Yeni Asya ve zor yılların sonu

Eskiler hatırlar…

Uzun yıllar Yeni Asya’da “Siyaset Günlüğü” köşesinde yazılar yazdık.

Bilhassa 28 Şubat sürecini bire bir yaşadık.

O süreç gerçekten zor bir süreçti.

İhtilal dönemlerini hep okuyarak öğrenmiştik.

Ama 28 Şubatı ise yaşayarak öğrendik.

Şu acı bir gerçektir:

Yeni Asya hep hedefte olmuştur.

Sabetaycı münafık Yahudi kırıntılarının, gizli masonik komitelerin, Süfyanist rejim artıklarının, dinsiz zındıka cemiyetlerinin, hatta cahil dost tabakalarının hedefinde.

Bunlar hep bu hizmetin yolunu kesmek için uğraşmışlar.

İçeriden ve dışarıdan var güçleri ile saldırmışlar.

Ama sonuç ne olmuş?

Çok şükür Rabbimize ki, bizleri hep korumuş.

O çok zor süreçlerden alnımız ak, başımız dik olarak çıkmamızı nasip etmiş.

İşte bu gün 53. yılını anmakta Yeni Asya.

Evet, bu gün dertlerimiz çok…

Millet ve cemiyet olarak ağır sıkıntılar da yaşıyoruz…

Ekonomik ve sosyal ve siyasi krizler de had safhada…

Maddi ve manevi musibetlerle herkes bunalmış vaziyette…

Ancak her şeye rağmen ümidimiz de var.

Zaman tek düzeye giden bir çizgi değil ki…

Rabbimiz kış içinde yazı, yaz içinde kışı yaşatır.

Karanlıklardan nura çıkartır.

İşte bu günlerde de kapkara bir karanlığı yaşıyoruz.

Zahiren gecenin en koyu anındayız.

Bu da demektir ki, şafakların doğması yakınlaştı.

Zor yılların sonuna doğru geliyoruz inşallah.

İnişlerin sonu, çıkışlardır.

Tünelin ucunda ışık göründü.

12 Eylül fitnesi ile başlayan cemaatleri dünyaya bulaştırma ve onları bir birine düşürme projesi 2002 yılında farklı bir sürece girmişti.

Plan derin, fitne kopkoyu bir karanlığa bürünmüştü.

İşte bu süreç 15 Temmuz ile ete kemiğe bürünüp göründü.

Bu yıldan sonra hizmet grupları için farklı ve zor bir süreç başladı.

Elbette ki Yeni Asya da bu süreçten payına düşeni aldı.

Bir çok sıkıntı da yaşadı.

Bunları bire bir yaşayarak gördük ve şu anda da görüyoruz.

Ancak;

Ümidimiz o ki bu sürecin de sonuna geldik.

Artık zor yıllar bitiyor gibi.

Biraz daha sabır, biraz daha direnç göstermemiz gerek.

Ne diyor Hz. Ali efendimiz:

“Zaman uzasa, sonu gecikse bile, sabreden mutlaka zafere ulaşır.”

Ve Üstadımızın şu sözü bize şevk ve gayret versin:

“Ey yüzden ta üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş, sâkitâne benim sözümü dinleyen ve bir nazar-ı hafiyy-i gaybî ile beni temâşâ eden Said, Hamza, Ömer, Osman, Yusuf, Ahmed, v.s. Size hitap ediyorum.”

“ Tarih denilen mâzi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgrafla sizinle konuşuyorum. Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim. Siz inşaallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz. Şimdi ekilen nur tohumları zemininizde çiçek açacaklar.”

Allah bizleri tüm “dahili ve harici” fitnelerden korusun.

Yeni Asya’nın nur davasını kıyamete kadar baki kılsın. Amin.

 

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*