San’at harikası: Keçiboynuzu

Var olan her şeyin Yaratıcısı (cc), kemâl-i rahmetinden, aciz ve muhtaç kullarının vücut sağlıklarını güçlendirme hikmetiyle, şifa hazinelerinden, harika-i san’at nimetler göndermektedir. Bu san’atlı ve hikmetli desteler çeşitli yollarla gönderilmektedir.

Bunlardan birisi de, toprağı İlâhî bir laboratuvar şeklinde işleyen ağaçlar eliyle gerçekleşmektedir. Bu yaradılış faaliyetiyle, kuru ve sert bir topraktan, hatta kayalar arasından, hayata büyük destekler sağlayan maddeler, nizam ve mizanla terkip edilir. İlâhî rahmetin işlettiği bu ağaçlardan birisi de, bal gibi şifalı maddelerle mücehhez keçiboynuzudur. İntizam-ı ekmel ile hazırlanan bu meyvenin, muhteva ve faydalarını, fitoterapi (nebatlarla tedavi) ışığında gözden geçireceğiz.

Keçiboynuzu, Akdeniz ikliminin hâkim olduğu yerlerde, özellikle Antalya- Silifke arasındaki bölgede, Hûda-i nâbit olarak yetişen, ayrıca kültürü de yapılıp yetiştirilen bir meyvedir. Harnup olarak da bilinen ve boyu 10 metreye yükselebilen, yaz aylarında yeşil renkli çiçekler açıp, kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaçtır. Meyvesi 10-20 cm. boyunda sert, yassı, etli ve koyu kahverengindedir. Dış görüntüsünün yanında içinin tanzimi, sert çekirdeklerinin dizilişi ve şekerli özsuyu ile muhteşem bir İlâhî san’at eseridir.

Keçiboynuzu lif ve protein açısından zengin olup, magnezyum, demir, potasyum ve kalsiyum gibi mineraller, A- D ve B vitaminleri yönünden bereketli bir muhtevası bulunmaktadır. Ayrıca vücut savunmasında, içinde bulundurduğu güçlü antioksidanlarla otoimmun (bağışıklık) sistemini destekler. “Yüksek kolesterollü hastalarda, çözülmeyen lifleriyle zengin keçiboynuzu özünün, LDL, trigliserid ve LDL/ HDL oranlarını düşürdüğü gözlenmiştir. Yağ yakmada etkili olduğu gözlendiğinden, vücut formunu korumada etkilidir.

Kan şekerinde ani düşüşlere sebep olan glisemik tabloyu, insülin tepkimesini arttırmakla düzene koyar.”1 Keçiboynuzu özü, unu ve pekmezi koruyucu ve tedavi edici olarak, vücut sağlığına verdiği destekler, bilimsel araştırmalarla onaylanmıştır. Özellikle balgam söktürüp, göğsü yumuşatır ve bronşları açar. Sigara alışkanlığını bırakmada ve nefes darlığına karşı oldukça etkilidir. “Etkin maddesi, hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır. Bu etkin madde, aynı zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında öylesine etkilidir ki; derhal sonuç alınabilmektedir. Keçiboynuzu tavsiye ettiğim bu insanların çoğu, daha hemen ertesi gün rahatlamaya başladıklarını anlatıyorlardı. Ayrıca virüs ve bakterilere karşı etkili olup, antiseptik tesirlidir.”2 Yüksek mineral ve vitaminleri ile diş etleri üzerinde olumlu etkileri vardır. Kemik erimesi (osteoporoz), Anemiye (kansızlık) destekleri olup, yüksek tansiyonu düzenlemeye yardımcı olur. Akciğer kanserini % 90 oranında önleme gücüne sahiptir. Vücutta biriken radyasyon kalıntılarının atılmasını sağlar. İdrar söktürücü olup, ödemleri önler. Sindirim faaliyetini düzenleyip, Hemoroid (basur) sıkıntısında yardımcı olur. Unutkanlığı en az seviyeye indirir. Türkiye’de yeteri kadar kullanılmadığından, değerini çok iyi bilen Avrupa ülkeleri ve İsrail’e, pekmez, özüt şeklinde hazırlanarak ihraç edilmektedir. Bizler de bundan örnek alarak, keçiboynuzu ürünlerini başta gelişme çağındaki gençlerimize ve güçlü bir bağışıklık sisteminin sağlanması için, her yaştaki insanın kullanması gereklidir.

Keçiboynuzunun bilinmeyen çok önemli bir faydası, “aynı zamanda hareketli sperm sayısını arttıran özelliğe de sahiptir. Aktif sperm sayısı az olan ve az sperm sayısından dolayı, çocuğu olmama riski yüksek olan baba adaylarının kullanmasında çok büyük fayda vardır. Bu güne kadar hareketli sperm sayısının azlığından dolayı, baba olamayan onlarca insan tanıdım, hepsi de keçiboynuzu kürünü uyguladıktan 4-5 ay sonra baba olacaklarının heyecanı ile beni aramışlardır. İsviçre’li çok yakın bir aile dostum, aynı sorunla karşı karşıya idi. Kendisi uzun yıllar bu konuda çok değişik tedaviler görmüştü, sonuç hep başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Kendisine keçiboynuzu kürünü tavsiye ettiğim zaman, bana tereddütle bakarak ‘şaka yapıyorsunuz her halde’ demişti. Ne de olsa 13 yılın verdiği başarısızlık vardı. Bu konuda araştırma sonuçlarımın olduğunu söyleyince, kullanmaya karar verdi. Türkiye’den keçiboynuzu getirttim. Kullanmaya başladıktan 5 ay sonra baba olabileceğini öğrendiğinde, mutluluğunu ilk benimle paylaştı. Meslektaşım üç çocuk babası olmanın mutluluğunu yaşıyor.”3

Keçiboynuzunun harika bir meyve olduğunun anlatıldığı ve yetiştiği bölge halkının inancına göre; Lokman Hekim Silifke civarına geldiğinde, keçiboynuzu ağaçlarını görünce ‘Burada halkın bana ihtiyacı yok’ diyerek, faydalarını anlatıp oradan ayrıldığı söylenmektedir. Bu bilgiler ışığında, yeteri kadar değerlendiremediğimiz harika keçiboynuzunu ilgi alanımıza almamız, sağlıklı hayat yaşamamıza destek verecektir.

SAĞLICAKLA KALIN

Feyzullah Ergün

Dipnotlar:
1- Dr. David GROTTO, Hayat Kurtaran 101 Yiyecek, s. 201 Martı Yayıncılık.
2- Prof. Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU, Bitkilerdeki Sağlık Mu’cizesi, s. 66, Kendi Yayını 2002.
3- A.g.e. s. 68.

image_pdf

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*