Kur’ân’ın tarifiyle taşlar

Kur’ân’ın sayfalarında gezerken kâinatın sayfalarında gezer gibisinizdir.

Denizlerden geçersiniz bulutları keşfedersiniz. Ağaçlara yapraklarına bakar ve ardından ayağınız bir ‘taş’a takılıverir ve sendelersiniz yani yeni bir düşünceye girersiniz. Neyle mi ilgili? Tabiî ki taşlarla ilgili.

Taşlar fazlasıyla etrafımızdadır. Şu yaz günlerinde en az ağaçlar kadar dikkatimi taşlar çekiyor. Tabi öyle küçük taşlardan bahsetmiyorum. Büyük dağların tepelerinde yekpare duran koca taşlar.

Ağaçların arasında ayrı bir renk tonuyla hemen fark ediliyor.

Onların büyüklükleri aralarında koca koca ağaçların boy vermesi ve yine üstünde uzun ve büyük ağaçlara izin vermesi gibi noktalarında hayli tatlı ve bir o kadar da o sert yüzünde yumuşacık hisler barındıran hallerdir bunlar.

Her nereye gidersem aslında taşların izini sürüyorum. Hele bir de Toroslar’ın sarp ve dik kayalarını seyrediyorsam bu daha barizdir. Taş tabakası böyle her yerde görünebilen bir unsurdur. Bu sert tabaka her dikkatimi çektiğinde kendimi Kur’ân’ın mu’cizevî bir tefsiri olan 20. Söz’ün nüktelerinde buluyorum. Bu Kur’ân tefsiri her defasında taşların hikmetini anlatan muazzam bir yorum.

Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; artık kalpleriniz taş gibi, hatta daha da katıdır. Taşın öylesi vardır ki ondan ırmaklar kaynar; öylesi de vardır ki, çatlayıp bağrından su fışkırır; bazı taşlar da vardır ki, Allah korkusuyla yerinden düşer. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir. Bakara Sûresi 74. Âyeti beni taşların dünyasına alır. İçinden ırmaklar çıkan, ALLAH KORKUSUNDAN yerinden düşen, yarılan taşlara saygım artar.

Taşların vazifesi burada apaçık ortadadır. Rabbimiz âyetinde bu muazzam görevi yapan taşları anlatır.

Ve gündemim bu dönemlerde neredeyse uzun süre taşlar oluverir.

Kur’ân bu şekilde kâinatı ne kadar güzel tarif ediyor. Ben de bu mühim vazifelerini görmekle taş tabakası vazifesizlikten ve abeslikten kurtulur. Adeta bir hikmetten levha oluverir. Yani ders ibret alınacak bir tabakadır.

Toprağa dayelik yani analık yapan, bağrından ırmaklar akan, ve yine Allah korkusuyla parçalanan ikiye ayrılan Allah’ın emirlerine karşı çok yumuşak olan bu tabakayı ayrı sevmeye başlarım.

Bizim o emirler karşısındaki tavrımızı da düşündüğümde hani utanmıyor da değilim.

Bize bu dersi veren Kur’ân kitabı kâinat kitabına nasıl da ışık tutuyor. Elhamdülillah.

Cihan CAMBAZ

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*