Amanın Ne Akîl, Ne Akîl…

Şu ukala, pardon akiller hikâyesi de güzel oldu. Yetmiş milyonuk ülkemiz böylece dehalarını tanıyacak. Aziz Nesin´in Türk Milletine savurduğu hakareti, gerisin geriye onun mezar taşına yapıştıracak, böylece…

Fakat anlayamadığım bazı hususları, siz pek kıymetşinas okuyucularımla paylaşarak kafamdaki çengellerden kurtulmak istiyorum. Başlıyorum:

İlk olarak, bu akilleri kimler ve hangi ölçülerle tesbit ettiler? Başbakan ile MİT´in ortaklaşa bu isim listesini tesbit ettiğini söylüyorlar… Herşeyi bilen Başbakanımız ile Tel Aviv – Newyork arasında mekik dokuyan bürokratlarımızın listelerindeki acayiplikleri daha çok konuşacağız. Fakat 28 Şubat´ın tetikçisi ve evvelâ Ukalaya karşı çıkan ve ertesi gün rüşvetle bu listeye alınan Hasan Karakaya´dan Yücel Sayman´a bu garabetleri mutlaka birileri anlatmalı…

İkinci olarak, Marksist Kürtleri bir tarafın başı haline getiren başbakanın, neden dindar sünnî kürtleri devre dışı bıraktığını; arkitris, şovmen ve derin adamlarla kimin taşeronluğunu yaptığını merak ediyorum. Türkiye´de bir kürt düşmanlığı olmadığını, ahlâksız ve dinsiz PKK´ya halkımızın düşman olduğunu bile bile bu tiyatroyu oynamasını sırrını bilenler, lütfen anlatsınlar.

Üçüncü olarak, bu akiller ülkenin dörtbir yanını tarayarak barış isteyeceklermiş. Demekki karşımızda gizli bir devlet var. Ve o´nunla savaşıyormuşuz. Güçsüz kalan T.C.´de akillerini toplayarak haklılığına kamuoyu arıyor. Fakat ukalanın neler konuşacağına dair tek bir satır yokmuş. Bazılarının bu listeye yüksek rüşvetler karşılığında alındığı da bir gerçek. Halkı asgarî ücretlerle inim inim inlendiren bu siyasal islamcıların bir dönemlik bir iktidar uğruna, fukara milleti soymasına ses çıkarmayanların imanlarından şüphe edilmez mi?

Dördüncü olarak, barış sözcüğünün veya kanı durduralım veya analar ağlamasın gibi sloganların arkasına sihirbazca giren Erdoğan´ın oynadığı oyunda Türkiye´nin bir parçacık yararı olmadığı halde, bile bile bu iğrenç oyuna lades diyenlerin yarın da akil muamelesi görüp – görmeyeceklerini onlara hatırlatan oldu mu, acaba… Oniki seneyi aşkındır kanı bile bile durdurmayan, PKK teröründeki zaafiyeti sebep gösterdiği askerleri kodese tıkan ve bugün de bir başka sebep için bölgede durgunluk isteyen insiyatif AKP insiyatifi mi, yoksa harici irade mi böyle istiyor… Bu sorunun şıkları çoğaltılabilinir.

Beşinci olarak; Oniki Eylül sonrasındaki sol terörün tekrar Diyarbakır´dan Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlere taşınacağı söyleniyor. Böyle bir durumda Doğu´yu turuncu devrimlere bırakacak devletimiz Batı´da bir başka sol terörle savaşa girecek demektir ki, ülkenin böyle bir ortamda sürüklenecek felaketi akiller görmüyorlar mı?

Altıncı olarak; silâhını alıp Kuzey Irak´a gidecek PKK´nın orada Barzanî ´nin eğitim kamplarında gerilla ve şehir tedhiş dersleri alacağı malum. Zira, İsrail´in organizesindeki askerî eğitim kamplarında Suriye´liler de olmak üzere yirmibin kişinin eğitildiklerini Barzanî H. Cemal ile yaptığı söyleşide duyurdu. Yani Türkiye´den kısa bir süreliğine dinlenmeye ve eğitime gönderilecek marksist militanların, her an sınırı aşarak gelmeyeceklerine bir senet var mı? Yani Barzanî ile bu kadar içli – dışlı olmuş bir hükümet bu işi götürebilecek mi? Zira Barzanî büyük Kürdistan idealinden vazgeçmediğini ve hedefe birkaç adım mesafede olduğunu ısrarla söylediği halde…

Yedinci olarak; Başbakanın da, ekibin de ve bürokratların da akıllı olduklarına inanmıyorum. Önlerine konulan ödevlerini yapıyorlar. Dolayısıyla bunların seçtikleri ukala meclisinin de akıllı çıkacağına inanmıyorum. Milleti aptal ve enayi yerine koyan AKP ve ukalasının tiyatrolarının da bir başka felaketten bakışlarımızı kaçırmak üzere oynandığına inanıyorum.

YAZDIR

2 Comments

  1. bazı akillere bakıyorum. mesela Mustafa taşgetiren. Bu adam buraya safiane tayibe inandığı için gelmiştir sanırım.Ama önüne konan-barış yemegi-yemegin içinde ne var?Mutfakta ne pişti bilmiyor? sadece yemegin lezzetini anlat diyorlar o da anlatmaya çalışıyor ama olmuyor. Millet bu yeöegi sevmedi.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*