En önemli hizmet iman hizmeti

Birecik’teki “Bediüzzaman ve Müsbet Hareket” konulu konferansta konuşan Güleçyüz, yaşadığımız problemlerin risale-i nur’daki hakikatlerin anlaşılmasıyla çözüleceğini dile getirdi.

PROBLEMLERİN ÇÖZÜMÜ RİSALE-İ NUR’DA

Bediüzzaman Said Nursî’yi anmak için burada toplandık. Ve daha da önemlisi anlamak ve anlatmak için… Bediüzzaman Said Nursî’yi anlamaya ve anlatmaya çok ihtiyacımız var. Bütün insanlığın ihtiyacı var. Çünkü bu çağın insanlığının ihtiyacı olan bütün Kur’ânî mesajlar Risale-i Nur’da mevcuttur. Bediüzzaman İlâhî tavzifle, vazifelendirilmeyle bunları eserlerinde ortaya koymuştur. Hangi problem varsa bizi meşgul eden, dünyayı meşgul eden, bunların çözümü, çözüm formülleri mutlaka Risale-i Nur’da mevcuttur. Dikkatli okunduğu zaman bunlar hep görülecektir. Bunun için, özellikle üniversite hocalarına, üniversite öğrencilerine tavsiyem Risale-i Nur’u çok dikkatli okusunlar. Ve alanlarına göre araştırma, çalışma, tez ve ödev konularını Risale-i Nur’dan seçsinler.

Karşı karşıya olduğumuz problemlerin bu boyutlara ulaşmasındaki en önemli sebep, Bediüzzaman’ın yüz küsur sene öncesinden itibaren seslendirdiği fikirlerin anlaşılamaması, anlaşılmaması, dikkate alınmaması ve gereğinin yapılmamasıdır. Maalesef yüz küsur sene kaybedilmiştir. Hiç olmazsa bundan sonraki dönemleri kaybetmemek adına bu çok önemli vazife bizim üzerimizdedir.

En önemli hizmet, iman hizmetidir

Bediüzzaman Eğitim, Kültür ve Sanat Vakfı ve Risale-i Nur Enstitüsü tarafından düzenlenen ‘Bediüzzaman ve Müsbet Hareket’ konulu konferans, Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde Enver Nebihe Karaata Kültür Merkezi’nde  yapıldı. Program Kur’ân tilaveti ile başladı. Ardından Bediüzzaman Vakfı adına  açış konuşmasını yapan Mehmet Gökdoğan, Birecik ilçesinde yaptıkları hizmetler hakkında bilgi verdi.

Daha sonra ‘Bediüzzaman ve Müsbet Hareket’ konulu konferansa geçildi. Konferansın ilk konuşmacısı Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz, Bediüzzaman Hazretlerinin vefatından önce vermiş olduğu son dersteki müsbet hareket prensibine dikkati çekerek, “Üstadın bu dersinde altını çizdiği kavramlar müsbet hareket ve manevî cihad. Cihad denince genelde savaş, silah, top, tüfek anlaşılır. Bediüzzaman burada cihad kavramını çok farklı bir şekilde tanımlamış ve o tanımıyla gündemimize taşımıştır” dedi. Said Nursî Hazretlerinin daima inanç ve hizmetini öncelediğini vurgulayan Güleçyüz, M. Kemal’in tekliflerini reddetmesini buna örnek gösterdi. M. Kemal’in sunduğu cazip teklifleri Bediüzzaman’ın geri çevirdiğini dile getiren Kazım Güleçyüz şöyle devam etti: “Normal şartlar altında kolay kolay reddedilemeyecek teklifler bunlar, ama bunların hepsini elinin tersi ile itiyor Said Nursî ve  soruyorlar ‘Eğer bu teklifi kabul etseydin, Şarktaki isyanlar yüzünden öldürülen 100 bin kişinin belki hayatını kurtarmaya vesile olacaktın. Neden yapmadın?’ O da verdiği cevapta diyor ki, ‘Evet, belki olabilirdi. 100 bin kişinin dünya hayatı belki kurtulurdu, ama hiçbir şeye alet olmayan, tamamen ihlasa dayalı olan, milyonların imanını, ahiretini kurtaran Risale-i Nur yazılmazdı ve böyle bir eser ortaya çıkmazdı. İşte burada çok önemli bir incelik var. Said Nursî’nin Risale-i Nur ile ortaya koymuş olduğu hizmet vemanevî cihad milyonlarca insanın ebedî hayatını kurtarmıştır. Ve kurtarmaya da devam ediyor. Zaten Risale-i Nur’un asıl misyonu budur. Asıl varlık sebebi budur. Manevî cihad dediğimiz zaman da hedef insanların ebedî hayatının kurtulmasıdır. Çünkü bizim inancımıza göre, hayat bu dünyadan ibaret değil. Tam tersine esas hayat kabirden sonra başlıyor. Ebedî hayatın kurtulmasıdır önemli olan. Varlıklar içerisinde en kıymetli olan şey hayattır. Hizmetler ve vazifeler içerisinde en kıymetli olan şey hayata hizmettir. Ve hayata yapılan hizmetler içerisinde de en kıymetli olan şey fanî hayatları bakî hayatlara dönüştürme hizmetidir. Risale-i Nur, işte bu hizmeti veriyor. Onun için  manevî cihad meselesi son derece önemlidir; her birimizin çok iyi anlamamız ve hayatımızı vakfetmemiz gereken en önemli cihad manevî cihaddır. Ve Risale-i Nur hizmeti onun adıdır.”

Hukukçu Nihat Derindere: Said Nursî daima müsbet hareketi tavsiye etmiştir

Hukukçu – Yazar Nihat Derindere ise, yaptığı konuşmada müsbet hareketin modern dille pozitif yaklaşım olduğuna dikkati çekerek, “Müsbet hareket pozitif davranıştır. Pozitif davranış sadece Üstad Bediüzzaman’ın kullandığı bir tabir değil ve sadece onun hayat felsefesi değil. Onunla birlikte bunu uygulayan insanlar var. Fakat Bediüzzaman Hazretleri bunu Kur’ân ve Sünnet’ten en güzel çıkarıp gösterdiği için daha çok konuşuyoruz. Modern hak aramada yöntemi olarak müsbet hareket nasıl olacak? Esas meselelerimizden biri bu. Bununla ilgili Üstad Bediüzzaman kendi hareket tarzını bildirirken, ‘Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir, menfî hareket değildir’ diyor. ‘Peki, müsbet hareket edemiyorsak, acaba menfî şekilde davranabilir miyiz?’ sorusu akla gelir. Cevabını kendi veriyor, ‘Bizim vazifemiz menfî hareket değildir.’ Ne olmadığını söylemek de önemlidir. Bir hakikat tarif edilirken bazen zıddıyla tarif edilir.  

“Bu kadar müsbet davranan bir insan hakkını ararken nelere dikkat etmiştir? 1960 senesinin yılbaşında Üstad Bediüzzaman İstanbul’a geldi. Piyerloti Oteline yerleşti. Bu otelde talebeleriyle beraber İstanbul gezisi yapacaklar ve onu planlıyorlardı. Hakkında basında çıkan bir kısım yalan yanlış beyanat yüzünden Üstad Bediüzzaman İstanbul’u terk etmek zorunda kaldı. Ve bununla ilgili, avukatı rahmetli Bekir Berk’in savcılığa bir müraacatı olmuş: ‘Bediüzzaman’ın insan hakkına karşı yapılmış bir saldırı var ve bunu suç duyurusu olarak arz ediyorum.” Savcının cevabı şu oluyor: ‘Nursî’nin şahsiyeti korunmaya lâyık değildir veya korunmaya lâyık bir şahsiyet değildir.’ Dehşet verici bir ifadedir. Bir savcının kendi görevi başındayken söyleyemeyeceği bir sözdür, ama söylemiştir. Ama biz bu savcının ne adını biliyoruz, ne de şimdi onu anıyoruz. Allah’ın yükselttiğini hiçbir savcı alçaltamaz. Bediüzzaman’ı da alçaltamamıştır” dedi

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*