İnsanın yaratılış mucizesi

İnsan vücudunda yaklaşık yüz trilyon hücre olduğu tahmin ediliyor. Bu hücrelerden yaklaşık 38-40 trilyonu ise, çekirdeğinde DNA taşıyor. Bu hücrelerin çekirdeğindeki DNA’lar da 46 adet kromozom içine paketlenmiş durumda. Tamı tamına 46 kromozom. Bir fazla ve eksik olsa hastalık zuhur ediyor, Down Sendromu gibi.

Evet her bir hücrede 46 kromozom var, ancak tek bir hücre hariç. O da üreme hücreleri. Bunlar, annede yumurtalık, baba tarafında ise sperm hücreleri. Bu hücrelerdeki kromozom sayısı 23 adet. Tam da normal bir hücrenin yarısı kadar bir sayı. İşte yeni bir insanın yaratılışı bu iki hücrenin bir araya gelmesi ile inşa ediliyor. İnsanın yaratılış süreci ise baştan sona tam bir mucize olaydır. Bir bebek dünyaya geldiği anda tüm organ ve azaları ile bu yaratılış mucizesinin görünen şahidi ve delili oluyor.

Bu yaratılış sürecinin başlangıcı ise bir babanın anne rahmine bir defada 300 ile 400 milyon sperm hücresi bırakması ile başlıyor. Yani bir bir insanın yaratılış mucizesi dört yüz milyon ihtimalden birisi seçilerek gerçekleşiyor. Demek ki tesadüf denen bir şey yok. Çünkü bir insan dört yüz milyon ihtimalden bir ihtimal olarak vücut buluyor. Bu bile başlı başına bir mucize.

Aslında bir insanın yaratılışı dört yüz milyon değil, belki de dört yüz milyar ihtimalden seçilmekte. Çünkü normal sağlıklı bir erkek ömrü boyunca en az dört yüz milyar sperm hücresini anne rahmine intikal ettirmekte. Bu da bir insanın yaratılmasının en az dört yüz milyar ihtimalden seçildiğini göstermekte. Bu da akıl sınırlarımızı zorlayan bir mucize olarak karşımıza çıkıyor.

İşte o sperm hücreleri bütün insanlığın genetik kodlarını taşımakta. Yani bir sperm ve bir yumurtalık hücrelerinde insanlığın tüm yaratılış kodları mevcuttur. Bu ifadeler zahiren bir mübalağa gibi görünebilir. Ancak neslimizi geriye doğru takip edersek, en başında iki kişiye ulaşırız. Hz. Adem ve Hz. Havva. İşte bu iki insanın sülbünde, yani üreme hücrelerinde bulunan genetik kodlarda tüm insanlığın yaratılış kodları, yani yazılım bilgisi mevcuttur.

İşte nesilden nesile taşınan bu genetik kotlar, nihayet bir baba tarafından anne rahmine emanet edilir ve anne rahmine düşen ve sayıları dört yüz milyonu bulan o sperm hücreleri son sürat anne yumurtalık hücresine doğru yol almaya başlarlar. Her bir sperm hücresi kendi boyuna kıyaslandığı zaman neredeyse on beş kilometrelik bir yolu kat etmeye mecbur kalır. Zaten bir sperm hücresi incelendiği zaman tam da böyle bir yolu kat etmek için, sanki bir denizaltı gemisi gibi, dizayn edildiği görülecektir. Çünkü adeta sperm bir deniz altı gemisi gibi seyahat eder, kuyruğunu da bir motor gibi kullanır ve yumurta hücresine kadar tüm enerjisini harcar. Bu bile tek başına Hikmet sahibi bir Yaratıcıyı gösterir. Çünkü sperm hücresinin tüm donanımı ve yapısı bu uzun yolu geçerek yumurta hücresine gerekli kotları ulaştıracak bir taşıyıcı gemi suretinde yaratılmıştır.

İşte bu sperm hücreleri bir insanın yaratılış kotlarını taşıyan esas hücrenin çevresini sarıp, o hücrenin anne yumurtalık hücresine erişmesini sağlamak için bir öncü kuvvet görevi görürler. Bu nedenle bu hücrelerin binlercesi yolda ölürler. Onun için yumurta hücrelerinden sadece üç yüz – dört yüz kadarı yumurtalık hücresine ulaşabilir. Ve bunlardan da ancak bir tanesi, yani o özel yaratılış kotlarını taşıyan hücre, yumurta içine intikal etmeye muktedir olur. Yumurta hücresi de seçilmiş bu kotları taşıyan sperm hücresini de içine aldıktan sonra tüm kapılarını kapatır ve böylece iki sevgili bir birine kavuşmuş olur. Yani 23 kromozom anneden, 23 kromozom da babadan gelerek yeni bir insan için kucaklaşmış olurlar. Böylece anne yumurtalık hücresi 46 kromozom sayısına ulaşır ve bu yeni hücre ile Kudret-i İlahi yeni bir insanın inşa sürecini başlatır.

İşte üreme hücrelerinin yaratılmasından itibaren bu döllenme süreci tüm yönleri ile bir mucizedir. Zaten Alemlerin Rabbi olan Yaratıcının yaptığı her sanat bir mucizedir. İnsanın yaratılış sürecinde ise en harika mucizelerden biri gerçekleşir ve kainatın çekirdeği olan genetik yazılım bir insana işlenerek, kainatın küçük bir meyvesi olan insan gören gözlerin önüne çıkarılır. Yani DNA denilen genetik yazılımın, yaratılış programın açılımı yapılır.

Evet insanın yaratılışında esas olan DNA bir yazılımdır, bir program, bir kotlar bütünlüğüdür. İnsanın tüm özelliklerini ihtiva eden bir program ve yazılım. İşte bir insan bu yazılımın kudret tarafından açılması ile inşa edilir. DNA ise insanlığın önündeki en gizemli ve sırlı bir meseledir. Bu gün yapılan bilimsel çalışmaların bir çoğu DNA ve genetik üzerine yapılmaktadır. Ve DNA’daki bu sırlardan ise çok az bir bölümü ancak keşfedilebilmiştir. Demek ki, DNA keşfedilmeyi bekleyen daha çok sırları ihtiva etmekte.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*