Daldan dala Hikmet Bayur

Günün Tarihi 4-5 Mart 1934 5-6 Mart 1980

Bediüzzaman diyor ki:

Bütün mekteplerde ve dairelerde ve halkta, o ölmüş dehşetli adamın muhabbeti telkin ediliyor.

Bu hal ise, âlem–i İslâma ve istikbale pek elîm ve acı bir tesiri olacaktı. Şimdi ihtiyarımızın haricinde, onun mahiyeti ne olduğunu, en başta ve en ziyade alâkadar ve en son ondan vazgeçecek adamların ellerine katî hüccetler gösteren ve ispat eden Risale–i Nur geçmesi, kemâl–i merak ve dikkatle okunması öyle bir hadisedir ki, bizler gibi binler adam hapse girse, hattâ idam olsalar, din–i İslâm cihetiyle yine ucuzdur. (Şuâlar, s. 299)

 

(Parantez içindeki ibareler taramızdan konulmuş. MLS)

İslâm devletinin başına geçecek olan (I. Mustafa: El–Ebter) …, gayet muktedir ve dâhi ve faal ve gösterişi istemeyen ve şahsî olan şan ve şerefe ehemmiyet vermeyen bir sadrâzam (II. Mustafa) ve gayet cesur ve iktidarlı ve metin ve cevval ve şöhretperestliğe tenezzül etmeyen bir serasker (III. Mustafa, Müşir) bulur, onları teshir eder. Onların fevkalâde ve dâhiyâne icraatlarını, riyasızlıklarından istifade ile kendi şahsına isnat ve o vasıtayla koca ordunun ve hükûmetin teceddüt ve inkılâp ve harb–i umumî inkılâbından gelen şiddet–i ihtiyacın sevkiyle işledikleri terakkiyatı şahsına isnad ettirerek, şahsında pek acip ve harika bir iktidar bulunduğunu meddahlar tarafından işâa ettirir. (Şuâlar, s. 513)

 

(GİRİŞ NOTU: Üstteki paragrafın sonunda işaret edilen meddahlardan birinin ilk İnkılâp Tarihi dersini veren ve aynı sahanın kürsü başkanlığını deruhte eden Millet Partisinin ilk Genel Başkanı Prof. Yusuf Hikmet Bayur olduğu, şüphe götürmez derecede açık bir vukuât–ı tarihiyedir. Adam, her çevreye hulûl–nüfûz etme becerisini gösterebilmiş bir yetenek sahibi: CHP’den MP’ye, oradan DP’ye, darbeden sonra da kaşarlanmış Kemalizme doğru zigzaglı bir yol takip etmiş…)

Dindar Milletçilerin ipi başkasının elinde

Bugünkü nesil, 1881–1980 tarihleri arasında yaşamış olan Prof. Yusuf Hikmet Bayur’u pek tanımaz, bilmez. Oysa, hemen başta ifade edelim ki, yakın siyasî ve ideolojik tarihimiz itibariyle son derece renkli ve önemli bir şahsiyettir Hikmet Bayur.

Önemi, son derece etkili ve de yetkili makamlarda bulunmasına rağmen, yine de birbirinden farklı siyasî kimliklere bürünebilme becerisinde yatıyor.

İşte, Sadrâzam Kâmil Paşanın torunu olan Hikmet Bayur’un, hayatı boyunca bulunduğu mevkiler ve yapmış olduğu görevler:

1) Tahsilini tamamladıktan sonra, Meşrûtiyet döneminde tarih öğretmenliği yaptı.

2) İstiklâl Harbinde, Kuvâ–yı Milliye safında yer aldı.

3) 1920’de Ankara hükümetinin Hariciye işlerinde çalışmaya başladı ve 1923’te Lozan görüşmelerinde danışmanlık yaptı.

4) Aynı yıl, Londra ve ardından Belgrad Türk elçiliğinde görev yaptı.

5) 1927’de Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, ertesi yıl da Kâbil Büyükelçisi oldu.

6) 1933’de Manisa milletvekili seçildi ve Ekim 1933–Temmuz 1934 arasında Millî E. Bakanlığı yaptı.

7) Bakanlık döneminde, “Üniversite Reformu” adı altında, bütün üniversite ve yüksekokullara mecburi olarak Türk İnkılâp Tarihi dersini koydurdu.

Bakan iken, İstanbul’a gelerek, üniversitede 4 Mart 1934’te ilk Türk İnkılâp Tarihi dersini bizzat kendisi verdi. Bu dersin, bundan sonra bütün okullarda kesintisiz şekilde devam edeceğini söyledi.

8) 1946’da Cumhuriyet Halk Partisinden ayrılarak, Demokrat Partiye geçti.

9) Temmuz 1948’de bir grup arkadaşıyla birlikte DP’den ayrılarak ve partiyi ortadan ikiye bölerek, bu kez Millet Partisinin (MP) kurucu üyesi oldu.

10) Aynı dönemde Meclis’te grup kuran MP’nin ilk resmî Genel Başkanı oldu. İki yıl müddetle bu makamda kaldı. Hatta, MP’nin yayın organı olan “Kudret” gazetesinin de başyazarlığını yaptı.

11) 1952’de MP’den ayrıldı. Bu kez, DP’lilere meyletti, ancak partiye üye olmadı. Bağımsız olarak 1954 ve 1957 seçimlerinde Demokrat Parti listesinden Manisa milletvekili seçildi.

12) Bu sebeple, 27 Mayıs 1960’tan sonra o da Yassıada’da yargılanıp cezalandırıldı. Ancak, 1963 affıyla—siyasete bir daha bulaşmamak şartıyla—serbest bırakıldı.

13) Bundan sonraki hayatını Türk İnkılâp Tarihini anlatmak ve M. Kemal meddahlığını yapmakla geçirdi. Nitekim, “Atatürk, Hayatı ve Eseri” isimli kitabını 1963, “XX. Yüz Yılda Türklüğün Tarihi ve Acun Siyasası Üzerine Etkileri” isimli kitabını ise 1974’te yayımlattı.

 

Ord. Prof. Dr. Yusuf Hikmet Bayur’dan özellikle bugünlerde söz etmemizin zamanlama itibariyle sebebi şudur:

Prof. Bayur, 76 senedir bütün okullarda okutturulan İnkılâp Tarihi dersinin baş mimarlarından biridir. İnkılâpçı şahısların muhabbetinin mekteplerde yayılmasına öncülük etmiş bir “milliyetçi/muhafazakâr” siyasetçi olarak bilinir.

Öyle ki, 1948’de kurulan “Dindar Milletçiler”in, yani bütün dindar medyanın desteklemiş olduğu Millet Partisinin kurucu Genel Başkanlığını yapmış bir önemli kişiliktir. (Fevzi Çakmak, MP’nin Fahrî Başkanıydı. Büyük Doğu ve Sebilürreşad çevresi, parti kadrosunun en aktif üyleriydi. “Dindar ve milliyetçi Kemalizm”, dindar ve milliyetçi şöhretlerin teşkil etmiş olduğu bu partinin ruhunu teşkil ediyordu.)

İşte bu şahıs (Bayur), üniversitede 4–5 Mart (1934) günlerinde bilfiil ders vererek İnkılâp Tarihini diriltmeye çalışmış olup, yıllar sonra yine aynı günlerde (4–5 Mart) ölüm döşeğine yatmış ve 6 Mart 1980’de de ölmüştür.

O tarihlerde Üniversiteler dahil, bütün okullar MEB’e bağlıydı. İşte, Bayur’un MEB olduğu 1934 yılındaki söz konusu icraatine dair bir gazete haberi. Sahibinin M. Kemal olduğu ve sonradan ismi ULUS şeklinde değiştirilen “Hakimiyet–i Milliye” isimli gazetenin 5 Mart 1934 tarihli sayısında “İnkılâp Enstitüsü’nde ilk ders verildi” başlıklı haberin metninde şu ifadeler yer alıyor:

“İstanbul Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü’ndeki dersler, 4 Mart 1934 Pazartesi günü saat 17.30’da Maarif Vekili Yusuf Hikmet Bayur’un dersiyle başladı. Bu ilk dersinde okutacağı Türk İnkılâbı Tarihi dersinin çerçevesini çizen ve ana hatlarıyla İnkılâbın gelişimini açıklayan Hikmet Bayur, Türk İnkılâbı’nın 1934’e kadar olan gelişmesini şu üç evreye ayırmıştır:

(1) Askerî ve siyasî kısım: İşgalci devletlere ve Osmanlı hükümetine karşı bağımsızlık mücadelesi;

(2) Çağdaşlaşma kısmı: Hükümetin Ortaçağ biçiminden modern devlete geçmesi;

(3) İktisadî kısım: Esnaflıktan ve ilkel sanayiden modern sanayiye geçilmesi.

“Bundan sonra, derslerin bu taksime uygun şekilde verileceğini açıklayan Hikmet Bayur’a göre, büyük ve kapsamlı bir değişimi ifade eden İnkılâbı, bir kişinin anlatması imkânsız; dersleri, aktif şekilde İnkılâbın içinde bulunmuş olanlar anlatmalıdır.”

 

Eski Hilal dergisinin sahibi ve 1980’lerdeki Faysal Finans’ın (bugünkü Türkiye Finans) kurucusu olan Urfalı Seyyid Salih Özcan, 1950’li yılların başında birkaç kez Emirdağ’ına giderek Üstad Bediüzzaman’ı ziyaret eder.

Hemen her ziyaretinde siyasetle alâkalı mevzular açıp sorular sorduğu için, Üstad’ın bir defasında kendisine şunu söylediğini nakleder: “Sen benim yanıma geldiğin zaman, bütün siyasî damarlarımı oynatıyorsun. Benim param olsa, seni her sene Hacca gönderirim. Sen Kutb–u Âzamın elini öpüp, ona Risâle–i Nur’dan bahsedeceksin.”

Aynı sohbet esnasında DP’lileri beğenmediğini ve hatta Menderes’i münafıklıkla itham ettiğini de itiraf eden Salih Özcan, Üstad Bediüzzaman’ın bu sebeple kendisini azarladığını ve bu yanlış kanaatinden vazgeçirmeye çalışarak sözü Millet Partisine getirdiği ve şöyle dediğini aktarıyor: “O partide çok münâfık var. Kuvvet dindarların elinde değil.” (Bkz: Son Şahitler–III/241)

Atatürkçülüğü “dindarlık ve milliyetçilik” ekseninde benimseyen Hikmet Bayur, içinde bulunduğu bütün siyasî teşekküllerde aynı fikriyatın takipçisi oldu.

Özellikle Millet Partisini “Dindar Kemalizm”in arenası haline getirmede büyük başarı sağladı. Buradan ümidini kesince kapağı DP’ye attı. Fakat, parti üyesi olarak değil; ancak “bağımsız aday” şeklinde DP’nin listesine girmeyi başardı. Sızabildiği ölçüde, bu partiyi de iğfal etmekten geri durmadı.

Asıl Demokratlar, Yassıada’da en ağır cezalara çarptırılırken, Bayur, kısa sürede affa uğrayarak paçayı kurtardı. Kurtulduktan sonra da, ölümüne kadar yine Kemalizm yolunda yürümeye devam etti.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*