Zulümler, dua ve beddua

Üstad diyor ki 26. Mektupta:

“Bir zaman, ben bir kısım ehl-i dalâlete mühim bir vakitte kahr ile dua ettim. Bedduama karşı, müthiş bir kuvvet-i mâneviye çıktı. Hem duamı geri çeviriyordu, hem beni men etti.”

Peki…

Kime beddua ediyor Üstad:

O zamanın ehl-i dalaleti olan Tek Parti şürekasına…

Ve onun reisine ediyor bedduayı.

Peki niçin geri çevriliyor duası?

Meğer “kambur adı ile anılan” zamanın Mekke’deki kutb-u azamı ve oradaki evliyalar o ehli dalalete dua ediyorlarmış.

Islah olmaları için Allah’a yalvarıyorlarmış.

İşte bu nedenle:

Hem Üstadın bedduası geri çevriliyor…

Hem de beddua etmesi yasaklanıyor.

Ne kadar ilginç bir durum değil mi?

Tüm zamanların en büyük şer hareketlerinden birisi olan o malum cereyan dahi arkasında bir manevi destek ile yol alıyor.

Yine Üstad bu duruma şöyle dikkat çekiyor:

“Sonra gördüm ki, o kısım ehl-i dalâlet, hilâf-ı hak icraatında bir kuvve-i mâneviyenin teshilâtıyla arkasına aldığı halkı sürükleyip gidiyor, muvaffak oluyor.”

Demek ki en zalim cereyanlar bile arkasındaki manevi destekle yol alıyor.

Manevi destek kesilince de yolda kalıyor ve bitiyor.

1. Reisin akıbeti gibi.

Nihayetinde Kambur da meseleyi anlıyor.

Islah mümkün olmayınca o da Üstada iktida ediyor.

Beddualar da birlik olunca o malum şahıs da dünyadan göçüp gidiyor.

Son bir yılında amansız bir hastalığa yakalanarak.

Daha fazla bilgi isteyenler hatıralarda geçen “kambur hikayesine” bir göz atsınlar.

İşte zulüm üzerine gidenlerin akıbeti böyle.

Ya bir amansız hastalığa yakalanıyorlar, ya da bir anda yere düşüp dünyayı terk ediyorlar.

Benzer bir durum da şu an yaşanıyor.

Zira günümüzde;

Haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, zulüm ayyuka çıkmış durumda.

Sadece bir grup değil, her kesim baskı altında.

İnim inim inliyorlar.

Peki bu kadar zulme rağmen iktidar nasıl ayakta kalıyor?

Büyük ölçüde dua gücü ile.

Çünkü, bilhassa Reisin arkasındaki dua gücü azımsanmayacak ölçüde.

Ortalıkta bir sürü “kambur ve cibali baba” dolaşıyor.

Bu konuya önceden de temas etmiştik.

İşte bu manevi destekle şimdiye kadar işini yürüttü Reis bey.

Ancak gelinen son noktada;

İşlerin biraz tersine döndüğü gözlemleniyor.

Şayet Reis hasta ise…

Hastalığı da tedavi edilemez boyutta ise…

Fiziki gücünü kaybetme ve bir sona doğru gidiyorsa…

Arkasındaki dua gücü ya azaldı…

Ya da beddua gücü öne geçti demektir.

Zaten böyle baskıcı rejim sahipleri ya bir anda düşer ölürler…

Ya da amansız bir hastalığın sonucunda dünyaya veda ederler.

İşte biz “Reis bey hasta mı” adlı makalemizde bu hususu işlemeye çalışmıştık.

Değerli dostlar!..

Biz bu zeminde günlük hadiseleri yorumlamaya çalışıyoruz.

Basit bir anlatım ve basit bir dille içtimai ve siyasi ve idari meseleleri izah etmek için uğraşıyoruz.

Bazen bize kadar da geliyor:

“Bu sitede siyasi ve içtimai konular olur mu” diye.

Ancak;

Bizim istinat noktamız Üstadın beyan ettiği içtimai, siyasi ve idari prensiplerdir.

Bu nedenle burada ele aldığımız konuların mutlaka ki Risale-i Nurun temel prensiplerinde bir karşılığı vardır.

Ya bir cümle olarak, ya bir paragraf olarak, ya da genişçe bir izah olarak.

Buna bilhassa dikkat ediyoruz.

Üstelik;

Lahikalar orada durduğu müddetçe…

Münazarat, Hutbe-i Şamiye, Beyanat ve Tenvirler gibi İslamın yüksek siyaset ve idaresini izah eden eserlerin ışığı doğrultusunda…

Güncel siyasi ve idari konular hakkında mutlaka ki izah ve yorum yapılacaktır.

Biz oluruz ve vaya başka biri fark etmez.

Risale-i Nura bir bütünlük içinde bakmak lazım.

Unutulmasın ki:

Onuncu Söz ne kadar değerli ise, Münazarat da bir o kadar değerlidir.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*