Nasihat değil, belki tarzımız problemdir

Bir insana nasihat ederken nasihatin nasıl yapıldığı, nasihatin kendisi kadar önemlidir.

Çoğu zaman nasihat doğru, ama tarz yanlış olmaktadır. Şefkat, merhamet, muhabbet gibi duyguların bu uğurda heba edilmesi de işin cabası.

İnsanı yaratan Allah, ‘Ben seni yarattım, emirlerime harfiyen uyacaksın, bitti.’ gibi bir dil kullanmıyor. Dünyaya gelme vesilemiz ebeveynler böyle bir dil kullanıyorsa, bu akla uygun bir nasihat dili değildir. Yani bu adeta ‘aklını, kalbini, vicdanını, nefsini bırak bir kenara sadece beni dinle’ demektir. Oysa Allah insana kudretten cihazlar, kaderden programlar yükleyerek, emirlerini onlarla tartmasını ve hür iradesiyle kabul veya ret etmesini hikmetli bulmaktadır. Ta ki asiler cezaya, mutiler mükâfata hak kazanmış olsun. Böyle olsa, rahatsız edici ses tonuna, incitici kelime kullanımına ve her iki tarafı da olumsuz etkileyecek duygu yıpranmasına da hiç gerek kalmayacaktır.

Belki ulaşmayan nasihatimiz söz konusu olduğunda hemen, ‘demek daha zamanı değil, demek bu tarzım uygun değil, demek nasihatim halis ve niyetim safi değil’ gibi, nasihat edenin kendini gözden geçirmeye bir vesile yapmaktır. ‘Ne engelim var ki, bu nasihatim ulaşmadı’ demek daha anlamlıdır. Nasihatin muhtevasını yaşayacak olan odur, onun için onun idrak etmesi önemlidir. Yani, akla kapı açmak, ihtiyarı elden almamak, tam da nasihatin kendisidir.

Hazret-i Peygamberin (asm) yanında on yıl yaşayan Enes bin Malik’e, ‘yapması gereken bir şeyi yapmadığımda, ‘neden yapmadın?’; yapmaması gereken bir şeyi yaptığımda da ‘neden yaptın?’ dememesi’ hali, çok daha yüksek bir iletişim dilidir. Varlığının, bir şeyleri zaten çağrıştırması, varlığının öncesinde yüklenen nasihatleri hatırlatması henüz eğitim biliminin, iletişimin ulaşmadığı bir noktadır.

Hakikati muhataba, bir emanet şuuru içerisinde nezaketle taşımak nasihat edenin sorumluluğudur. Yaratan Allah’ın insanın aklına hitap etmesi, aklı ve kalbini kullanmayı istemesi konunun özünü oluştururken, bizim de nasihat sunmada yanlışlarımızın nerelerde olduğunu göstermektedir. Emanet olan nasihat Allah’ındır, bize düşen evlâdımıza, öğrencimize, insanlara Allah’ın mesajını yine Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanarak taşımaktır; dağılmış mimiklerle, bozuk ses tonuyla, kalbi incitici kelimelerle hakikate perde olarak değil.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*