İslâmiyeti kimse tek başına temsil edemez

Genç bir kardeşimiz kitabında, “İslâmiyeti, cemaatleri, vakıf ve dernekleri temsil edenlerin taşımaları gereken vasıfları” kendine göre sıraladı.
Bu düşünce biçimi, “kişi, şeyh, hoca, liderlere”, yani “şahsiyetçilik” getiriyor.

Aklın, mantığın vicdanın da kesin verisidir: Kişi, kanaat önderi, şeyh, lider vs. İslâmiyeti, cemaati, tarikatı temsil edemez. Bir Müslüman ne kadar büyük âlim, ne kadar derin bir mütefekkir, ne kadar ehl-i takva da olsa yine İslâmiyeti temsil edemez.

Zira, şahıs, İslâmiyetin bütün yönlerini göremez, anlayamaz, gösteremez, anlatamaz, yansıtamaz. Ancak İslâmiyeti anlamaya, yaşamaya, hayatına yansıtmaya çalışır. Bir Müslüman Kur’ân’a ayna olur, vekil olmaz, temsilci olmaz, olamaz.

Hatta, İslâmiyeti değil şahıslar, tek bir mezheb bile temsil edemez. Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeliler yalnız başlarına İslâmiyeti temsil etmezler, edemezler.

Gayet tabiî ki, mezhepler “coğrafya, şart, imkân ve mekâna” göre İslâmiyeti Kur’ân ve Sünnet-i Seniyyeye göre anlar ve yaşamaya, hayatlarında yansıtmaya çalışırlar. Dolayısıyla, İslâmiyeti “Hanefi” veya “Şafii” veya “Maliki” veya “Hanbeli” mezhebi tek başına temsil ediyor denmez, denemez.

Keza, cemaatler, tarikatler, ekoller de İslâmiyeti temsil etmezler, edemezler. Bu bağlamda, “İslâmiyeti Nur Cemaati temsil ediyor, Nakşi, Kadiri, Şazeli vs tarikatı temsil ediyor!” denmez, denemez. Onlar da İslâmiyeti gayet tabiî ki, Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye ve dolayısıyla kendi mezheplerine meslek ve meşreplerine göre anlamaya ve yaşamaya, çaplarına göre aksettirmeye çalışırlar.

Bu zaviyeden bakıldığında, “Falan cemaat, filan tarikat veya şu ekol mensup olduğu mezhebi temsil ediyor” denmez, denemez.

Meseleye şu misaller zaviyesinden bakarsak, daha iyi anlaşılır: “Falan üniversiteyi, tıp fakültesi temsil ediyor veya hukuk fakültesi temsil ediyor veya iktisat fakültesi temsil ediyor!..” denilemez.

YAZDIR

BENZER KONUDA MAKALELER:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*