Ege Bölgesinden GAP Bölgesine

Risale-i Nur hareketi içinde özel bir yeri olan ve Nur mesleğinin temel prensiplerini orijinal özelliğiyle teslim alıp, aynı orijinalliğiyle gelecek kuşaklara devretmeyi bir misyon olarak üstlenen Yeni Asya ekolünün içinde, son zamanlarda çok ciddî inkişaf ve fütuhatlar oluyor. Anadolu’daki gönül dostlarımızın hizmet amaçlı toplantılarına katıldıkça, bahsi geçen hakikati daha bir yakından görme bahtiyarlığına mazhar oluyoruz.

9 Mart 2013 Cumartesi günü Denizli’de öğle namazından akşama kadar devam eden ve hem şirketimiz, hem de genel hizmetlerimizle bir şekilde alâkadar olan gündemlerimizle verimli bir toplantı gerçekleşti. Aynı akşam bölge illerinden gelen temsilcilerimizin de katılımıyla icra edilen ve iki kardeşimizin yaptığı dersler, fevkalâde istifadeye vesile oldu.

Pazar günü saat onda başlayan ve Ege Bölgesindeki bütün illerin temsilcileriyle tam kadro katıldığı, hatta dinleyici olarak il ve ilçelerden katılan gönül dostlarımızın da bulunmasıyla, bölge toplantısı, kelimenin tam anlamıyla bir şevk alış verişi içinde geçti. Yönetim Kurulu üyelerinin de hazır bulunması ayrı bir güzellikti. İlk gündem maddesini Yönetim Kuruluna ayıran bölge sekreterinin teklifi üzerine, buradaki hizmet kahramanlarına, Yeni Asya Medya Grubun faaliyetleri ve son beş sene içerisinde nereden nereye geldiği hakkında belgeye dayalı bir sunum yaptık. Bunun arkasından sorulan sorulara, açık ve net ifadelerle cevapları verildi. Dâhilî ve haricî ne kadar engeller olursa olsun, biz daha bir şevk ve gayretle hizmete devam etmeliydik. Geçmişten günümüze yaşadığımız birçok imtihana rağmen şahs-ı manevî ve yayınlarımız olarak dimdik ayaktaydık. Allah’ın inayeti ve özel himayesi altında bu hizmet kıyamete kadar istikamet üzere devam edecekti. Konjonktürel gelişmeler ne şekilde olursa olsun, biz Hazret-i Üstadın tayin ettiği sınırların içinde kalmayı sadakat abidesi olmak gibi bilip, ona göre duruşumuzu muhafaza etmeliydik. Bölgenin kendi gündemlerinin de hür bir ortamda görüşüldüğü toplantı sonunda vedalaşarak Denizli’den ayrıldık. Ancak Denizlililerin özel bir talepleri vardı. Bundan böyle bölgeye ve bölge illerine daha sık gelinmesi ve derslere iştirak edilerek müfritâne irtibatın sürdürülmesiydi.

Herkes geldiği illere dönerken, biz İstanbul’a gidip, Eğitim Merkezinde, hayatını Risale-i Nur hizmetine vakfetmeyi gaye edinen fedakâr gençlerle iki gün boyunca, Risale-i Nur’da Nübüvvet ve Nur mesleğinin temel prensipleri üzerine derslerimizi paylaştık.

Cuma sabahı yine yollardayız. Bu sefer, Üstadımızın “Küçük Isparta” diye taltif ettiği İnebolu’dayız. Akşam, Yeni Asya Vakfının temsilciliği olan beş katlı binanın geniş salonu tamamen doluydu. Mevcut salon yetmemeye başladığı için, üst katı da salon haline dönüştürmeyi plânlayan İnebolu kahramanları, bir adım daha öteye geçerek, çok büyük salonlu yeni bir binanın yapılmasını hedeflerine koymuşlar. Onlara Allah’tan muvaffakiyetler diliyoruz.

Cumartesi gecesi gittiğimiz Malatya’da da Pazar sabahı GAP bölge illerinden gelen dâvâ arkadaşlarımızla, seneler sonra bir araya gelmenin hasretiyle kucaklaştık. Geniş salon sanki bayram yeri gibiydi. Herkes mütebessim çehresiyle selâmlaşıyor, kucaklaşıyor ve lâtifeli sözlerle birbirlerinin gönüllerini hoşnut ediyorlardı. Allah için birbirini hasbî olarak sevmek ve fikir birliği içinde aynı dâvâya gönül vermek işte böyle bir şeydi. Doğu insanının sıcaklığı her cihette kendini gösteriyordu.

Denizli’de bir hafta önce yapılan Ege Bölgesi Temsilciler Toplantısında olduğu gibi, yine ilk gündem maddesinde Yönetim ve Yeni Asya A.Ş. vardı. Yarım saatlik bir sunum yaparak bilgiler verdik. Mensuplarımızdan duâlar istedik. Neşriyatımızı alma hususunda var olan desteğin arttırılarak sürdürülmesini talep ettik.

Biz herhangi bir topluluk değildik. Ümmet-i Muhammedî (asm) sahil-i selâmete götüren Rabbanî bir gemide çalışan hademeler konumundaydık. Zaman içinde bir kısım arkadaşların gemiyi terk etmesine gönlümüz hiç razı değildi. Ancak burası bir imtihan dünyasıydı. Bu Rabbanî gemi nasıl olsa yoluna devam ediyordu. Geminin bize değil, bizim ona ihtiyacımız vardı. Cemaatimizin ruhu hükmünde olan şahs-ı manevî daha metin ve daha kavî idi. Şahs-ı manevîyi temsil eden umumi şûrâ, bahsi geçen geminin kaptanlığını yapıyordu. Doğudan batıya, kuzeyden güneye hizmet cihetinde ciddî fütuhatlar vardı. Artılarımızı görmek, eksiklerimizi tamamlamak mesleğimizin şiarıydı. Sohbetimiz bu minval üzere devam etti ve soru faslıyla sona erdi. Sonra bölge illerinden gelen teklifler ve müzakereler içinde toplantı nihayet buldu. Muhabbet seli arasında yapılan vedalaşmalardan sonra herkes geldiği hizmet mahalline hareket etti. Asil, vakur ve sükûnet ortamında gerçekleşen toplantı, gelecek hususundaki ümitlerimizi bir daha arttırdı.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*