Ahirete imanın dünyadaki faydaları

Ahiretin varlığına, cennet ve cehennemin muhakkak surette olduğuna ve olması gerektiğine dair bahisler Onuncu Söz’deki Haşir Risâlesi ile sınırlı değil.

Bu harika risâlenin dışında, ayrıca Dokuzuncu Şuâ, Yirmi Sekizinci ve Yirmi Dokuzuncu Söz başta olmak üzere, Nur Külliyatının birçok yerinde Haşir âkidesi ve âhirete iman meselesine dair mevzular işleniyor, deliller gösteriliyor, meseleye farklı yönlerden bakılarak pek ikna edici izahlar yapılıyor.

Neticede, bu izahları anlayarak okuyanlar için şöyle pek iddialı bir söz ile bazı kimseler için âdeta final ifadesi kullanılıyor: Haşrin geleceğine, eğer baharın gelmesi gibi inanmaz isen, gel parmağını gözüme sok.

Evet, Risale-i Nur’daki haşre dair bahisleri okuduktan sonra, hakikaten insan âdeta âhiret diyârını gözle görür gibi inanmaya başlıyor. İnanmayan kimse, ya peşin fikirli olarak inanmak istemiyor, ya da okuduğunu anlamıyor demektir.

*

Âhiret imanı olmazsa, dahası şayet cennet-cehennem itikadı bulunmazsa, insanlar kısa bir zaman içinde birbirleri yer bitirir. Evet, kişi yaptıklarından dolayı hesap vermek durumunda olmazsa, böyle bir itikad bulunmazsa, elbette gücü yeten yetene olur. Ortada güven diye bir şey kalmaz. Bunun neticesi olarak da ferdî ve içtimaî hayat herc û merç olur.

Demek ki, dünya hayatını dahi dengeleyip düzene sokan âhirete olan imandır. Bu iman ile, herkes yaptığının ve yapacağının hesabını vereceğini düşünerek hareket eder. Şu acı gerçeğe hepimiz şahit oluyoruz ki, çoğu zaman “Zalim izzetinde, mazlum zilletinde kalarak buradan göçüp gidiyorlar.” Bu durum karşısında, vicdan ve akıl “Bir mühkeme-i kübrâ”nın olmasını istiyor. Esasında, bütün insanî duygular, hiçbir şeyin gizlenemediği ve kaybolmadığı, dahası kimsenin hakkının diğerinin yanında kalmadığı bir büyük mahkemenin olmasını gerektiriyor.

İşte, Risâle-i Nur’daki haşre dair mevzular, bilhassa bu noktaya büyük tahşidat yapıyor ki: Muhakkak sûrette, öbür tarafta herkes için bir ceza ve mükâfat yeri olması gerekiyor. Yaratan’a karşı olan vazifelerimiz gibi, kul hakkına karşı olan mükellefiyetlerimiz de bunu muklak şekilde iktiza ediyor.

Son derece dikkate değer bir başka nokta şudur ki: İmanın diğer beş rüknü de ahiretin hem varlığını iktiza ediyor, hem de ayine gibi onun varlığını gösterip ispat ediyor. Söz konusu bahislerde meselenin bu tarafına dair mühip ve nurani pencereler açılarak umumi imanın inkişâfına kuvvet veriliyor, mukavemet sağlanıyor.

*

10. Söz’ün devamı ve mütemmimi manasındaki 9. Şua’da haşir ve ahiret akidesinin bilhassa dünya hayatına olan faydalarından söz ediyor. Bu kısmın da bir özetini takdim ettikten sonra bahse nokta koyalım inşallah.

9. Şua’da mevzuya şu ifade ile giriş yapılıyor: “Ahiret akidesi, hayat-ı içtimaiye ve şahsiye-i insaniyenin üssü’l-esası ve saadetinin ve kemâlâtının esasatı olduğuna, yüzer delillerinden bir mikyas olarak, yalnız dört tanesine işaret edeceğiz.”

Bu dört maddelik tasnifin geniş sûretini yerinden okumayı tavsiye ederek, burada o maddelerin sadece ilk cümlelerini takdim edelim. Şöyle ki:

Birincisi: Nev-i beşerin hemen yarısını teşkil eden çocuklar, yalnız Cennet fikriyle, onlara dehşetli ve ağlatıcı görünen ölümlere ve vefatlara karşı dayanabilirler.

İkincisi: Nev-i insanın bir cihette nısfı olan ihtiyarlar, yalnız hayat-ı uhreviye ile, yakınlarında bulunan kabre karşı tahammül edebilirler

Üçüncüsü: İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını tecavüzattan ve zulümlerden ve tahribattan durduran ve hayat-ı içtimaiyenin hüsn-ü cereyanını temin eden, yalnız Cehennem fikridir.

Dördüncüsü: Nev-i beşerin hayat-ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esaslı zemberek ve dünyevî saadet için bir cennet, bir melce, bir tahassungâh ise, aile hayatıdır.

*

Mezunun devamında, hem çokcuklar, hem gençler, hem ihtiyarlar, hem de aile hayatı için, en huzurlu hayat, en saadetli yaşayışın yine âhiret akidesi ile mümkün olduğunu geniş bir sûrette izah ve ifade ediliyor.

Allah, bizi daima âhiretini düşünen, kendini ebedî hayata ciddi şekilde hazırlayan ve daima ölüme hazırlıklı olarak yaşayan kullarından eylesin. Âmin.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*