Duygular ve tesettür hakikati

Varlık âleminde tesettür

Örtünme hakikati yaşadığımız âlemin her tarafını kuşatır. Rabbimizin “Settar” isminin yansımasıdır. Her esma-i İlâhî gibi Settar ismini de sonsuza uzanan şekliyle mahlûkat üzerinde görmek mümkündür.

Settar isminin gereği olarak tesettür hakikati bitkilerin kendilerine has kabuklarından, hayvanların derilerine, gezegenlerin atmosferlerinden, hücreler âlemine varıncaya kadar zerrelerden güneşlere bütün varlık âlemini kuşatır, örter, gizler, korur.

Tesettür, kâinatın inkâr edilemeyen bir gerçeğidir…

Settar olan Rabbimiz âlemlerin Efendisine ezeli kelâmı olan Kur’ân’da “Ey örtüsüne bürünen Resulüm!” (Müzzemmil Sûresi, 1)

“Ey bürünüp sarınan Resulum!” şeklinde hitap eder. (Müddessir Sûresi, 1.)

Âlemlerin Efendisi de bizlere “Ben örtünmekle emrolundum!” diyerek seslenir. (Kaynak: Ebu Ya’la, el-Müsned, XI, 24–25, nu: 6162; Taberani, el-Mu’cemü’l-evsat, VI, 308–309, nu: 6590)

Maddî ve manevî elbiseler

Yine Rabbimiz: “Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek bir örtü ve ziynet olarak giyinip kuşanacağınız elbise verdik. Takva elbisesi ise en hayırlısıdır. Size böylece maddî ve manevî elbiselerin nasip edilmesi de Allah’ın âyetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.” (A’raf Sûresi, 26.)

Âyetiyle sadece iman edenlere değil, inancı ne olursa olsun erkek kadın bütün insanlığa hitap etmekte ve insanlık için elbiselerin en hayırlısının takva elbisesi olduğunu açıklamaktadır.

Bedene giyilen “maddî elbise” insanı sıcak, soğuk gibi dış zararlardan korur. Rabbinin yasaklarından kaçınıp, emirlerini yerine getirme gayreti olarak tanımlayabileceğimiz “takva elbisesi” ise insanı kem nazarlardan ve incinmelerden muhafaza eder.

Rabbimizin hoşuna giden en güzel elbisedir.

Elbiselerin en güzeli: Takva

Âyetteki “Maddî ve manevî elbiseler” ifadesi üzerine ise tefekkür edilmesi gerekir. “Manevî elbise” tabirinden ilk aklımıza gelen insanın fıtratında var olan korku, utanma, gizlenme, hayâ, çekinme gibi duyguların tesettür hakikati ve takva ile bağlantılı olduğunu düşünmek hatalı olmayacaktır.

Bu duygular Settar olan Rabbimizin fıtratımıza vurduğu taklit edilemez yaradılış mühürleridir. Fıtratı bozulmayan kadın, erkek her insan dili, dini, rengi ne olursa olsun tesettür hakikati ve takva ile bağlantılı bu duyguları taşır.

İlâhî isimlerin yansımaları

Bir başka açıdan düşündüğümüzde “manevî elbise” tabirinden insanın üzerinde aksettirdiği esma-i İlâhîler de kast ediliyor olabilir.

İnsanın üzerinde aksettirdiği yetmişten fazla esma-i İlâhî olduğunu Bediüzzaman Hazretleri şöyle ifade eder:

“İnsanın mahiyet-i câmiasında nakışları zâhir olan yetmişten ziyade esmâ vardır. Meselâ, yaratılışından Sâni, Hâlık ismini ve hüsn-ü takviminden Rahmân ve Rahîm isimlerini ve hüsn-ü terbiyesinden Kerîm, Lâtif isimlerini ve hâkezâ, bütün âzâ ve âlâtıyla, cihazat ve cevahiriyle, letâif ve mâneviyâtıyla, havas ve hissiyatıyla ayrı ayrı esmânın ayrı ayrı nakışlarını gösteriyor. Demek nasıl esmâda bir İsm-i Âzam var; öyle de, o esmânın nukuşunda dahi bir nakş-ı âzam var ki, o da insandır.” (Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Otuz Birinci Pencere)

Yasemin Güleçyüz

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*