Almanya izlenimleri

Birlikte olamadığımız günlerin bir kısmında, evvelce duyurduğumuz üzere, Almanya’daki okuyucularımızla beraberdik.

Ahlen’deki, geçen yıl devreye giren mükemmel hizmet merkezinde, Avrupa Yeni Asya okurlarının her sene yılbaşı tatilini fırsat bilerek yapageldikleri geleneksel buluşmaya katıldık.

Almanya’nın dört bir köşesinden, Avusturya, İsviçre ve Hollanda’dan gelen misafirlerin yanı sıra, Türkiye’den Beytullah Kurtoğlu ile, aynı zamanda yazarımız da olan Necdet Pehlivan gibi eğitimcilerin de katıldığı feyizli sohbetler oldu.

Kucaklaşılıp hasret giderildi, şevkler tazelendi.

Programın bir özelliği de, gelenlerin çoğunun ailecek iştirak etmesi ve Ahlen’deki hizmet merkezinin, tıpkı şu günlerde yazarımız Ali Ferşadoğlu’nu ağırlayan Melbourne’daki Avustralya Nur Vakfı binası gibi, erkeklerle hanımların ayrı ayrı buluşmalarına sahne olup, her yaştaki çocukların da bu kucaklaşmalara renk katmasıydı.

Benzer bir kaynaşma, Allah nasip ederse, 50. vefat yıldönümünde Üstadı anmak için yine Köln’de Mayıs’ta yapılması öngörülen bir sonraki geleneksel randevuda gerçekleşecek inşaallah.

O toplantının hazırlıkları şimdiden başlamış.

Avrupa’daki okurlarımız, her zaman olduğu gibi Türkiye’deki gelişmeleri de yakından izliyor ve özellikle demokratik açılım tartışmalarını ve bu sürecin nereye varacağını merak ediyorlar.

Bu konuları temel ölçü ve parametreleriyle, çok fazla detaya girmeden izah etmeye çalıştık.

Ve katılımcıları, toplantıda dağıtılan “Said Nursî ve Demokratik Açılım” kitapçığına havale ettik. Kitapçık büyük ilgi gördü, hattâ Almancaya da çevrilmesi gerektiğini ifade edenler oldu.

Sohbetlerimizin arasında, 4 Kasım’da rahmet-i Rahman’a kavuşan Şaban Döğen’in de adı geçti. Yazarımızı orada da hayır ve rahmetlerle andık.

Gerek Ahlen buluşmasında, gerekse diğer duraklardaki sohbetleri tatlandıran çeşnilerden biri, Mikail Yaprak’ın yazdığı gibi hacdan gelenlerin hurma ve zemzemleri iken, bir diğeri de yemeklerin tatlı bölümünde sunulan aşurelerdi.

Sohbetlerin aşure günlerine tevafuku, inançlara dayalı Anadolu ve mutfak kültürünü oralarda da yaşatma çabası içindeki hanımlarca hazırlanan aşurelerin sofralara taşınmasına vesile oldu.

Bu durum, Almanya ve Avrupa’daki insanlarımızdan bahsederken kullandığımız “Avrupa’daki Anadolu” ifademizin ayrı bir teyidi niteliğinde.

Keza aynı günlerde oruç tutan okurlarımız da.

Köln ve Düsseldorf’ta katıldığımız sohbetler de çok feyizli ve istifadeli geçti. Nur hizmetinin gurbetteki çilekeş ve fedakâr öncüleri ile ikinci, üçüncü, dördüncü kuşak nur nesillerini bir araya getiren sohbet meclislerinde hem nurlu bahislerden okuduk, hem de verimli fikir teatileri yaptık.

Gezimizde, Hasan Yılmaz’ın tavsiyesiyle, Peygamberimizin (a.s.m.) “Ölümden başka her derde deva” dediği çörek otunun yağıyla da tanıştık.

“Dışarı”ya ilişkin gözlemlerimiz ise, Hıristiyan âlemindeki Noel coşkusunun, Şükrü Bulut’un yazdığı sebeplerle bir miktar gölgelenmiş olsa dahi, büyük ölçüde yine sürdüğü yönünde oldu.

Alışveriş caddeleriyle evlerin balkonlarındaki özel ışıklandırmalar, bu coşkunun ilk nazarda göze çarpan tezahürleriydi. Ve Almanya’nın Hıristiyan halkı, Merkel hükümetinin getirdiği kısıtlamalarla, yıpratıcı tesirleri hâlâ tam olarak aşılamamış olan krize rağmen, dinî bir bayram olan Noel’i coşkuyla kutlamaktan vazgeçmiyordu.

Bazı fanatik marjinallerin muhalefetine karşı samimî Hıristiyanların sıcak desteği ile önü açılan ve temeli atılan Köln Camiinin inşa edildiği alanın yanından geçerken, bu coşkuya İslâmî bayramların da farklı renk ve zenginlikler katacağı günlerin fazla uzak olmadığını düşündük.

Not: Köln’e inmemizden hemen sonra, Cumhurbaşkanı Gül’ün bir yazımızla ilgili tavzihini iletmek için aradığını yazdığımız Kemal İlter’in Protokol Müdürü değil, Kurumsal İletişim, Basın ve Halkla İlişkiler Başkanı olduğunu belirtelim.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*