Kur’ân Medeniyeti mu′cizedir

Harran Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. Atilla Yargıcı, “Bediüzzaman, Batı medeniyetinin acize, Kur’ân Medeniyetinin Mu′cize olduğunu belirtmiştir. Gerçekten Kur’ân Medeniyeti güncelliğini korumaktadır. Batı Medeniyeti ise iflâs etmiştir” dedi. Bediüzzaman Eğitim Kültür ve Sanat Vakfı ile Risâle-i Nur Enstitüsü’nün, Bediüzzaman’ı Anma Haftası faaliyetleri kapsamında ortaklaşa düzenlediği, “Said Nursî’ye göre İnsanlığın Kurtuluş Reçetesi: Kur’ân Medeniyeti ” konulu panel Urfa City (Mozaik) Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Yusuf Sabri Şimşek’in sunuculuğunu yaptığı panel, Hafız Haşim Aksu’nun okuduğu Aşri Şerifle başladı.

Bediüzzaman Eğitim Kültür ve Sanat Vakfı adına açış konuşmasını yapan İsmail Zorlu, “Bediüzzaman ülkemizde ve dünyanın bir çok yerinde her yıl  çeşitli etkinlikle anılıyor. Eserleri, fikirleri, düşünceleri ele alınıyor, inceleniyor ve insanlarımıza aktarılmaya çalışılıyor. Bu gün bir çok aydın, ilim adamı, din adamı, sosyolog, siyasetçi ve devlet adamı Bediüzzaman’ın eserlerini okuyor, onun ortaya koyduğu orijinal yorumlardan istifade ediyor. Eserleri bir çok değişik dile çevriliyor“ dedi. Bediüzzaman’ın insanlığın kurtuluşu için reçeteler sunduğuna dikkat çeken Zorlu, “Bediüzzaman, fert aile, toplum ve millet olarak karşılaştığımız problem ve sıkıntılardan kurtuluş için bizlere bir çok reçeteler sunmuştur. O ilimden kalkınmaya, insan hak ve hürriyetlerinden demokrasiye kadar insanlarımızın mutluluğu için gerekli olan en güzel modelleri ortaya koymuştur.” diye konuştu.

Bediüzzaman’ın Urfa’da vefat etmesi tesadüf değildir
Bediüzzaman Hazretlerinin bütün dünyada tanınan ve eserleri büyük kitlelerce okunan büyük bir mütefekkir olduğunu kaydeden Adem Ölmez, “Bediüzzaman Hazretlerinin ölmek için Urfa’yı tercih etmesi sıradan bir tesadüf değildir. Urfalılar onu bağrına bastılar.  Sevgiliye burada kavuştu“ dedi.

BAKAN ÇELİK: BEDÜZZAMAN’I  RAHMETLE ANIYORUZ

ÇalIşma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, panele gönderdiği mesaj’da, “Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatının 52. yılı münasebetiyle tertiplenen Kur’ân Medeniyeti konulu toplantıya dâvetiniz için teşekkür ederim. Yoğun programım nedeniyle katılamayacağımı üzüntüyle belirtir, büyük İslâm Âlimi Bediüzzaman Said Nursî’yi bir kez daha rahmet ve minnetle anar düzenlenen toplantının başarılı geçmesi temennisiyle tüm katılımcılara selâm ve en içten iyi dileklerimi sunarım.” dedi. Panele Şanlıurfa Milletvekili Halil Özcan, Abdülkerim Gök, AKP İl başkanı Av. Yusuf Eğilmez, İl Genel Meclis Başkanı Mustafa Yavuz ve bir çok sivil toplum kuruluşu temsilcileri katılırken, programı Şanlıurfa’da yayın yapan Kanal Biz Televizyonu ve Güneydoğu Televizyonları canlı olarak yayınladı.

Kur’ân medeniyeti kardeşlik ve sevgi medeniyetidir

Konuşmasına, “Bediüzzaman, Batı medeniyetinin acize, Kur’ân Medeniyetinin Mu′cize olduğunu belirtmiştir. Kur’ân Medeniyeti güncelliğini korumaktadır. Batı Medeniyeti ise iflâs etmiştir” diyerek başlayan Harran Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Atilla Yargıcı şöyle devam etti: “Kur’ân medeniyeti insanın dünya nimetlerinden istifade etmesini, zevk almasını yasaklamaz. Ancak maddî hazlara meşrûiyet sınırı getirir, ‘helâl daire keyfe kâfidir, harama girmeye hiç lüzum yoktur’ prensibini koyar. Esas haz yerinin ebedî hayat olduğunu, onu kazanmak için de burada ilâhî kurallara uyması gerektirdiğini hatırlatmaktadır. Bu yüzden dünyada bulunan bütün nimetler ahiretteki asıllarının numuneleridir. Batı medeniyeti insanın Rabbi ile ve ahiret inancıyla bağını kopartıp onu nefis ve şehvet putlarına tapan bir insan haline getirmeyi hedefleyince onun aile bağlarını da kesip atmıştır. Bu medeniyette evlilik zevk ve eğlencenin önünde bir ayak bağıdır. Romantik aşk efsanesine insanları inandıran bu medeniyet, boşanmaların hızla artmasına sebep olmuş, insanlar romantik aşk peşinde koşarken toplumu toplum haline getiren ailenin temeline dinamit koymuşlardır. Çocukla ilgilenmek bir emek ister, sorumluluk gerektirir. Bu sorumluluğu bir yük olarak görenler, köpek ve kedileri kendilerini çocuk haline getirmişlerdir. Bu yüzden Batı medeniyeti gittikçe yaşlılar medeniyetine dönmektedir. Batı medeniyeti insanlığın fıtratına ters bir yola girdiği için, kendi bindiği dalı farkında olmadan kesmektedir. Allah katında insanların değeri ancak takva iledir. Bu yüzden bu ırkçılık illeti insanlığın yakasından ancak İslâmiyetin kardeşlik prensibiyle ortadan kaldırılabilir. Bunun için  Kur’ân medeniyeti bir kardeşlik ve sevgi medeniyetidir. Bediüzzaman, ‘Biz muhabbet fedaileriyiz. Husûmete vaktimiz yok’, diyerek Kur’ân medeniyetinin kardeşlik ve sevgi medeniyeti olduğunu özetlemiştir.”

BATI MEDENİYETİ, KUR′ÂN MEDENİYETİ İLE MÜSALAHA EDECEK

Panel konuşmacılarından Eğitimci-Yazar Sebahattin Yaşar, Batı Medeniyetinin  bir vahşet medeniyeti olduğuna dikkat çekerek, “Batı medeniyetinin vahşet medeniyeti haline gelmesinin sebebi, ilâhî kanunlardan uzaklaşmasıdır. Avrupa, ahlâksızlık, sefahat ve dalâletle bozulmuş ve İsevî dininden uzaklaşmıştır. Bu yönüyle, Batı medeniyeti dini değil, dünyayı ön planda tutan bir medeniyettir. İlâhî din izlerini kaybettiği için insanların dünyevî saadetini de yok etmiştir. Onun için bugün Avrupa medeniyetinin ‘mehasin’ gözüken iyilikleri bir etkileşimin ürünüdür. Batı medeniyeti dün olduğu gibi bugün de kendine adapte ettiği bu insanî değerlerle kendine gelecek ve kendini bu şekilde yenileyecektir. Bu haliyle gün geçtikçe kendini Kur’ân Medeniyetine yakın hissedecek ve onunla müsalâha edip, ondan istifade edecektir. Bu değişim daha da hızlanacaktır. Aklı güçlü, sözleri gerçek, sunuşu mükemmel olan fikirler her zaman etkili olacaktır. İslâm’ın insanlığa sunduğu medeniyetin, toplumlara değişik şekillerde takdimi yapılacak ve küresel köy haline gelen ortamda herkes birbirinin birikiminden istifade edecektir. Böylece toplumlar arası yanlış anlamaların da önü alınmış olacaktır” diye konuştu.

Said Nursî, projesinden hiç vazgeçmedi

Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz de, Kur’ân Medeniyetinin temellerinin Asr-ı Saadette atıldığına dikkat çekti. İlerleyen süreçte Avrupa’nın Ortaçağ karanlığından kurtulup medenîleşmesini Müslümanlara borçlu olduğunu vurgulayan Güleçyüz konuşmasına şöyle devam etti: “Hem Haçlı seferleri sırasında, hem de -bilhassa- Endülüs modelinden çok şey öğrendi. Müslümanların Asr-ı Saadette ve sonrasında, altın çağ yaşamaları, Kur’ân’ı doğru anlayıp dinlerini hakkıyla yaşamalarının bir sonucuydu. Said Nursî’nin ‘Medeniyetin güzellikleri, şeriatın başka şekle çevrilmiş birer meselesidir’ mealindeki sözüyle ifade ettiği gibi günümüz medeniyetinin müsbet kısmıyla devam eden Kur’ân medeniyetini yeniden ihya etmek gibi bir vazife ve sorumlulukla karşı karşıyayız. Medresetüzzehra, İslâm toplumunda bütün bu manaları yoğuran bir medeniyet hamlesinin ilmî, fikrî ve sosyal altyapısını hazırlarken bölge ve dünya barışının da temellerini inşa edebilecek bir projeydi. Bir taraftan toplumu tehdit eden cehalet, fakirlik ve ihtilâf düşmanlarının sanat, marifet ve ittifak silâhlarıyla mağlûp edilmesini; diğer taraftan mektep, medrese ve tekkenin buluşturulmasını; meşrûtiyet (demokrasi) ve hürriyette ifadesini bulan değerlerin kitlelerce sahiplenilmesini öngören cihanşümûl bir projedir. Bediüzzaman, Medresetüzzehra’yı kurma hedefinden hiç vazgeçmedi. Şartların uygun hale geldiğini gördüğü her dönemde projesini gündeme getirdi. Ama beklediği ilgi ve desteği göremedi. Buna karşılık, Nur hizmetiyle bu proje manen tahakkuk etti. Eserlerin okunduğu her evi okul haline getiren, dünyanın her yerinde şubeleri olan, her milletten öğrencilerin gönüllülük temelinde tahsil gördüğü sivil bir eğitim ağı olarak.”

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*