İstikbal, imanlı gençlerindir İlerideki büyük lezzetlere talip gençler!

Ankara Gençlik Şöleni’ yollarındayız. Gençlerin arasında albüm sayfalarımızı zenginleştiriyoruz. İmanlı gençlerle geçen zamanlar gerçekten muhteşem. Onların arasında olmak yetiyor.

Gençleşiyorsunuz.
***
Bu gençler, iman ve Kur’ân yolculuğunda rahatını bozmuş gençler. Onları yürekten alkışlamak gerekiyor. Artık gün de onların, yıl da, asır da. Yarınlara hükmedecek gençler imanlı gençler!

İnsanı günah işlemeye sevk eden his, hazır lezzetlere düşkünlüktür.
İnsan, hazıra düşkünlüğü dolayısıyla ilerideki büyük nimetleri, lezzetleri görmeyip, hazır az lezzetlerin peşine düşebilmektedir. Yani şimdiki azı alıp, sonraki çoğu terk etmek, aklı olan bir insan için tam bir kayıp ve ileriyi görememek halidir.

Zaten onun içindir ki pek çok insan, ilerideki sonsuz nimetlerle dolu cenneti unutup, dünyanın fani, geçici güzelliklerine, cazibesine kapılarak, cehenneme ehil olacak duruma düşebilmektedir.

Anaokulu öğrencilerine öğretmen bir uygulama yapar. “Çocuklar! Oyuncaklarınızı toplayın size bir çikolata vereceğim” der. Elinde tutup gösterdiği çikolata çocukların gözlerinin önündedir. Yani caziptir, peşindir. Hemen koşturarak oyuncaklarını bir güzel toplarlar. Ve tabiî çikolatayı beklemeye başlarlar.

Öğretmen bir cümle ile tekrar öğrencilerin karşısındadır. “Çocuklar! Bu çikolatayı hak ettiniz. Bu bir çikolatayı hemen alabilirsiniz. Ama size bir teklifim daha var. Eğer bu bir çikolatayı şimdi almazsanız, haftaya bir paket çikolata alacaksınız. Ne dersiniz?” Öğretmen yeni teklifini bitirdiğinde pek çok çocuk üzüntü içerisindedir. Sadece bir iki öğrenci yeni teklifi kabul etmiş ve sevinç yaşamıştır.

Tabiî sözünü yerine getiren öğretmen hazır bir çikolatayı dağıtmaya başlar. Çocukların büyük çoğunluğu hazır çikolatayı elde etmiş olmanın sevinci içerisindedir. Sadece bir iki çocuk haftaya bir paket çikolata hayaliyle beklemeye başlar.

Durum onu gösteriyor ki, insan hazırcıdır. Hazır az nimetleri, sonraki pek çok nimetlere tercih ediyor.

Said Nursî Hazretleri, bu ileriyi görmeyen, ne kazandığını, ne kaybettiğini idrak edemeyen kör hisleri tahlil ederken, işte ‘Bu his ile, bir dakika intikam lezzetiyle katleder ve seksen bin saat hapis elemini göze alır’ der.

İnsan birazcık düşünse, hakikaten şimdiki az nimetleri gelecekteki pek çok nimetlere tercih etmeyi akıl almıyor. Ama gelin görün ki bu his hakim durumdadır.

Bunun da sebebi, bu kör hisler galip gelse, akıl ve kalbi zayıflatır ve etkisiz hâle getirir. Onun için aklı olduğu halde, kalbi hissettiği halde, bu hislerin etkisiyle insan yanlış adımlar atar ve pişmanlıklar yaşar.

O zaman ne yapıp edip, aklı ve kalbi sürekli besleyip ve onları güçlü kılmak gerekir. Akıl ve kalp birlikte olduklarında, manen beslendiklerinde nefis onlara tabi oluyor. Ama sürekli olarak da nefis pusu da beklemektedir. İnsan ne zaman birazcık aklen, kalben zayıflasa, hemen devreye giriyor ve atışlarını gerçekleştiriyor.

Peygamberimiz (asm) ümmetine bu hissi mağlûp etmeyi öğretmiştir. Kör hisler bilinmezse, insan yanlışı yanlış olarak bildiği halde, pek çok kayıplar olduğunu gördüğü halde bu adımı atmakta geri durmaz.

Peygamberimiz (asm) kendisine gelen gencin mahrem duygusunu dinler. Onun taşıdığı bu kör hisleri fark eder. Ve onu mağlûp etmek için adım atar. Gencin düşündüğü fiil bir zina hadisesidir. Peygamberimizden (asm) müsaade almak ister. Peygamberimiz (asm) ise ona, bu fiilin ne kadar ağır olduğunu ona empati yaptırarak anlatır. Kendisinin annesine, kız kardeşine, halasına, teyzesine böyle bir fiilin yapılmasını nasıl değerlendireceğini sorar. Genç de her soru sorulduğunda Peygamberimize (asm), ‘Olmaz ya Resulullah (asm), o benim namusum’ der.

Hazret-i Peygamber (asm) gencin bu ifadelerini oldukça olumlu karşılar ve onun bu olumlu düşüncesinden dolayı tebrike lâyık olduğunu ifade eder. Her gencin böyle düşünmesi gerektiğini ona hissettirir.

Sonunda, gencin kendisinin bu fiili düşündüğü kişinin de bir gencin annesi, bir gencin kız kardeşi, halası, teyzesi olduğunu ifade eder. Böylece genç, bütün toplumdaki insanların bir anne, bir kız kardeş, bir teyze, bir hala gibi düşünülmesini kazanmış olmaktadır.

Tabiî bu kör hisleri tam olarak mağlûp olduktan sonra, Peygamberimizin (asm) yanından ayrılan genç için Hazret-i Peygamber (asm), ‘O en iffetli gençlerden birisi oldu.’ ifadesini kullanır.

Risâle-i Nur eserleri de bu asırda bu Peygamberî yolu takip ederek, imanın daha bu dünyada iken ki, lezzetlerini; küfrün yine daha bu dünyada ikenki azabını, elemini gösterir.

Risâle-i Nur’la olan ciddî iştigal, bu kör hisleri mağlûp etmektedir.
***
İşte bu asır gençleri çok ciddî bir günah hücumuna maruz kalmaktadır. Bütün bu saldırgan hücumlara karşı gençlerin dimdik ayakta durabilmesi tam bir iman göstergesidir. İnsan imanının gücü oranında ayakta durabilecektir.

Belki şöyle de düşünülebilir, bütün bu günah hücumlarına karşı ciddî bir direnç oluşturabilme potansiyeli ancak imanlı gençlerde mümkündür.

İman insana, ebedî bir hayattaki kazanımlarına dikkatleri çekmektedir. Cennetin ucuz olmadığını, cennetin nimetlerinin dünyadaki nimetlerle mukayesesinin dahi yapılamayacağını zihinlere katmaktadır.

Nitekim özellikle son yıllarda sürekli dikkatimi çeken bir genç manzarası var ki, elinde zikirmatik, dilinde zikir, dudakları kıpır kıpır Allah’ı, Peygamberimizi (asm) zikreden genç manzaraları oldukça heyecan verici.

Beş vakit namazlı, büyük günahlardan şiddetle uzak duran, kendini, hayatını, vaktini iman ve Kur’ân yolunda harcayan genç manzaraları her geçen gün artıyor. Bu gelişmelerin güzel olduğu ve istikbalde en yüksek gür sedanın İslâm’ın olacağının müjdelerini taşıyor.

Giyimiyle-kuşamıyla; oturuşu-kalkışıyla; yemesi-içmesiyle tam bir sahabe ahlâkı yaşayan genç manzaraları her geçen gün artıyor.

O zaman çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki, istikbal imanlı gençlerindir. Aklı, mantığı aktif, muhakemesi sağlam gençler yarınlarda söz sahibi olacaklardır. Sağlam bir bilgi donanımına sahip olan gençler, yarınlarda yaşanacak cehalete dur diyeceklerdir.

Şunu çok rahat söyleyebiliriz ki, artık asır din asrı. Yaşadığı hayat şartları ne olursa olsun, ruhun ihtiyaçlarına olan ilgi her geçen gün artıyor.

Ruhu ihmal eden hiçbir düşünce insanını mutlu edemedi ve edemeyecek. Zaten dinin olmadığı bir dünya, hayat projeleri bir bir iflâs etti. Dini dışlayan modernizm projeleri insanı mutlu edemedi. Modern çağda insanlar bir bir yalnızlığa terk edildi. Bencil tipler meydan aldı. Böyle giderse yakın gelecekte modern görünümlü, canavar ruhlu insanlar birbirlerini boğazlayacaklar. Modern vahşetler, modern cehaletler gün yüzüne çıkacak.

Dileriz beşer, başına erken kıyameti koparacak bu adımları atmaz. İnsanları dünya ve ahirette mutlu edecek, barışı, sulhu, selâmeti netice verecek imanlı adımları atar.

Bilhassa gençlerin içinde olduğu manzara, geleceğin daha güzel olacağına, daha aydınlık yarınların geliyor olduğuna, nurlu yarınlara yaklaşıldığına işaret ediyor.

Ne dersiniz, ben yanılmıyorum değil mi?
İçinde olduğumuz gençlik şöleni, istikbaldeki İslâm’ın en yüksek gür seda olacağına en güçlü delillerdir.
Evet, yeni yeni gençlik şölenlerinde görüşmek duâsıyla.
Amaç; yaşı, şartları ne olursa olsun, şölene iştirak etmek ve bu enerjiye katılmak, gerisi bahane.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*