklını imanla başına al” terkipli çok ifadeleri var: Lisan bir organdır, ama tad alma duygusunu taşıyan bir duyu uzvumuzdur. Üzerinde bir duygunun taşınmadığı uzuv ne kadar mânâsızdır? Mükemmel tasarımıyla harika bir şekilde yaratılmış olan dile yüklenen tad alma duygumuzun icra alanı “dil”dir. Dil duyu aletimizle gelen veriler idrak, şuur ve beynimizde değerlendirilerek kalbin bir yönü olan ve mazhar-ı hissiyat denilen duyguların göründüğü ve yaşandığı vicdanda yine kalbin mütercimi olan akıl yoluyla lisan aletiyle duygular ifade edilir. Ağıza alınan ekmek; dildeki asablar vasıtasıyla beyin merkezinde değerlendirilir, kalb bu muameleden mutmain ise hayal ve aklın tasviriyle dilde “elhamdülillah” ilân edilir.

Oregon Devlet Üniversitesi’nde Amerikalı bilim adamları nişasta ihtiva eden yiyecekler için altıncı bir tat duyusu olduğunu keşfetmeleri, insanın tat alma duyusunun makarna, pasta, patates ve ekmek gibi gıda ürünlerindeki karbonhidratları ayırt edebildiğini ortaya çıkardı.1 Böylece dile yerleştirilen tat alma duygusuyla; tatlı, tuzlu, acı ve ekşi şeklindeki dört temel tat alma çeşitlerine beşincisi olarak “umumî” (lezzetli tat) keşfedilerek eklendi.

Eklenen bu tad alma şekli ile tad alma aleti olan dilin kullanımında ilgili âyetin tefsiriyle Bediüzzaman Hazretleri istikamet gösterir. Altıncı Söz’de; Tevbe Sûresi’nin 111. Âyetinde geçen “Allah mü’minlerden canlarını ve mallarını, karşılığında Cenneti onlara vermek suretiyle satın almıştır” müjdesini verirken bir sorumluluğa da işaret eder. İlâhî rahmetin sayısız nimetlerinin mahir bir gözlemcisi şeklinde tasarlanarak, yaratılışındaki vazifesiyle binlerce nimetin tadını kavrayacak şekilde tasarlanan dilin, Allah hesabına çalıştırıldığında, yaratılış maksadının gereğini yapacağına dikkat çekilir. Dilin, merhametli Rezzak olan Allah’ın emri istikametinde kullanıldığında o dilin üzerindeki tad alma duygusu (kuvve-i zaika), İlâhî rahmet hazinelerinin mahir bir gözlemcisi ve her şeyin kendisine muhtaç olduğu Allah’ın kudret mutfaklarının şükreden bir müfettişi rütbesine çıkacağını müjdeler.

Bahsedilen rütbedeki müfettiş olan dilin bedenimizin diğer kısımlarında da dolayısıyla vazifelerine de işaret eder. Şöyle ki: “kuvve-i zaika yalnız maddî cesede bakmıyor. Belki kalbe, ruha, akla dahi baktığı cihetle, midenin fevkinde hükmü var, makamı var.” Bu ifadeler ayrı bir çalışma konusudur.

İşte, bu suretteki kuvve-i zaika, israf etmemek şartıyla ve sırf şükür vazifesini yerine getirmek ve İlâhî nimetlerin çeşitlerini hissedip tanımak kaydıyla ve meşrû olmak ve zillet ve dilenciliğe vesile olmamak şartıyla, lezzetini takip edebilir. Ve o kuvve-i zaikayı taşıyan lisanı şükürde istimal etmek için leziz taamları tercih edebilir.

Haram ve iktisatsız alınan gıdanın kalbin ve ruhun kemaline faydası beklenilmez. “Ehl-i gaflet ve ruhen terakki etmeyen ve şükür mesleğinde ileri gitmeyen insanlar için bir kapıcı hükmündedir” ifadesiyle gafletten kurtulmayan, ruhen terakki etmeyenin dili ön plana alarak âdeta dilin zevk ve hatırı için harama helâle dikkat etmeyip israf ederek yiyen ve içenleri anlatır.

Altıncı Söz’deki ikazı esasa alarak noktalayalım:

“Ey dil, iyi tat! Bir tavla kapıcısı ve bir fabrika yasakçısı nerede, hazine-i hassa-i rahmet (İlâhi rahmetin çok özel hazinelerinin gözlemcisi) nâzırı nerede?”

Dipnot:

1- http://www.yeniasya.com.tr/bilim-teknoloji/essiz-yaratilis-ve-tasarimiyla-dil-altinci-tat-duyusu-kesfedildi_409148.

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*