Avunuyoruz

Beşikten mezara kadar her insan ahiretin yolcusu ve dolayısıyla, ahireti düşünmesi, adımlarını ona göre atması gerekirken bilakis, hâlâ dünya peşinde.

Damağına dokunacak bir parmak tat için amelleri heder etmek akıl alır şey midir?

Düpedüz avunuyoruz.

Bir ömür, kendimizi bir şey bilip, bildirilen umurlardan uzağız.

Sürekli, gözümüzde at gözlüğü…

En başta nefsim olmak üzere, gerçekleri görmek; gördüğünü idrak edip durumuna çekidüzen vermek varken, kalın bir gaflet ile maazallah  âdeta görmemeye çalışıyor gibiyiz.

Ama Gören, görüyor!

Aldanmakta fayda yok.

Var edenin varlığını, bile bile; bildiğini bile bile, bilmez gibi (hâşâ) yaşamak, mümin olan hiç kimseye yaraşmaz.

Yaraşmazın da ötesinde, her insana dağlar kadar gâile.

Görmek lâzım, duymak lâzım; duyulana, uymak lâzım!

Cenab-ı Hak, mümin kulunu Cennetine koymak için, onlara, o kadar çok fırsat vermiş, o kadar çok sevap kazanma sebepleri lütfetmiş ki, pek çok kapı, keremiyle açılmış.

Biz hâlâ emirlerine uyup, yasaklarından kaçınarak adam gibi bir kul olamazsak, yarın orada hâllerimiz nicedir?

Ey azizler yola gelelim, yola!

Rabbimizin gösterdiği istikamet üzere…

Dünya zevki, dünya hazzı hakikatte ağıdır.

Buna rağmen, biz hâlâ inat ediyor, “odunumun parası” diyorsak vay hâlimize, vay!

Allah (cc), “Rahmetim gazabımı geçti”1 buyuruyor. Amenna, ama Kazköy’lü Osman amcanın sabah namazına uyanamayan talebelere dediği gibi; “Yat aşağı, git Cennete”. Böyle bir hazırcılık olur mu?

İkrama lâyık olmak bile, ciddi gayret gerektirir.

Risale-i Nur’un her yeri, bu hakikatleri anlatıyor; hem de, herkesin anlayabileceği bir şekilde. Bilenler bilir, bilmeyense, Nur-u Kur’an tefsirine bakabilir.

Sözün özü:

Yola gelelim, yola…

Gelelim ki, akıbetler hayr ola.

Dipnot:

1 .Aclunî, Keşfü’l-Hafâ, 1: 448.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*