Müteşabih hadislerin manasını herkes bilemez

alt“Onun [Kıyametin] şartları gelmiştir.“ (Muhammed Sûresi: 18.) âyetinin bir nüktesi, bu zamanda akide-i avâm-ı mü’minîni vikaye ve şübehattan muhafaza için yazılmış.

Âhirzamanda vukua gelecek hâdisata dair hadislerin bir kısmı, müteşabihat-ı Kur’âniye gibi derin manaları var. Muhkemat gibi tefsir edilmez ve herkes bilemez. Belki tefsir yerinde tevil ederler. “Onun tevilini Allah’tan başkası bilemez. İlimde derinlik ve istikamet sahibi olanlar ise…” (Âl-i İmran Sûresi: 7.) sırrıyla, vukuundan sonra tevilleri anlaşılır ve murad ne olduğu bilinir ki; ilimde râsih olanlar, “Biz buna inandık. Hepsi Rabbimizin katından indirilmiştir.” (Âl-i İmran Sûresi: 7.) deyip o gizli hakikatleri izhar ederler.

Bu Beşinci Şuâ’ın bir “Mukaddime”si ve “Yirmi Üç Mesele”si vardır.

Mukaddime “Beş Nokta”dır.

Birinci Nokta

İman ve teklif, ihtiyâr dairesinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka olduğundan, perdeli ve derin ve tetkik ve tecrübeye muhtaç olan nazarî meseleleri elbette bedihî olmaz ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zarurî olmaz. Tâ ki, Ebu Bekir’ler a’lâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebu Cehil’ler esfel-i safilîne düşsünler. İhtiyâr kalmazsa, teklif olamaz. Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mu’cizeler seyrek ve nadir verilir.

Hem dâr-ı teklifte gözle görülecek olan alâmet-i kıyamet ve eşrat-ı saat, bir kısım müteşabihat-ı Kur’âniye gibi, kapalı ve tevilli oluyor. Yalnız, güneşin mağribden çıkması, bedahet derecesinde herkesi tasdike mecbur ettiğinden, tevbe kapısı kapanır, daha tevbe ve iman makbul olmaz. Çünkü Ebu Bekir’ler, Ebu Cehil’ler ile tasdikte beraber olurlar. Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselâmın nüzulü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselâm olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez. Hatta Deccal ve Süfyan gibi eşhas-ı müthişe, kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar.

Şuâlar, Beşinci Şuâ, s. 609

LÛ­GAT­ÇE:
akide-i avâm-ı mü’minîn: Mü’minlerden ilmi az olanların inançları.
eşrat-ı saat: Kıyâmet alâmetleri.
muhkemat: Dinin anlamı kesin ve açık olan hükümleri.
müteşabih: Manası açık ve kesin olmayan, tefsir ve tevile ihtiyaç gösteren.
râsih: İlim ve fende, özellikle din ilimlerinde çok geniş ve sağlam bilgisi olan, otorite sayılan.
şübehat: Şüpheler.
tevil: Bilinen anlamından başka bir anlam verme, başka bir mana ile yorumlama.
vikaye: Koruma, gözetme.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*