Kaşbelen Köyünü biliyor musunuz?

Bundan bir müddet önce Eskişehir hizmet erlerinden Kâmil Tuncay kardeşimiz bizi arayarak, “Osman Ağabey, biz belirli tarihlerde, etraftaki vilayetlerle beraber ortak ders yapıyoruz. 16 Şubat’ta yapacağımız bu derse, Ankara’dan Ömer dayımlar da (Ömer Tuncay Ağabey) gelecekler. Sizleri de dâvet ediyoruz” deyince, zaten bazı yerlere beraber gittiğimiz Eskişehir cemaatine olan aşinalığımızdan dolayı, “İnşâallah!” dedik.

Daha önce, gazetemizin denetim kurulu üyeleri olan; Düzce’den İsmail Özdemir ve Servet Bilgin (aynı zamanda Kütahya temsilcimiz) ile bazı bölgelerimize bir hizmet seyahati yapmayı düşünmüştük. İşte tevafuk bu ya, İsmail Özdemir beni arayarak, o hafta sonunda Ege bölgemize, böyle bir seyahat tertipleyeceğimizi söyledi. Biz de Eskişehir meselesini söyleyip oradan başlayarak devam etmemizi teklif ettik. Sağolsunlar kabul ettiler ve 16 Şubat gününde Bursa’da buluşarak, İsmail Özdemir, Servet Bilgin ve Raşid Yücel ile birlikte Eskişehir’deki sohbete iştirak etmek üzere yola koyulduk.

Yolda giderken de bir taslak seyahat programı yaptık. Eskişehir dersinden sonra, gece Kütahya’da kalmayı plânladık. Ertesi gün nereye gideceğimiz hususunda Servet kardeşe sorduk. Pazar akşamları genellikle sohbet mahalleri olmazdı. O dedi ki: “Yahu, Uşak’ta Kaşbelen diye bir köy var. Orada 365 gün ders yapılır, oraya gidelim.” Biz de hem böyle bir şeye şaşırdık, hem de teklifi kabul ettik. Uşak’tan Cemil Arıkan’ı arayarak durumu bildirdik. Pazar günü öğleden sonra Kütahya’dan Uşak’a doğru hareket ettik.

Telefonla haberleştiğimiz Cemil Arıkan, bizi Uşak girişinde karşıladı ve mihmandarlığımızı yaparak Kaşbelen Köyüne götürdü. Orada Mehmed Zeybek kardeşimizin bizi ağırlamasından sonra, köydeki sohbet mahalline geçtik. Aslında bu seyahatlerin hitamında, intibalarımızı yazmayı düşünüyorduk. Fakat köydeki o hâllere, cemaate muttalî olunca, diğer intibalarımızı seyahat sonrasına bırakıp, bunu bir an evvel sizlere anlatmak istedik.

Gerçekten de, Türkiye’nin hiçbir yerinde şahit olmadığımız bir şey, bu 450 haneli ve 1150 nüfuslu köyde vuku buluyordu. Senenin 365 günü, yani her akşam bu köyde Risale-i Nur sohbetleri yapılıyordu. Enteresan bir şey, 60 kişi kadar cemaat toplanmış ve pürdikkat yapılan sohbeti dinliyordu. Çay molasında sorduk, neticede bir köy olan bu beldede, 10-15 civarında Yeni Asya gazetesi abonesi olduğunu öğrendik. “Maşaallah” dedik. Türkiye nüfusuna bir orantı yaptık. Bu köy gibi, Türkiye’deki insanlar da Yeni Asya alacak olsa, gazetemizin en az 700 bin baskı yapması lâzım gelir. Cenâb-ı Hak, o köydeki şuuru, inşâallah, bütün memleket sathına nasib eder de, insanlar hem Yeni Asya gazetesiyle tanışır, hem de iman-Kur’ân hizmetindeki o güzelliklerden, istifade eder, feyiz alırlar.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*