Duâlı geceler

Gecenin bilmem kaçı, saatler sür’atle akıp gidiyor. Kafamda halletmem gereken birkaç konu var. Ama bir türlü çözüm de bulamıyorum. Oradan buradan çözüm arayışları derken, vakit de epeyce ilerlemiş. Fakat zihnimi rahatlatacak bir ‘olur’ da çıkmadı henüz.

Ne yapsak, ne etsek diye tasalanıp duruyorum. Böyle durumlarda, siz ‘Ne yaparsınız?’ bilmiyorum, ama herkesin bir özel anahtarının da varolduğunu biliyorum. Allah, kimseyi daraltıp, bırakmaz.

İşte epey bir sıkıntı sonrası Rabbim, acizliğimize binaen imdadımıza yetişti.

Bizi, duâ kapısına çağırdı; ‘Duâ et; iste, vereyim…’ Hemen, ciddî bir sevinç hali içerisinde, muhkem bir sığınağa koşarcasına, seccademi serdim. Bu esnada, hatırıma Hazret-i Peygamberin (asm), sıkıntı ânında da sevinç ânında da seccadesini sermesi ve durumu Rabbiyle paylaşması geldi.

‘İşte’ dedim, ‘Peygamberî halet bu.’

Öyle de oldu. Ne çok özlemişim. Ne çok ihmal etmişim bu anı. Utandım kendimden.

Ve teheccüd namazımı kıldım. Ama hakikaten hoş bir buluşma oldu. Özel oldu. Gece saati ortamda kimsecikler yok.

İnsan sayısı azaldıkça görüşmelerdeki nitelik artıyor.

Rabbimden istediğim şeyle ilgili, bir kul olarak pek çok adımlar attım. Yani sebeplere hemen hemen başvurdum. Ama nedense bir türlü istediğim sonuç olmuyordu. İnsan böyle durumlarda hakikaten daralıyor. Danışmadığım –neredeyse- konu uzmanı da kalmadı. Hatta o konu ile ilgili neredeyse okumadığım kitap da kalmadı. Eee, o zaman geriye ne kalıyor?

Evet, işte geriye en önemli bir şey kalıyor. Hükmü her şeye geçen, her şeyi bilen ve her şeyi gören Bir’isine başvurmak. Nedense bu konuda problemlerimiz var.
Elhamdülillah ‘Müslümanız’ diyoruz, gerisi gelmiyor. Yani ne demek ‘elhamdülillah’, ne demek ‘Müslümanım’?

Oysa bu bir hazineye sahip olmak demektir.

İstedim Rabbimden. Yani konu çok da sır değil. Yanlış anlaşılmasın. Bir insanla sağlıklı iletişim kuramamam neticesinde içine düştüğüm sıkıntı hali, acizlik hali. Yani bu haliyle herkesin zaman içinde eşiyle, çocuklarıyla, akrabalarıyla, komşularıyla hemen hemen her gün değişik versiyonlarını yaşadığı bir konudur.

İşte ben bunun için Rabbime elimi açıp duâlar ettim. Gözyaşları döktüm. ‘Rabbim, bana bu konuda yardım et.’ dedim. ‘Tabiî ertesi günlerde ne oldu?’ diye sormanız kaçınılmaz. Hakikaten tam da tahmin ettiğiniz gibi.

Hiçbir gerekçe yokken, hiçbir o esnada (duâdan başka) bir adım da atmamışken, aramızdaki problem gitsin diye duâ ettiğim kişi tarafından çok güçlü bir adım atıldı ve hakikaten buna ben de şaştım kaldım.

Şaşkınlığımı taşıyan tek cümlem, ‘Beni mağlûp ettin, senin bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordum.’ oldu.

Ve zaman zaman iyileşse de aylardır, yıllardır devam eden bir iletişim problemi bir anda perdenin çekilmesi gibi kaybolup gitti.

Rabbim, yardım etti. Şükür.
***
Sonrası günü sabahında, hanımın beğenerek yeni aldığı halının üzerine birkaç damla çay döküldü. Ve döken de benim. Kim bilir onu döken çocuklar olsaydı nasıl tepkiler verirdik. Kendimiz olunca ortalıkta hiç ses, seda yok.

Hanım siliyor da siliyor. Ama o da geçmiyor. Geçiyor gibi, ama ille de oraya bakınca hep orada bir problem kendini gösteriyor.

Tabiî bana ‘Ne yapacağız şimdi?’ diye halı meselesi gündeme gelince, ben de kendi üzerinde yaşadığım ‘duâ operasyonu’nu paylaştım. Hanım sonradan bana anlattı. O da, o gece ve birkaç başka gece kalkmış, ‘bismillah’ diye diye, bir de kalkmışken gece namazını da eda edip duâ ederek, halıdaki o lekeyi silmiş. Tabiî netice ortaya çıkınca bizimle paylaştı. İnanılır gibi değil. Yani evet, birileri, ‘Kardeşim duâ, kimyasal ilâç mı?’ diyebilirler. Siz de onlara deyin ki, ‘İnanıyorsanız, evet! ve hatta daha da ötesidir.’
***
Amerikalı Müslüman çoban haberlere konu olan koyunların eğitiminde, ayaklarından tutup yere yatırdığı koyunlara sadece, ‘bismillahi Allahü ekber’ kelimelerini telâffuz ediyor da, koyunlar yerde yatarken sanki ölmüş bir hayvanın hareketsizliği gibi bir sükûnete kavuşuyorlar. Çoban, inanarak söylüyor. Kudsî kelimelerdeki gücü keşfetmiş, ondaki güce inanmış. Zannediyorum, ‘bismillah’ın, ‘elhamdülillah’ın ne büyük bir güç, ne güçlü bir etki edici olduğunu geç öğreneceğiz. ‘Bismillah’ deyip, denize yürüyen ve karşıya geçen, sanırım o ‘bismillah’ın ne demek olduğunu bilerek söylüyordu.

Zorlandığınız bir mesele varsa, hiç vakit kaybetmeyin ve hiç başka yollarda yorulmayın. İnanarak, özel duâlar edin, netice alın. Aldığınız neticeye de şükredin.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*