Yıkma kardeşim! Onaramazsın

Bu asır, bir yandan en tehlikeli, ama öte yandan da en kazançlı bir zamandır. En tehlikeli yanı ahir zaman olması, aldatıcı olması ve münafıkların Müslümanları aldatarak paramparça etmesidir.

Ama kazançlı olması ise; zifiri karanlıkta çok küçük ışıkların bile görünmesi gibi, az amellerin çok sevap kazandırması ve makbul olmasındandır. Müslümanların parçalanıp birbirine düşürülmesi demek ittihadın bozulması demektir. Şimdi bunu önlemek veya birlik beraberliğin bozulmasına alet olmamak için var gücümüzle çalışmak gerekir.

Biz bir çok şeyin farkına bile varamıyoruz. Dehşetli dinsizlik komitelerinin hain planlarına akıl erdiremediğimiz gibi, çoğu kez o planlara alet oluyoruz. Eğer asrın imamına kulak vermezsek, ikazlarını dikkate almazsak, kaş yaparken göz çıkarmaya devam edersek oyuna gelmişiz demektir. İttihadı sağlamak; dikkat ister, itina ister, muhabbet ister. Fakat bozmak hiçbir şey istemez. O yüzden çok dikkatli olmak icab eder. Yani kafana göre takılmayacaksın. Daha iyi yapıyorum diye bir takım hassasiyetleri yıkmayacaksın. Düsturları ve gönülleri kırmayacaksın.

Bu konu o kadar nazik ve o kadar hassas ki, dikkat edilmezse kırılıyor ve tamiri uzun zaman alıyor. Hatta bazen tamir etmek mümkün olamıyor. Çünkü namussuz zındıklar boş durmuyor, senin her boşluğunu kullanıyorlar. Sen bir takım şeyleri yıkarken, onlar armut taşlamıyor. Daha fazla bozman ve daha fazla zarar vermen için seni tuzağa çekiyorlar. Eğer ben yapıyorum ve yaparım dersen; oyuna gelmiş ve zındıkların işini kolaylaştırmış olursun. Kendini beğenmiş biri olarak kardeşlerini sevemezsin, dolayısıyla da birlik beraberliği bozmuş olursun.

Üstadımız bize yol gösterip yönlendirirken, bazı hassas ve uyulması gereken tedbirler tavsiye etmiştir.

Meselâ “Ve haklı her meslek sahibinin, başkasının mesleğine ilişmemek cihetinde hakkı ise: “Mesleğim haktır yahut daha güzeldir” diyebilir. Yoksa başkasının mesleğinin haksızlığını veya çirkinliğini îma eden, “Hak yalnız benim mesleğimdir” veyahut “Güzel benim meşrebimdir” diyemez olan insaf düsturunu rehber etmek” tavsiyesi bizim için bir emirdir. “Mesleğim haktır yahut daha güzeldir” diyebilir. Bundan anlaşılan illa böyle desin demek değildir. Diyebilir ifadesi belki teşvik için, kendi meşrebine muhabbet içindir.

Ama yaptığı hizmetten emin olanlar bu “Diyebilir” ifadesine ihtiyaç duymazlar. Çünkü bu olsa olsa bir fetvadır, ruhsattır. Diyebilir noktasında ısrar edilir ve ikide bir benimki daha iyi derse rekabet damarını tahrik eder, ayrışmalara yol açar. Durup dururken neden ben daha iyi yapıyorum deme ihtiyacı duyuyorsun? İyi yaptığından emin değilmişsin de nabız mı yokluyorsun, yoksa kendini beğenmişlik mi yapıyorsun? O halde kendini kontrol et ve tedavi ol. Enaniyet asrında, enaniyete esir olmadan hizmet edilebilir. Diyebilir ruhsatını, dert inadına dönüştürmemeliyiz. Bu ince bir mesele gibi geliyor, her ne ise.

Öte yandan, ittihadın en önemli göstergelerinden biri de gönül birliğidir. “Gönlün sığdığı yere, her şey sığar” demişler. O halde gönülleri yıkmadan, karıncayı bile incitmeden hareket etmeye ihtiyaç var. Tabi ki, bozgunculara karşı uyanık olmak ve bozanlara fırsat vermemek şartıyla. Bizim sözümüz hizmet erlerine.

Allah (cc) bizleri, gönül birliği ile “İttihad-ı İslâm’a” giden yolda ihlâsla istihdam etsin. Âmin inşallah.

Sabahattin Boyacı

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*