Adana Bediüzzaman’la coştu

Adana-Seyhan Belediyesi Kültür Merkezinde Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatının 50. yıldönümü münasebetiyle, “Bediüzzaman’a Göre Demokrasi ve İnsan Hakları” konulu bir konferans yapıldı. Risâle-i Nur Enstitüsü ve Adana Yeni Asya Gazetesi Temsilciliğince organize edilen programa, Yeni Asya Gazetesi imtiyaz sahibi Mehmet Kutlular ve Prof. Dr. Ahmet Battal konuşmacı olarak katıldı.

Sunuculuğunu ekonomist Abdurrahman Koçak’ın üstlendiği konferans, Abdullah Şahin’in Kur’ân tilâveti ile başladı.

Konferansta, Asr-ı Saadeti döneminin hürriyetin uygulanmasıyla parladığını anlatan Kutlular, ”Asr-ı Saadet, adaletin zirveye çıktığı bir dönemin adıdır. Bundandır ki; Hz. Ali (r.a) gibi bir zat, Yahudi ile muhakeme edilmiş, şahidi olmadığı için, Yahudi karşısında dâvâ aleyhinde sonuçlanmıştır. Asr-ı Saadetle ilgili ikinci bir husus da Hz. Peygamber sağlığında yerine bir halife seçebilecekken seçmemiş, sahabenin ileri gelenlerini toplayıp onlara ‘aranızdan ehil ve lâyık olanı halife seçin’ buyurmuştur. Hürriyet ve meşrûtiyetin en geniş ve kâmil mânâda, millî iradeyi ve sosyal devleti yansıtarak uygulandığı dönem Asr-ı Saadettir, bunun için bu asra ‘Saadet Asrı’ denilmiştir” dedi.

İslâmiyetin ırkçılığı lânetlediğini ifade eden Mehmet Kutlular, her ırkın birbiriyle kardeş olduğunu, toplumu bir arada tutan unsurun da yine İslâmiyet olduğunu vurguladı. Kutlular sözlerini şöyle sürdürdü: “Elbette demokrasi varsa birçok parti olacak, ama herkes kendisi dışındakilere tahammül edecek. Aslında Türkiye Cumhuriyeti kurulurken biraz ırkçılık esası üzerine kuruldu, etki tepkiyi doğurur. Sen eğer, her şey Türk için, ne mutlu Türküm diyene, dersen öteki de ne mutlu Kürdüm diyecek, bir başkası da ne mutlu Lazım diyene, der. Hem ülkemizde şu an hangi ırktan olursa olsun kişiler her türlü göreve gelebiliyor, başbakan oluyor, milletvekili oluyor. Üstad Bediüzzaman şu üç türlü siyasî zihniyete daima karşı olmuştur: Irkçılık üzerine yapılan siyasete, siyasetin dinsizliğe âlet edilmesine ve umumun mukaddes malı olan dinin, siyasete âlet edilmesine.”

Kutlular’dan sonra söz alan Prof. Dr. Ahmet Battal ise konuşmasında demokrasiyi anlattı. “Demokrasi önce insanın zihnine, bireysel ilişkilerine ve sonra da toplumsal ilişkilere hâkim olmalı” diyen Battal’ın demokrasi ile ilgili bazı tesbitleri şöyleydi: “Demokrasinin olmazsa olmazı, fikir hürriyeti ve seçme hakkıdır. Fikirlerden ve konuşmaktan zarar gelmez. Çoktan seçme yoksa seçme de olmaz. Cumhuriyet demokrasinin zirvesidir, zıddı değildir. İngiltere ve ABD örneği bunu anlatır. Demokrasi iletişim kanallarını açık tutar ve gıybeti günah haline getirir. Demokrasi muhalefetli rejimdir. “Muhalefet ise meşrû ve samimî bir muvazene-i adalet unsurudur. Demokrasi takiyyeyi bitirir, ihlâsa katkı yapar. Demokrasi kategorize eder, ama zıtlaştırmaz. ‘Düşmanımın düşmanı  dostumdur’ kuralına göre düşünmemizi engeller. Derin devleti ortadan kaldırır. Demokrasi karizmatik liderler bulma ihtiyacımızı ortadan kaldırır. Demokrasi tabanı tavan yapar. Halkı arz eden değil rica eden yapar.”

Bediüzzaman’ın demokrasiye nasıl yaklaştığını analiz eden Ahmet Battal Risâle-i Nurdan yaptığı çıkarımlarla demokrasinin nasıl olması gerektiğini şöyle anlattı: “Bediüzzaman darü’l İslâm ve darü’l harb ayrımını reddediyor. Sınırlar abartılmamalı. Dindarlar demokrat olmalı. Hizmeti devletten beklememeli.  Milliyetçiler demokrat olmalı. Vatanı sevmekle yetinmeli. Hak vermekten korkmamalı. Hatta ‘ayrılma hakkını’ dahi vermeli, ama kimse kullanmamalı. Gönüllülük her zaman daha iyi ve daha tatlıdır. Çoğulculuk iyidir. Arap ya da Kürt veya Türk olmak önemli değildir önemli olan insan olmaktır. Birbirimizle gerçekten kardeş olmalıyız. Atalarımızla övünebiliriz, ama övünmek o işi işlemekle olur. Devlet, dinî nasihat için araç olmamalı. Din hürriyeti iyidir yani hürriyetle din iyidir. Suç ve ceza şahsî olmalı. Suç ve ceza kanunî olmalı. Devlet adalet-i mahza devleti olmalı. Toptancı olmamalı. Kurunun yanında yaşı yakmaya kalkmamalı. Bediüzzamanı anlamak için yarım saat yetmez, Eserlerini okuyun anlamakta zorlanıyorsanız Yeni Asya’yı ve Köprü’yü okuyun.”

Program sonunda Atilla Yılmaz’ın yazıp seslendirdiği “ Emirdağ Urfa Hattı” isimli şiir dinletisi de büyük alkış aldı. Yeni Asya Hanım okuyucuları tarafından yapılan gıda kermesi de büyük ilgi gördü.

 

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*