Cesedin ezilsin, ruhun kurtulsun

Hapsedilmiş bir adama “bu adam hürriyetinden mahrumdur” denilir. Peki, ama “Ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşayamam” diyecek seviyede hürriyet aşığı bir adam nasıl olur da “hürriyetinden mahrum” kalacağını bile bile buna sebebiyet verecek fikirleri neşreder ve en gür sesle ilân eder? Hem nasıl olur da hürriyetinden mahrum kaldığı halde yaşamasına devam edebilir?

Çünkü öyle şeyler vardır ki, o hususta hürriyetinden mahrum bırakılmaktansa zindanlarda çürümeyi tercih eder hakikî hürriyetperver adam!

Çünkü başkasına alçakcasına tenezzül etmektense ve onun tahakkümü ve istibdadı altına girip ezilmektense, tecrid-i mutlakta bir ömür geçirmeyi tercih eder Sultan-ı Kâinat’a hizmetkâr olan adam!

Çünkü bilir ki hürriyet ona Rahman’ın hediyesidir ve o hediye aynı zamanda imanının bir hassasıdır. Ağzı perçinlenerek dışarı salınmaktansa avazı gür mahpus damları yeğdir.. Hakkın hatırını kırınca çıkan çatırtı, gardiyanın adım seslerinden pektir… Zulüm karşısında susmak bir hürriyet değil dilsiz şeytanlıktır.

Çünkü hürriyetin tesisi için “Şu devletin yarı milleti, pahasına verilse idi, gene erzan (ucuz) ve zulmetle beraber yansa idi gene ucuz!” fikriyle mezc olmuş ve hürriyet uğruna zulmetle yanmayı evlâ görmüş adam yanarken gönlü gül-gülistan ve hürdür.

Hürriyet gayet nazik ve nazenindir ve el üstünde tutulmalı ve pek ciddî muhafaza edilmelidir. Hem hakikî hürriyet, İslâm âdâbı ile edeplenmeli ve süslenmelidir. Zira âdâb-ı şeriatla edeplenmemiş bir hürriyet, hürriyet olmadığı gibi aziz Üstadımızın tabiri ile böyle bir hürriyet “belki hayvanlıktır, şeytanın istibdadıdır. Nefs-i emmâreye esir olmaktır”.

İşte şeriat hakkı için konuşmak, mahpus damlarına atılmayı netice verse dahi insaniyettir ve hakikî hürriyettir. Susup salıverilmek insanlıktan istifa olduğu gibi şeytanın istibdadına boyun eğip asıl hürriyetten mahrum kalmaktır. Çünkü hürriyet, istibdadın ezelî ve ebedî düşmanıdır. Hürriyete dost olan adam istibdada düşman olmak gerektir. Her ikisine de dost olmak elbette ve elbette muhaldir.

Evet, hürriyet dediğin yalnız ve yalnız cesedin hür olması demek değildir. Hem bu kadar ucuz bir meta’ da değildir. Ruhu mahkûm olmuş adama binler Cennet versen de manen Cehennemdedir.

Baştaki sorunun cevabını sorunun muhatabı bizzat kendi veriyor:

“Düşmanın çizmesi boğazımıza bastığı zaman onun yüzüne tükür! Ruhun kurtulsun, cesedin ezilsin.”

“Hapishanede zehirlenerek ölüm döşeğinde iken, fırsat bulup ziyaretine varabilen bir talebesine şöyle demiştir: ‘Belki hayatta kalamayacağım. Bütün mevcudiyetim vatan, millet, gençlik ve âlem-i İslâm ve beşerin ebedî refah ve saadeti uğrunda feda olsun. Ölürsem dostlarım intikamımı almasınlar.’”

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*